ABD “yeşil ışık yakmadı” ama… Prens Rıza İran’a dönebilir mi?

Mustafa Kemal Erdemol yazdı: ABD “yeşil ışık yakmadı” ama… Prens Rıza İran’a dönebilir mi?

İran’da on dört gündür süren gösterilerdeki en ilginç görüntü sürgündeki Veliaht Prens Rıza’nın portrelerinin taşınıp lehine sloganlar atılmasıdır herhalde. İlginçtir; çünkü adıgeçenin, ülkesinde ciddi bir destekçisi olduğuna ilişkin bir işaret yok gibi düşünülmüştür hep. Ancak sosyal medyada adına yazılan marşlardan, hayatından kesitlerin yer aldığı videolardan geçilmiyor. İran’dan paylaşıldığı izlenimi verilen bu malzemelere bakılırsa İran’da dağlar, taşlar “Prens Rıza” diye inliyor.

Böyle midir gerçekten? Prensin kendi kendine gaza gelip, İran’da yönetimi hemen devralabileceğini, özellikle Donald Trump’a duyurduğunu biliyoruz. Beklediği karşılığı almadığını da. Yani en azından şimdilik, İran’a müdahil olduğunu bildiğimiz, daha da olacaklarını tahmin ettiğimiz merkezlerin “ajandalarında” Prens yok.

Ne var ki, yine de yabana atılmamalı böyle bir olasılık. Çünkü özellikle dinci rejimin uygulamalarından gına getirmiş halkın büyük bir bölümü için, örneğin Halkın Mücahidleri de bir alternatif olmaktan çıkmış durumda. Hem artık iyice pasifleşmiş oluşundan hem de planı, programı, ılımlı da olsa dini kapsadığından artık bir cazibe merkezi değil bu bir zamanların en güçlü muhalif örgütü. Türbandan, çarşaftan nefret noktasına gelmiş halkın türbanlı Meryem Recavi liderliğindeki bir oluşuma sıcak bakması artık zor. Dolayısıyla şimdilik düşünülmese bile, İran’a müdahil güçler için Prens Rıza bir alternatif olarak görülebilir yine de.

Babasının devrilmesinden bir yıl önce, 1978’de savaş uçağı pilotluğu eğitimi almak için gittiği ABD’den ülkesinde “devrim” patlayınca dönemeyen veliaht prensin ciddi bir desteği olduğunu ileri sürenler de var tabii. İran asıllı Kanadalı politikacı Goldie Ghamari bunlardan biri, “yüzde 85’in üzerinde destekçisi olduğunu” iddia ediyor. Prens Rıza’nın diyasporada güçlü bir desteği olduğunu biliyoruz, ama İran’da hatırı sayılır bir gücü olduğuna inanamam, Ghamari kusura bakmasın.

Rejime muhalefet edenlerin bir karşı hükümet programları var mı haberdar değiliz. Baskıya, hayat pahalılığına, dünyadan dışlanmaya karşı çıkılırken bir planın/projenin olmadığını muhalefetin dağınıklığından, liderlik yoksunluğundan anlayabiliyoruz. Bu da kitlelerin eylemlerini dışarıdan müdahaleye açık hale getiriyor.

Anlaşılan o ki, halkın en acil talebi rejimden bir an önce kurtulmak. Sonrasının ne olacağı konusunda kafa yoran yok gibi. Gösterilerde ABD ile İsrail bayrakları bile dalgalanıyor, düşünün. Adıgeçen ülkelerin, müttefiklerinin de katılımıyla İran’a çullanabileceklerini, İsrail merkezli bir “Yeni Bölge Düzeni” kurulmasında İran engelini de kaldırmak istediklerini elbette biliyorum, ama binlerce protestocunun ABD/İsrail tarafından satın alındığını ya da kandırıldığını düşünenlerden de değilim. En temel özgürlüklerden yoksun durumda İran emekçisi de, tümüyle halkı da. Bunun doğurduğu öfkeyle hatta nefretle, ABD/İsrail’in devrimlerini çalacaklarını hesaba katmıyorlar.

Oysa kimseye ihtiyaç duymadan rejimden kurtulma şansları var. Çünkü bu seferki gösterilerin son derece ciddi olduğunu Tahran’ın Büyük Çarşısı’ndaki esnafın da protestolara katılmasından anlayabilmek mümkün. Her fırsatta söylerim, bölgenin en büyük Ticaret burjuvazisi İran’dadır. Bazaar olarak adlandırılan bu kesim de “kendisine dokunmadığı için” yıllarca şikayetçi olmadığı rejimi yeni pazarlar bulamamanın sorumlusu olarak görmeye başladı uzun bir süredir. Şah’ın düşüşü de Bazaar’ın son anda gösterilere katılmasıyla mümkün olmuştu.

Halkta rejime yönelik büyük nefretin her türlü manipülasyonu kolaylaştıracağı malum. ABD/İsrail karşıtı bir gücün – ılımlı bile olsa- İran’ı yönetmesine izin vermeyecek malum merkezler, Rusya ile Çin ağırlıklarını koymazsa tabii. Dolayısıyla, en zayıf seçenek gibi görünen Prens Rıza'nın öne çıkarılması ihtimali güçleniyor. Sözünü ettiğim “acil kurtulma” hedefine odaklanmış halkta karşılığının olup olmamasının da bir önemi kalmıyor Prens’in haliyle. Çünkü zat, ABD’ye de İsrail’e de çok ama çok bağlı. Malum merkezler için önemli olan bu.

Ölçü olmaz tabii ama kişisel tanıklıklarım var; şu sıralar bulunduğum Londra’da İranlı sosyalist dostlarımla, İranlı meslektaşlarımla konuşuyorum. Ortak görüşleri Prens Rıza’ya doğru bir eğilimin olduğu yönünde. Çünkü nedense halkın bir kesiminde “monarşi döneminde otoriterliğin olmadığına” inanmak gibi bir tuhaflık var. Bir de “Şah İslamcılara zulüm yaptıysa, onların ne olduklarını bildiğindendir” inancı yaygın. Bazı marşların sözleri arasında Şah’a yönelik “affet bizi aryamerh”in (Aryan ulusunun ışığı) bulunmasının nedeni bu duygu olabilir.

Protestolar şiddetli, öyle ki ABD’li kimi uzmanlar “rejimin yıkılması an meselesi” deyip durmaktalar. Bunun, yıkılmaz demiyorum ama, çok kan dökülse de, kolay olacağını sanmam. Devrim Muhafızları ile paramiliter gönüllü milisler olan Sazman-e Basij-e Mostaz'afin etkisiz kılınmadıkça biraz zor görünüyor.

Ama halktır bu.

Ne yapacağı gerçekten belli olmaz.

Prens Rıza’yı herhalde konuşacağız daha.

Dünya Haberleri