"Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında eğitim yeni bir aydınlanma devrimi mi yoksa karanlığa teslimiyet mi olacak?"
THTM Öğretmen İnisiyatifleri Genel Yürütme Kurulu Üyesi Eğitimci İnci Gül Acar ile 12 Nisan Ankara Cumhuriyetçi Öğretmenler Kurultayı’nı ve eğitim problemlerini konuştuk.
THTM Öğretmen İnisiyatifleri hangi ihtiyaçtan doğdu?
THTM (Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi) Öğretmen İnisiyatifleri, eğitimde yaşanan gericileşme ve piyasalaşma süreçlerine karşı Cumhuriyetçi, laik ve bilimsel eğitimi savunan öğretmenlerin tabandan örgütlenme ihtiyacıyla kuruldu. Özellikle son yıllarda okullarda ramazan etkinlikleri dayatmaları, ÇEDES benzeri projeler, tarikat ve cemaat yapılarının eğitim alanına sızması, MESEM’lerle çocuk işçiliğinin teşviki gibi uygulamalar karşısında “çocuklarımızı bu karanlık kuşatmaya teslim etmeyeceğiz” vurgusuyla hareket ediyorlar.
Kuruluş amacı, öğretmenlerin aydın kimliğini öne çıkararak Cumhuriyet’in kazanımlarını (laiklik, bilimsel eğitim, kamusallık) savunmak ve bunları “emeğin cumhuriyeti” perspektifiyle ileriye taşımak. Bu inisiyatifler aracılığıyla öğretmenler, yerel açıklamalar, basın toplantıları, 3 Mart Devrim Yasaları eylemleri ve veli-öğretmen koordinasyonu gibi yöntemlerle direniş hattı örüyor; aynı zamanda öğretmen okullarının ve Köy Enstitüleri mirasının yeniden tartışılmasını, programların gerici içeriklerden arındırılmasını ve öğretmen yetiştirme sisteminin bilimsel temellere oturtulmasını savunarak bir yeniden inşâ süreci yürütüyor. Örgütlü bir Cumhuriyetçi öğretmen hareketi yaratma iddiası taşıyor.
12 Nisan Ankara Cumhuriyetçi Öğretmenler Kurultayı’nın temel amacı nedir?
Kurultayın temel amacı, eğitimde kamusal eğitimi, eşitliği ve laikliği yeniden tartışmak, birlikte kurmak ve Cumhuriyet ile eğitim ilişkisini ele almak. 12 Nisan 2026’da Ankara Nergiz Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenecek etkinlikte akademisyenler, eğitimciler, sendika temsilcileri ve Cumhuriyetçi öğretmenler bir araya gelecek; kamusal eğitimin dönüşümü, öğretmen kimliğinin yeniden inşası ve bir “emekçi cumhuriyetinde” eğitimin unsurları konuşulacak.
Evet, bu kurultay eğitimdeki gerici kuşatmaya karşı bir direniş ve uyanış olarak konumlandırılıyor. “Meydan okumaya karşı meydan okuma” anlayışı taşıyor. Somut sonuçlar olarak beklenenler: Cumhuriyetçi öğretmenlerin daha örgütlü bir hattının güçlenmesi, ortak mücadele kararlarının alınması, laik-bilimsel eğitim için yol haritası tartışmaları ve yerel inisiyatiflerin ulusal düzeyde koordinasyonunun artması. Kurultay, parçalı direnişleri birleştirmeye ve geleceğe dair umutlu bir perspektif yaratmaya katkı sunmayı hedefliyor.
Türkiye’de eğitim sisteminin en temel sorunu nedir?
Bence en temel sorun, eğitimin laiklikten ve bilimsel temelden uzaklaşması ile birlikte kamusal niteliğinin sistematik olarak aşındırılması. Son yıllarda eğitim politikaları, dinci-muhafazakâr bir yönelimi derinleştirirken piyasacı unsurları (özelleştirme eğilimleri, MESEM gibi modeller) de güçlendirdi. Bu değişimler, öğrencilerin eleştirel düşünme, bilimsel yöntem ve eşitlikçi değerler kazanmasını zorlaştırıyor; öğretmenleri ise meslek onuru, güvence ve pedagojik özgürlük açısından yıpratıyor.
Öğrenciler açısından: Gelecekleri daha belirsiz, nitelikli eğitimden uzaklaşıyor, tarikat yurtları gibi yapılara bağımlılık riski artıyor. Öğretmenler açısından: Meslek kanunları, atamalar ve çalışma koşulları üzerinden güvencesizlik ve ayrışma yaşanıyor; aydınlatıcı rolü yerine “uygulayıcı” konumuna itiliyorlar. Genel olarak toplum, Cumhuriyet’in aydınlanma mirasından uzaklaşan bir nesil riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Eğitimde laiklik ve bilimsel yaklaşım açısından bugün gelinen nokta nasıldır?
Bugün gelinen nokta, Cumhuriyet’in eğitim devrimlerinden (Tevhid-i Tedrisat, karma eğitim, bilimsel programlar) ciddi bir uzaklaşma olarak görülüyor. Okullarda dini etkinlik dayatmaları, programlardaki gerici ve cinsiyetçi unsurlar, tarikat-cemaat yapılarının eğitimdeki etkisi artarken bilimsel içeriklerin budanması ve eleştirel düşüncenin tasfiyesi öne çıkıyor. Bu, “hata” değil, bilinçli bir politik yönelim gibi duruyor.
“Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin” sloganı tam da bu dönemde anlam kazanıyor: Eğitimin kamusal bir hak ve ortak miras olduğunu, tarikatlara veya piyasaya teslim edilemeyeceğini vurguluyor. Laik, eşit ve bilimsel bir eğitim talebini, “hepimizin” ortak mücadelesiyle yeniden inşa etme çağrısı taşıyor. THTM Öğretmen İnisiyatifleri bu sloganı, karanlık kuşatmaya karşı ortak direnişin simgesi haline getiriyor.
Cumhuriyetçi Öğretmenler Kurultayı öğretmenlerin örgütlü mücadelesinde nasıl bir rol oynayabilir? Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında eğitim yeni bir aydınlanma devrimi mi yoksa karanlığa teslimiyet mi olacak?
Kurultay, öğretmenlerin örgütlü mücadelesinde birleştirici ve ivme kazandırıcı bir rol oynayabilir: Yerel inisiyatifleri ulusal düzeye taşır, ortak bir mücadele programı tartışır ve Cumhuriyetçi öğretmenleri daha görünür kılar. Laik, bilimsel, eşitlikçi ve kamusal eğitim için somut adımlar (eylem biçimleri, örgütlenme modelleri) belirleyebilir.
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında eğitim, ya yeni bir aydınlanma devrimi olacak (Köy Enstitüleri ve öğretmen okulları ruhuna dönüşle, bilim ve akıl temelli, eşitlikçi bir sistem) ya da karanlığa teslimiyet riski taşıyacak. Benim umudum, öğretmenlerin, velilerin ve aydınların kararlı mücadelesiyle birinci yolun ağır basması yönünde. Bu mücadele için çağrım: Tüm Cumhuriyetçi öğretmenleri 12 Nisan Kurultayı’na katılmaya, THTM Öğretmen İnisiyatifleri’nde örgütlenmeye ve “eğitim hepimizin” diyerek laik-bilimsel kamusal eğitimi yeniden kurmak için birleşmeye davet ediyorum. Direniş hattını örmek, yeniden inşa etmek elimizde.
Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...