Kendime belki de en yakın hissettiğim felsefecidir Schopenhauer. Kimilerine karamsar gelen fikirleri bana “bir teselli verir”! Yalnız olmadığımı düşündürtür.
Şu sözleri mesela:
“Bu dünyada cesur insanlar ölür.. Zeki insanlar deli olur (delirir).. Ve dünya aptalların mutluluğuyla dolar!”
Bu denkleme, aptallar ve mutlulukları sayesinde gücü elinde tutan kötüleri de eklemek lazım bence. Aptallar olmasa kötüler var olamaz
İki dünya savaşını görmeden ölmüş.. Doğal olarak bugünün kötülüğüne denk gelmemiş ne de olsa!
Oysa biz Orta Çağ kafasına rahmet okutan “yaratıcı kötülükle” tanıştık. Yapayını deneyimliyoruz.
Sözüm meclisten dışarı; okyanus ötesinde Epstein korkunçlukları.. Bizim buralarda neredeyse kimsenin umursamadığı Kobani kuşatması altındaki çocukların başına gelenler.. IŞİD vahşetinin yavaş yavaş dirilmeye başlaması..
Bir de tabii, CHP’yi silip süpürmeyi hedefleyen Saray’ın yol haritası..
“Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yaptıkları yapacaklarının teminatı ise, o haritayı okumak zor değil..”
Ne olursa şaşırmayız acaba?
“ • CHP kurultay davası sil baştan gündeme gelir.. Özgür Özel görevden alınıp parti Kılıçdaroğlu’na teslim edilir.”
“ • Mansur Yavaş hakkında ‘yan baktın’ davası açılır ve daha ortada iddianame bile yokken Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin başına Akın Bey’in uygun gördüğü bir isim gelir..”
“ • İBB davasında aralarında rahatsız olanların da bulunduğu birkaç kişi daha tahliye edilir. İmamoğlu’na siyasi hayatını bitirecek uygun bir ceza verilir. Varlığıyla Erdoğan’ı mutsuz eden birkaç “deli” ise hapis yatmaya devam eder.”
*. *. *
Bu hamleler Erdoğan’ın bir dönem daha (aslında ömrünün sonuna kadar) iktidarda kalmasını garantilemez elbette. Saray’da, Bilal Bey’in AKP başkanlığından DEM’le yeni anayasaya kadar daha pek çok senaryo üzerinde çalışıldığından eminim.
Ancak o senaryoların hangisinde karar kılınacak? Memleket daha başka nasıl sürprizlerle karşılaşacak? Şimdiden söylemesi zor.
Trump’ın İran’a saldırıp saldırmayacağı.. Ya da kendisinin Epstein dosyaları nedeniyle koltuğundan olup olmayacağı.. Ve kim bilir hangi sıcak gelişme etkili olabilir.
Bu arada, toplumdaki hassasiyetin küçümsenmemesi gerektiğini gösteren itirazlar da şaşırtıcı olmaz.
Yine de her halukarda 2026 ve hatta 2027’nin çok zor geçeceği kesin.
Tüm kanıtlara ve tanıklara rağmen Ayşe Barım’ın iktidarı devirmeye teşebbüsle Gezi’yi organize etmekten 12 yıl küsur ceza alması.. Akın Gürlek’in “ADALETİN BAŞINA GELİŞİNİ KUTLAMA” fişeği gibi gelmedi mi size de!!
*. *. *
Ekmek parası mı dediniz?
Toplumun yarısı karnını şükürle ve Erdoğan’ın ulufeleriyle doyuruyor.
Emeğinin karşılığını almak isteyene ya kapı gösteriliyor ya da polis kuşatmasına alınıyor.
Grevler zaten Erdoğan’ın “yasak” kararına atacağı imzaya bakıyor.
Migros son örnek.
Sahibi, Tuncay Özilhan.
Siz onu asıl Yasemin Ergene’nin eski kayınpederi olarak tanıyor olabilirsiniz. Evliliğinde lükse, markaya, paraya gömülen Yasemin hanım, boşandıktan sonra da yaşam tarzından taviz vermedi. İddialara göre bir kirası aylık 880 bin tl olan bir eve geçiş yaptı.
Tabii bunun bir de elektriği, doğalgazı, arabası, kıyafetleri, seyahatleri, çantası, ayakkabısı vs var.
Ne yapsın Tuncay Özilhan?
Kolay mı zannediyorsunuz o camiada itibardan tasarruf etmemeyi!
Fakirlerin fasfakir olarak yaşamaya alıştığı gibi, zenginler de elbette neoliberal ekonominin gereklerini yerine getirecek. Sancağı yere düşürmeyecek!
*. *. *
Akın Gürlek işte böyle bir rejimin bekçisi olarak seçildi.
Birileri bayram ediyor.
Mesela Yeni Şafak gazetesi bulmacaya onu da koymuş.. Soyadını sormuş!
Sizler de ezberleyin, gün gelir yardımcı olur.
Baksanıza Akın Bey’le birlikte yeni rejimin yeni çerçevesi belli olunca kimileri anında harekete geçip yerini işaretlemiş!
Hiç şaşırmadıklarım da oldu.
Ruşen Çakır gibi -niyeyse- şaşırdıklarım da.
Nokta Dergisi’nde gazeteciliğinin ilk günden bu yana tanıyıp izlediğim Ruşen AKP grup toplantısına gitmiş.. Zor da olsa Erdoğan’ın elini sıkmayı başarmış!!!
Üstelik.. Daha bunlar başlangıç.. Kim bilir daha neler göreceğiz!