CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Genel Merkez binasında düzenlenen "Milletle Birlikte, Milletin Emrinde" buluşmasında, iktidarın dış politikasını "Trump yönetimine bağımlılık" ve "ürkeklik" üzerinden hedef aldı. Bölgedeki ateş çemberine ve İran'a yönelik saldırılara dikkat çeken Özel, AKP iktidarının tüm varlığını Trump yönetimine endekslediğini ve ABD ile İsrail'in hukuk tanımaz müdahalelerine karşı sessiz kaldığını savundu. Mevcut yönetimin dış politikada kişisel ilişkilere sığındığını belirten Özel, Türkiye'nin bu utangaç tavrı terk ederek bölgesel barış için liderlik üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
"MİLLETİN GÜNDEMİ BİZE DERTTİR"
Toplantının açılış konuşmasını Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Genel Koordinatörü Bülent Tezcan gerçekleştirdi. Tezcan, partisinin yol haritasını ve odak noktasını şu sözlerle ifade etti:
"Milletin gündemi geçimdir, iştir, adalettir. Ve bu da bize derttir. İşte biz, derdi bu olanlarla beraber yola çıkıyor. İşte biz, derdi milletin derdi olanlarla birlikte yola çıkıyoruz ve hiç kimse unutmasın ki, kimse milletten büyük değildir. Yolumuz açık olsun."
"CHP, SİYASİ TARİHİN EN UZUN KAMPANYASINI ÖRGÜTLÜYOR"
Bülent Tezcan'ın ardından CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke şu açıklamalarda bulundu:
"Bu salondaki iktidar kadroları yurttaşlarımızın haysiyetli bir yaşam arayışına cevap veren, Türkiye'yi güvenli bir geleceğe taşıyan iktidar programını milletle birlikte oluşturuyor. Tıpkı 'Güçlü Yurttaş, Güvenli Gelecek, Kazanan Türkiye' parti programımız gibi, hükümet programımız da hayatın tam içinde, kapsayıcı, katılımcı ve ortak bir mücadelenin merkezinde hazırlanıyor
CHP, siyasi tarihin en uzun kampanyasını örgütlüyor. Partimiz, halkımızın çoktandır hak ettiği gelecek güzel günlere bir an önce ulaşmak için tüm kurul ve organlarıyla bir bütün halinde çalışıyor, üretiyor ve mücadele ediyor
Bizler, parti programımızda da çerçevesini çizdiğimiz gibi aktif yurttaşlığa dayalı gerçek bir demokrasiyi kurmaya geliyoruz. Bizler, herkes için, her yerde, her alanda adalet sağlamaya geliyoruz. Bizler, Türkiye'yi kalkındırmaya geliyoruz. Bizler, üretimi, ekonomiyi dönüştürerek çağı yakalamaya geliyoruz. Bizler, herkes için haysiyetli bir yaşamı güvence altına alan, kimseyi geride bırakmayan bir sosyal devleti inşa etmeye geliyoruz. Bizler, tehditlerin, belirsizliklerin, savaşların kol gezdiği dünyada ve bölgemizde ülkemizin güvenliğini sağlamaya geliyoruz. Bizler, refah yaratan bir dış politikayla hep birlikte zenginleşmeye geliyoruz."
ÖZGÜR ÖZEL KÜRSÜDE
Kürsüye çıkan Genel Başkan Özgür Özel'in açıklamasından öne çıkanlar şu şekilde:
Dünyada büyük dönüşümlerin yaşandığı ve bölgemizde yeniden savaşların başladığı kritik bir dönemden geçiyoruz. Ama maalesef bu kritik dönemi ülkemizde demokrasinin gerilediği, toplumsal baskıların arttığı, en temel insan haklarının ihlal edildiği adı konulmamış bir ara rejim ve sivil darbe ortamında karşılıyoruz. Bu darbe ikliminde sadece bugüne odaklanarak iktidarın bizi sürüklemek istediği savunma reflekslerinin tuzağına düşmemeliyiz, düşemeyiz. Ülkemizin geleceğine, bölgesel ve küresel dönüşümlere kayıtsız kalamayız, kalmıyoruz.
"MASUM SİVİLLERİ HEDEF ALMAKTAN ÇEKİNMEYEN MÜDAHALELERİNE MARUZ BIRAKILMASINI REDDEDİYORUZ"
İşte burada Türkiyemizin daha güvenli, daha müreffeh, daha huzurlu, daha adil ve daha özgür bir ülke olması mücadelesinin içinde olduğumuzu kanıtlayan bir buluşmadayız, hep birlikteyiz. Bölgemiz bir ateş çemberine dönüşmüş durumda. Bölgemizin Amerika ve İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayan, masum sivilleri hedef almaktan çekinmeyen müdahalelerine maruz bırakılmasını reddediyoruz.
Bu anlayışla komşumuz İran'a yapılan saldırıya karşı çıkıyoruz. Mevcut krizin bir an evvel diplomasi masasına dönülmesi ve uzlaşıyı esas alan bir yaklaşımla çözülmesini savunuyoruz. Bölgemizin huzuru ve güvenliği ülkemiz için hayati öneme sahiptir. Burayı istikrarsızlaştıracak her türlü girişimin karşısındayız. Geldiğimiz noktada Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının bölgemizdeki ülkelere liderlik ederek bu savaşı engelleme, bölgesel barışı tesis etme konusunda başarısız olduğunu tespit etmek zorundayız.
Amerika ve İsrail'in Filistin, Venezuela, Suriye, Grönland, İran örneklerinde olduğu gibi istediği her ülkeye müdahale edebileceği, kuvvet kullanarak rejim değiştirebileceği ve toprak elde edebileceği bir sistem kurmaya çalıştıklarını görmek durumundayız. Biz uluslararası toplumun kayıtsızlığından cesaret alan ve bu pervasızlığa karşı devletlerin egemenlik haklarına saygılı, hukuka ve etiğe dayalı uluslararası düzeni savuna geldik, savunmaya da devam edeceğiz.
"AHLAKİ VE VİCDANİ SORUMLULUĞUMUZDUR"
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının sanki tüm varlığını ona bağlamış gibi her koşulda Trump yönetiminin safında durmasını, Amerika ve İsrail'in saldırganlığına dayanan yeni dünya düzeni arzularına karşı utangaç ve ürkek bir tutum göstermesini asla kabul etmiyoruz. Türkiye'nin bu konuda ciddi tutum alması hem ülkemizin güvenliğini sağlamak hem de dünyanın benzer ülkelerinde bu hassasiyetlerin gelişmesine liderlik etmesi için şarttır. İran'daki rejimin baskıcı ve insan haklarını yok sayan politikalarını tasvip etmemekle birlikte, İran'ın ve bölgemizin geleceğine karar verecek olanların sadece ve sadece burada yaşayanlar olduğunu hatırlatmak ve bunun için mücadele etmek siyasi, ahlaki ve vicdani sorumluluğumuzdur. İçeride kutuplaştırmayı arttıran, dışarıda ise kurumsallığı bir kenara bırakarak kişisel ilişkilerle dış politika yürütmeye çalışan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bunu başarabilmesi artık mümkün değildir.
"TÜRKİYE İTTİFAKI'NIN ETE KEMİĞE BÜRÜNMÜŞ HALİYLE KARŞINIZDADIR"
Türkiye'nin güvenliği, refahı, demokrasisi ve toplumsal barışı için iktidar değişikliği zorunlu hale gelmiştir. İşte biz bunun için buradayız. Bir yandan tarihin en uzun seçim kampanyasını yürütüyoruz, diğer yandan da yeni bir modeli hayata geçiriyoruz. Bugün Cumhurbaşkanlığı aday ofisimiz toplumun tüm kesimlerinin oluşturduğu bir yapı olarak Türkiye İttifakı'nın ete kemiğe bürünmüş haliyle karşınızdadır.
Bugün burada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kara düzenini değiştireceğiz, AK Parti'nin kara düzenini değiştireceğimiz herkes için özgür, adil, refah huzur dolu Türkiye'yi inşa edeceğimiz bir sürecin önemli bir adımını hep birlikte atıyoruz. Çünkü artık kendi iktidarını biraz daha sürdürmek için milletimizin huzurunu ve refahını feda etmekten çekinmeyen bir yönetim anlayışıyla ilerleyemeyiz. Ülkemiz kutuplaşmayla, baskıyla, keyfiyetle yönetilemez. Ülkemiz liyakatsizlikle, plansızlıkla, adaletsizlikle ayakta kalamaz. Yaşadığımız sorunlar yalnızca ekonomik değildir. Yalnızca hukuki ve toplumsal da değildir. Sorun sistemseldir. Bu yüzden biz yalnızca iktidara değil, yeni bir siyaset ve yönetim anlayışını ülkemizde hakim kılmaya tabiyiz. Ve bunun için çalışıyoruz. Biz bir daha hiç kimsenin bugünkü yetkilerle donatılmadığı, kuvvetler ayrılığının en etkin şekilde hayata geçirildiği, meclisin ülke yönetiminin asli unsuru haline geldiği gerçek bir anayasal düzeni ve parlamenter demokrasiyi kurmaya talibiz.
"TÜRKİYE'Yİ YÖNETME VİZYONUMUZU YANSITAN SOMUT ADIMLARI MİLLETİMİZ İLE PAYLAŞMAK ÜZERE BİR ARADAYIZ"
Değerli yol arkadaşlarım, 2023 seçimlerinde milletin sandıkta verdiği mesajı aldık. Toplumun değişim talebini duyduk. Siyasal ve kurumsal olarak partimizi iktidara taşıyacak değişim iradesini hep birlikte ortaya koyduk. Ve Türkiye İttifakı'nı ilmek ilmek örerek girdiğimiz ilk yerel seçimlerde 47 yıl sonra Türkiye'nin birinci partisi olduk. Ardından milletin kararına hürmetsizlik edenlerin tüm saldırılarına rağmen hedeften şaşmadık, rotamızı kaybetmedik. Parti programımızı bir yıllık bir yoğun çalışmanın ardından bu hedefe uygun olarak yeniledik. Kurultayda hep birlikte oy birliği ile kabul ederek yürürlüğe koyduk. Daha sonra ise Türkiye İttifakı'na kurumsal bir zemin kazandırmak, ülkemizin zekasını ve yeteneğini; güçlü, güvenli, müreffeh, adil ve özgür bir ülke hayali etrafında buluşturmak üzere Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimizi liyakatli kadrolarla donattık. Ofisimiz sekiz aydır, yürütme kurulumuz ise üç aydır parti programımızı hükümet programına dönüştürmek, ülkemizin yakıcı sorunlarına yapıcı çözümler üretmek için yoğun bir mesai harcıyor. Ve bugün on sekiz politika kurulu başkanımız, koordinasyon kurulu üyelerimiz, politika kurulu üyelerimizden oluşan güçlü kadrolarımızla huzurunuzdayız. Bugün aylardır yürütülen çalışmaların ilk çıktıları olarak Türkiye'yi yönetme vizyonumuzu yansıtan somut adımları milletimiz ile paylaşmak üzere bir aradayız.
"KALICI İSTİKRAR GÜÇLÜ BİR MECLİS, BAĞIMSIZ KURUMLAR VE DOKUNULMAZ HAKLAR ÜZERİNE İNŞA EDİLİR"
İlk başlığımız demokrasi. Değerli arkadaşlarım, demokrasi sadece sandıktan ibaret değildir. Asıl mesele seçildikten sonra gücün nasıl kullanıldığı ve nasıl denetlendiğidir. Kalıcı istikrar güçlü bir meclis, bağımsız kurumlar ve dokunulmaz haklar üzerine inşa edilir. Ülkemizin 2018'den beri yaşadığı sistem krizinden çıkışının yolu yetkinin sınırsızlaşmasıyla değil, hukukun ve demokrasinin kurumsallaşmasıyla mümkündür.
"DEVLET BİR PARTİNİN DEĞİL MİLLETİN DEVLETİ OLACAK"
Biz güçlü ve eksiksiz bir demokrasi kurmaya talibiz. Hiçbir soruna deva olmayan ve aslında yaşadığımız her soruna temel oluşturan bu yönetim sistemini mutlaka değiştireceğiz. Türkiye'yi çoğulcu, demokratik bir ülke haline getireceğiz. Bir daha hiç kimse bugünkü cumhurbaşkanının yetkileriyle donatılmayacak. Cumhurbaşkanı tarafsız ve kapsayıcı olacak. Cumhurbaşkanı dahil herkes denetlenecek. Kuvvetler ayrılığı gerçek anlamda tesis edilecek. Meclis hak ettiği güce kavuşacak. Meclisin yasama ve denetim yetkileri tahkim edilecek. En kısa sürede demokratik parlamenter sisteme geçilecek. Temel hak ve özgürlükler dokunulmaz olacak. Düşünce, ifade ve basın özgürlüğü önündeki tüm engeller kaldırılacak. Devlet bir partinin değil milletin devleti olacak.
"ÜLKEMİZİN GELECEĞİNİ GÜVENCE ALTINA ALMANIN İLK ŞARTI BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ BİR YARGI DÜZENİNİ İNŞA ETMEKTİR"
Kıymetli yol arkadaşlarım, adalet bir devletin temelidir. O temel çatladığında bina ayakta görünse bile içten içe çürümeye başlar. Yargıya güvenin yüzde yirmilerin altına düştüğü bir ülkede ne ekonomi güçlenir ne demokrasi kök salar ne de toplumsal barış kalıcılaşır. Hiçbir reform adalet tesis edilmeden başarıya ulaşamaz. Hukukun üstünlüğü sağlanmadan hiçbir üstünlük sürdürülemez. İşte bu nedenle ülkemizin geleceğini güvence altına almanın ilk şartı bağımsız ve tarafsız bir yargı düzenini inşa etmektir.
Biz bağımsız, tarafsız, adil, hızlı bir yargı sistemi için kapsamlı bir adalet reformu hazırlıyoruz. Yargıyı siyasetin arka bahçesi olmaktan, bir partiden emir alır halde olmaktan mutlaka kurtaracağız. Yargı karşısında herkes eşit ve bağımsız yargı karşısında eşit olacak ve eşit muamele görecek. Yargıç ve savcılara her türlü yer ve kürsü güvencesi sağlanacak. Yıllarca süren yargılama çileleri bitecek. Yargıda üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü egemen olacak. Anayasa mahkemesi ve Avrupa insan hakları mahkemesi kararlarına tam bir uyum sağlanacak. Kişilerin adil yargılanmadıklarına, yanlı, talimatlı mahkemelerde hak ihlaline uğradıklarına yönelik iddialarının değerlendirilmesine ve gereğinde yeniden yargılama hakkının tanınmasına imkan veren düzenlemeler hayata
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında adalete erişilemediği için toplumsal travma yaratmış olan tüm davaların yeniden görülmesinin önü açılacak. Haklarında hiçbir yargı kararı olmayan ya da yargılanıp da beraat edenlerin işlerine iadeleri konusunda ortaya konulan hukuk tanımaz tutum derhal terk edilecek, yaratılan mağduriyetler giderilecek.
"VERGİ ADALETİ İÇİN KAPSAMLI BİR VERGİ REFORMUNU HAYATA GEÇİRECEĞİZ"
Değerli arkadaşlar, bu millet çalışıyor ama kazanamıyor. Üretiyor ama karşılığını alamıyor. Emek veriyor ama ayın sonunu getiremiyor. Bir avuç azınlık zenginleşirken milyonlar fakirleşiyor. Bu adaletsiz düzeni mutlaka değiştireceğiz. Vergi adaleti için kapsamlı bir vergi reformunu hayata geçireceğiz. İlk hedef olarak dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payını OECD ülkeleri seviyesine indireceğiz. Yani bugünkü %65 seviyesinden %30'lu seviyelere düşeceğiz.
Dünyanın en adaletsiz vergi biçimi olan zengin ve fakir ayırt etmeden herkesten eşit alınan dolaylı vergiler yerine çok kazananın çok, az kazananın az, kazanmayanın vergi ödemeyeceği, kazancı ancak kendine yetenlerin ise vergiden büyük oranda muaf tutulacağı adil bir vergi sistemi kuracağız. Temel tüketim ürünlerini vergiden muaf tutacağız. Doğal gazdan, mutfak tüpünden, tırnak makasından, zaruri ev aletlerinden özel tüketim vergisi alınmayacak. Ancak elmastan, pırlantadan, lüks kol saatinden özel tüketim vergisi alınacak.
"TASARRUF EDİLEN BÜTÇEYİ İŞSİZE, ÇALIŞANA VE EMEKLİYE AKTARACAĞIZ"
Çalışanlar üzerindeki ağır gelir vergisi yükü mutlaka azaltılacak. Gelir vergisi dilimleri yoksulluk sınırı hesabı ile yeniden güncellenecek, orta ve düşük gelirlilerin vergi yükü hafifletilecek. Kayıt dışı ile etkin mücadele edilerek vergi gelirleri arttırılacak. En düşük emekli maaşı asgari ücrete yükseltilecek. Emeklilerimize söz verdiğimiz bayramlarda bir asgari ücret ikramiyeyi derhal hayata geçireceğiz. Gerçek intibak yöntemiyle emekliler arasındaki gelir adaletsizliğini ortadan kaldıracağız. Kamuda israfı mutlaka bitireceğiz. Tasarruf edilen bütçeyi işsize, çalışana ve emekliye aktaracağız.
"ORTADOĞU'DA DA BARIŞIN, KARDEŞLİĞİN VE REFAHIN LİDERLİĞİNİ YAPAN BİR TÜRKİYE'YE DÖNÜŞECEĞİZ"
Değerli arkadaşlar, dış politika hamasi söylemlerin değil ülkeye refah, güvenlik ve itibar kazandıran akılcı stratejilerin alanıdır. Güçlü bir ekonomi ve sağlam bir demokrasi, etkili bir dış politika ile tamamlandığında kalıcı hale gelir. Aynı şekilde güvenlik korku siyasetinin değil güçlü kurumların, adil düzenin ve sosyal politikanın ürünü olmalıdır. Türkiye'de hem dünyada saygın hem kendi içinde huzurlu bir ülke olma potansiyeli vardır. Mesele bu potansiyeli doğru yönetmektir.
Biz refah üreten bir dış politika ile güçlü, etkili, itibarı yüksek bir Türkiye için yola çıkıyoruz. Dış politikayı yatırım çeken, istihdam yaratan bir kalkınma aracına dönüştüreceğiz. İktidarımız dünyadaki hiçbir lidere karşı boynunu bükmeyecek. Dış politikamız mahdumlarla, damatlarla kurulan ilişkilerle ciddiyetsiz bir yöne evrilmeyecek. Demokrasisi ve ekonomisi gelişen, Ortadoğu'da da barışın, kardeşliğin ve refahın liderliğini yapan bir Türkiye'ye dönüşeceğiz.
"YASAKSIZ BİR TÜRKİYE'Yİ VİZESİZ AVRUPA'YA KAVUŞTURACAĞIZ"
Türkiye'nin pozisyonu dışarıdaki güçlü ülkelere, Amerika'ya, Rusya'ya ve onlarla kurulan kişisel ilişkilere göre değişmeyecek. Demokrasi, adalet ve ekonomide atacağımız adımlar, dış politikada elde edeceğimiz saygınlık, bizi lideriyle pazarlık edilen bir ülke olmaktan çıkarıp ciddiye alınan, vazgeçilmez stratejik bir ortak olarak görülen çağdaş dünyanın ayrılmaz bir parçası kılacak. Dünyanın her yerinde vatandaşlarımız devleti yanında hissedecek. Pasaportumuz saygınlık kazanacak. Avrupa Birliği'ne tam üyelik için tüm adımları hızlı ve etkili şekilde atacağız. Yasaksız bir Türkiye'yi vizesiz Avrupa'ya kavuşturacağız.
"BARIŞTA CAYDIRAN, SAVAŞTA KAZANAN BİR TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ HEDEFİNE ULAŞMAK İÇİN GEREKLİ TÜM TEDBİRLER ALINACAK"
İktidarımızda devletimiz güçlü, ülkemiz güvende olacak. Tüm Cumhuriyet hükümetlerinin ve milletimizin ortak eseri olan savunma sanayimiz; etkin, adil ve denetlenebilir proje yönetimiyle, kayırmacılıktan uzak personel yönetimiyle daha da güçlenecek. Kendisine tevdi edilen görevleri etkin biçimde yerine getiren, barışta caydıran, savaşta kazanan bir Türk Silahlı Kuvvetleri hedefine ulaşmak için gerekli tüm tedbirler alınacak. Krizlerle çevrili bir coğrafyada görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin faaliyetlerini başarıyla icra edebilmesi için askeri sağlık sistemi yeniden tesis edilecek.
Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin özlük ve sosyal haklarında bulunan adaletsizlikler giderilecek, gerekli iyileştirmeler yapılacak. Kıdemli binbaşılar ile astsubaylara makam ve görev tazminatları emeklilik haklarını da kapsayacak şekilde verilecek. Lojman kapasiteleri arttırılacak, kira yardımları mutlaka sağlanacak. Şehit aileleri ve gazilerin temel sorunlarının çözümü için 18 kanun teklifi hazırlamış ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne göndermiştik. Tüm girişimlerimize rağmen bunların hayata geçmesi mümkün olmadı. İktidarımızda ortak akılla bu kanun teklifleri derhal yasalaştırılacak.
"UYUŞTURUCU VE ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTLERİYLE ETKİN MÜCADELE İÇİN GEREKLİ TÜM TEDBİRLER ALINACAK"
Yine en önemli güvenlik sorunlarından biri olan uyuşturucu ve organize suç örgütleriyle etkin mücadele için gerekli tüm tedbirler alınacak. Finansal ağları çökertilecek, suç ekonomisi kaynağında kurutulacak. Eğitim, rehabilitasyon ve toplum temelli programlar yaygınlaştırılacak. Kolluk ve sosyal hizmetler ve yerel yönetimler eşgüdüm içinde çalışacak.
Ekonomide kalıcı refah günü birlik kurallarla değil, akılcı planlanma, kurumsal kapasite ve üretim gücüyle sağlanabilir. Üretimi yüksek katma değerle buluşturmadan, nitelikli istihdamı arttırmadan ve teknolojik dönüşümü başarmadan güçlü bir ekonomi bu nedenle ticaret ve sanayide yeni bir kalkınma hamlesini planlı, şeffaf ve stratejik bir anlayışla başlatacağız. Ülke kaynaklarının ihtiyaçlar ve öncelikler doğrultusunda öngörülebilir, hesap verebilir, verimli şekilde planlamasını sağlamak için Türkiye Planlama Teşkilatı'nı kuracağız.
"TEMEL HEDEFİMİZ İKTİDARIMIZIN İLK DÖNEMİNDE AVRUPA BİRLİĞİ'NE TAM ÜYE OLMAKTIR"
Küresel ticarette aktif kural koyan bir ülke olacağız. İhracatçıyı en etkin şekilde koruyacağız. Temel hedefimiz iktidarımızın ilk döneminde Avrupa Birliği'ne tam üye olmaktır. Ancak bu sağlanana kadar Gümrük Birliği başta olmak üzere tüm uluslararası anlaşmaları güncelleyeceğiz. Tarım, hizmetler ve dijital ticareti Gümrük Birliği'ne dahil edeceğiz. Ulusal teknoloji stratejisi ile üniversite sanayi iş birliğini güçlendireceğiz.
"BEYİN GÖÇÜNÜ TERSİNE ÇEVİRMEYİ HEDEFLİYORUZ"
1 milyon üretim uzmanı seferberliğini başlatacağız. Organize Sanayi Bölgeleri, Teknoparklar ve eğitim kurumlarıyla entegre edilecek. Bilgiyi üreten ve ihraç eden Türkiye vizyonuyla beyin göçünü tersine çevirmeyi hedefliyoruz.
"ALIM GARANTİLİ ÜRETİM MODELİNİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ"
Ülkemizin sağlıklı ve ucuz gıdaya ihtiyacını karşılayan bir tarım politikası hem geçim derdiyle ilgilidir hem de ulusal bir beka sorunudur. Bir ülke toprağını ve çiftçisini kaybederse geleceğini kaybeder. Ancak bugün çiftçilerimiz belirsizlik içinde üretim yapmaktadır. Çiftçi ekim zamanı fiyat bilmiyor, hasat zamanı ise maliyetini bile kurtaramıyor. Bu anlayışı mutlaka düzelteceğiz.
Alım garantili üretim modelini hayata geçireceğiz. Çiftçi ürününü satacağı fiyatı ekimden önce bilecek, planını yapacak ona göre ekecek. Alıcı ne alacağını, üretici ne üretmesi gerektiğini bilecek. Arz-talep dengesi planlı şekilde kurulacak. Bu sistemle hem fiyat istikrarı sağlanacak hem de çiftçi korunacak.
Tarım Kanunu milli gelirin %1'inin çiftçiye destekleme olarak ödenmesini öngörürken Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı bunun ancak beşte birini veriyor. Bütçeye de sadece beşte birini koyuyor zaten. Biz kanuna uyacağız, desteklemeyi eksiksiz vereceğiz. Çiftçi borçlarının faizini sileceğiz, ana parayı 5 yıla bölerek çiftçimize bir kez daha yeniden başlama imkanını yaratacağız.
"ETTE İTHALATÇI DEĞİL İHRACATÇI OLACAĞIZ"
Elektrik borçlarını her ay değil hasattan hasada tahsil edeceğiz. Çiftçinin kullandığı mazottan vergiyi tamamen kaldıracağız. Süt üretimini doğru süt-yem paritesiyle garanti altına alacağız. 1 kilo sütün en az 1.6 kilogram yem alabildiği adil bir fiyat belirleyeceğiz ve uygulayacağız. Hayvancılık destekleriyle yurt dışından et ithalatını bitireceğiz. Et üretimini arttıracağız, ette ithalatçı değil ihracatçı olacağız.
"ARACILARIN AZALTILMASI VEYA TAMAMEN KALDIRILMASINI SAĞLAYACAĞIZ"
Yanlış politikalar balıkçılığımıza büyük zarar verdi. Bilimsel yöntemler ve çalışmalarla balık stoklarını takip ederek sürdürülebilir bir balıkçılığı hedefliyoruz. Gıda fiyatlarındaki fahiş artışlara karşı denetimleri sıkılaştıracağız. Zincir marketlerle yerel üretici arasındaki aracıların azaltılması veya tamamen kaldırılmasını sağlayacağız.
"YARDIMLAR SÜREKLİ KILINACAK AMA AMAÇ YOKSULLUKTAN TAM BİR ÇIKIŞ OLACAK"
Değerli arkadaşlar, nasıl ki geçmişteki Cumhuriyet Halk Partisi gelirse sosyal yardımları keser kara propagandası Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin sosyal yardımları 4-5 katına çıkarmasıyla çöktüyse gerçek bir sosyal devlette partimizin iktidarında kurulacak. İlk 100 günde Temel Vatandaşlık Geliri uygulamasını başlatacağız. Bu ülkenin vatandaşı olmak onurlu bir yaşam için yeterli olacak. Herkese belli bir gelir desteğini sağlayan sosyal devleti mutlaka kuracağız. Yardımlar sürekli kılınacak ama amaç yoksulluktan tam bir çıkış olacak.
"TOKİ'NİN YILLIK KONUT ÜRETİMİ 120 BİNE ÇIKARILACAK"
Barınmayı temel bir insan hakkı olarak görüyoruz. Gerçek bir sosyal devlet seferberliğini başlatacağız. TOKİ'nin yıllık konut üretimi 45 binden 120 bine çıkarılacak. Üretilen konutların en az %25'i kiralık sosyal konut olacak. Sosyal konut kira bedeli hane gelirinin %25'ini geçmeyecek.
"KALICI YAZ SAATİ UYGULAMASINA İLK ELDEN SON VERECEĞİZ"
Ülkemizde insanlar artık kombiyi açmaya korkuyorlar. Işığı yakarken de iki kere düşünüyorlar. Sayın Erdoğan ise iftar için gittiği doğal gazı olan mahalledeki evde soba yanında oturmaktan çekinmiyor. Biz Sosyal Enerji Destek Fonu'nu kuruyoruz. İhtiyaç sahiplerine her ay 300 kW/saat'e kadar elektrik, kışın 80 m³, yazın 30 m³'e kadar ücretsiz doğal gaz sağlayacağız. Kalıcı yaz saati uygulamasına ilk elden son vereceğiz.
"ÖĞRENCİLERE BİR ÖĞÜN ÜCRETSİZ OKUL YEMEĞİ VE İÇME SUYU VERECEĞİZ"
Eşit, parasız ve nitelikli eğitim devletin görevidir. İktidarımızda devlet okullarında okuyarak liseyi bitiren her genç en az bir yabancı dili iyi seviyede konuşacak ve dünyayla rekabet edecek kadar teknolojik becerilere sahip olacak. Kaliteli eğitim sadece zenginin ulaştığı bir imkan olmaktan çıkacak. Okullarımız temiz ve güvenli olacak. Öğrencilere bir öğün ücretsiz okul yemeği ve içme suyu vereceğiz.
"MÜLAKATI KALDIRACAĞIZ"
Kamuda mülakatı kaldıracağız, liyakati getireceğiz. 100 bin öğretmen, 100 bin temizlik görevlisi ve ataması yapılmamış uzman çavuşlar arasından 65 bin güvenlik görevlisi ile 75 bin okul sağlığı hemşiresini ilk yıl atayacağız. Her okula temel ihtiyaç bütçesi tahsis edeceğiz. Okullarda uyuşturucu, suç çeteleri ve akran zorbalığına karşı kararlı ve etkili önlemler alacağız.
"GÜVEN VEREN BİR SAĞLIK SİSTEMİNİ İNŞA ETME HEDEFİNDEYİZ
Sağlık piyasanın insafına bırakılmayacak kadar hayati bir bütçe kalemidir ve bir bütçe kalemi olarak görülmeyecek kadar da değerlidir. Vatandaşlarımız hastaneye giderken cebini düşünüyorsa orada sosyal adalet eksiktir. Nitelikli sağlık hizmeti güçlü bir devletin en temel sorumluluğudur. Biz herkes için güven veren bir sağlık sistemini inşa etme hedefindeyiz.
En büyüğünü yapayım diye şehir içindeki hastaneleri kapatıp herkesi uzaktaki şehir hastanelerine mecbur eden bu sistem yerine, elbette mevcut hastaneleri koruyarak ama yenilerini şehre en yakın, en uygun yerde ve ihtiyaç duyulan büyüklükte ve erişilebilir şekilde yapacağız. Kapatılan devlet hastanelerini ihtiyaca göre yeniden açacağız. 5 yılda 200 bin sağlık çalışanı istihdam edeceğiz. Performans sistemini kaldıracak emekliliğe yansıyan temel ücret, liyakat esaslı atama ve terfi sistemini getireceğiz. Sağlık çalışanlarına şiddete gerçek bir caydırıcılık sağlayacak düzenlemeleri vakit kaybetmeden yapacağız.
"HERKES İÇİN EŞİT, ÜCRETSİZ, ULAŞILABİLİR SAĞLIK SİSTEMİ KURULACAK"
Tedavi ve ilaçta katkı payı, ilave ücret, fark ücretlerini kaldıracağız. Ortez, protez ve tıbbi cihazlarda en ucuzunun ödendiği, daha iyisinin talep edildiği durumda ise aradaki farkın hastanın karşıladığı bu vicdansız uygulamadan vazgeçeceğiz. Aile hekimlerinde ücretsiz ağız ve diş sağlığı hizmeti sunulacak. Diş Hekimleri Birliği ve Diş Hekimleri Odası ile birlikte ücretsiz ağız ve diş sağlığı hizmetini herkesin erişebileceği bir hizmet olarak arz edeceğiz. Paran kadar sağlık dönemi son bulacak. Herkes için eşit, ücretsiz, ulaşılabilir sağlık sistemi kurulacak.
"TURİZMDE YEREL KALKINMAYI DESTEKLEYECEĞİZ"
Değerli arkadaşlar, turizm yalnızca gelir değildir. Turizm kültürdür, istihdamdır, yerel kalkınmadır, dünya ile bağdır. Biz turizmi bacasız sanayi olarak değil, stratejik bir ihracat alanı olarak konumlandırıyoruz. Turizmi ihracatçı statüsüne alacağız. Güvenli turizm yatırımlarına uygun finansman desteği ve KDV istisnası getireceğiz. Konaklama vergisi gelirlerini yerel yönetimlere ve turizm altyapısına aktaracağız. Her bölgeden en az bir ürünü dünya markası yapacağız. Turizmde yerel kalkınmayı destekleyeceğiz. Kültürü rantın değil toplumun ortak değeri olarak göreceğiz. Sanatın özgürce yapıldığı bir kültür iklimini yaratacağız. Turizmi yalnızca sahillerde değil bütün ülkede geliştireceğiz. Bu turizm anlayışına Anadolu’yu dahil edeceğiz; Anadolu’yu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu yüksek turizm potansiyeliyle yeniden güçlendirecek ve kalkındıracağız.
"ALTERNATİF ULAŞIM SİSTEMLERİNİ GÜÇLENDİRECEĞİZ"
Ulaştırma ve altyapıda yeni ve güçlü adımlar atacağız. Organize sanayi bölgeleri ve lojistik merkezlerini doğrudan demiryolu ağına bağlayacağız. Bölünmüş yolları ilk 5 yılda 40 bin kilometreye ulaştıracağız. 9 bin kilometre olan elektrikli ve konvansiyonel ana hat demiryolu ağımızı ilk 5 yılda toplam 14 bin kilometreye çıkaracağız. Alternatif ulaşım sistemlerini güçlendireceğiz. Demiryollarının tüm ulaşımdaki %3,5’luk payını ilk 5 yılda %6’ya, ikinci 5 yılda ise %17’ye çıkaracağız. İlk 5 yılın sonunda 5G’den 6G’ye geçişi tüm yurt genelinde tamamlayacağız. Ucuz ve hızlı internete erişim hakkını halkımızın, bilhassa gençlerimizin hizmetine sunacağız.
"İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NE YENİDEN TARAF OLACAĞIZ"
Bir ülkenin yarınını görmek istiyorsanız kadınların hayatına ve gençlerin gelecek umutlarına bakmak yeterlidir. Biz kadınların korkusuzca yaşadığı, gençlerin umutla yarına baktığı bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Kadına yönelik şiddetin cezasız kalmasını önleyeceğiz. Yeni ve etkin düzenlemeleri hayata geçirip eksiksiz uygulayacağız. Kadını siyasi ve sosyal ekonomik hayatta güçlendireceğiz. İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olacağız.
"GENÇ İSTİHDAM GARANTİSİ PROGRAMINI HAYATA GEÇİRECEĞİZ"
Her mahallede devlet kreşleri açacağız. Aile gelirinin %6’sını aşan kreş giderlerini devlet olarak biz karşılayacağız. Eşit işe eşit ücret uygulamasını hayata geçireceğiz. Kamu alımlarını kadın girişimcileri desteklemek için kullanacağız. Adil burs ve kredi sistemi gelecek, barınmayan genç kalmayacak. Bir yılda öğretim burslarını bir buçuk çeyrek altın seviyesine getireceğiz. Cumhuriyet Yurtları ile barınma sorununu kökten çözeceğiz. Kiralık sosyal konut uygulamasını gençlerin kullanımına öncelikle sunacağız. 25 yaş altı her gence eğitimini tamamladıktan sonra 4 ay içinde iş, staj veya eğitim sunulmasını garanti eden Genç İstihdam Garantisi programını hayata geçireceğiz. Hangi marka ve model olursa olsun gençlerin aldığı ilk bilgisayar ve ilk cep telefonundan tüm vergileri kaldıracağız.
"DEVLETİ KURUMSALLAŞTIRACAĞIZ"
Kıymetli yol arkadaşlarım, bunlar sadece bir vaat listesi değil; iktidarın yarattığı tahribatı, toplumsal kesimler arasında oluşturduğu uçurumu ortadan kaldırma iradesinin ilk ve en önemli reçetesidir. Biz bir vaat listesi açıklamıyoruz. Biz bir sistem değişikliği ve bir büyük program ortaya koyuyoruz. Bu bir yeniden inşa sürecidir. Devleti kurumsallaştıracağız, ekonomiyi planlayacağız, adaleti her alanda tesis edeceğiz. Üreteceğiz ve refahı herkese adil paylaştıracağız.
"BİZ DEVLETİN KURUMLARINI ELE GEÇİRMEK İÇİN DEĞİL; GÜÇLÜ, BAĞIMSIZ, TARAFSIZ KURUMLARI OLUŞTURMAK İÇİN GELİYORUZ"
Buradan samimiyetle ifade etmek isterim ki iktidarımızın hedefi bugün siyasetin araçsallaştırdığı yargıyı geldiğimizde ele geçirmek değil, bir daha hiç kimsenin ele geçiremeyeceği bir yargı düzenini kurmaktır. Amacımız bugün iktidarın elinde tuttuğu medyayı ele geçirmek değil, bir daha kimsenin ele geçiremeyeceği bir medya düzenini, basın özgürlüğünü inşa etmektir. Biz devletin kurumlarını ele geçirmek için değil; güçlü, bağımsız, tarafsız kurumları oluşturmak için geliyoruz.
"OTOKRATLAR DEĞİL DEMOKRATLAR KAZANACAK"
Geleceğimiz için mücadele ediyoruz. Değerli yol arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi liyakatli kadrolarıyla, toplumun tüm demokratlarını buluşturduğu güçlü yapısıyla iktidara hazırdır. Herkes emin olsun ki milletin önüne sandık gelecek ve o seçimi otokratlar değil, demokratlar kazanacak.
"O SOPAYI 40 YERİNDEN KIRACAĞIZ Kİ BİR DAHA KİMSE O SOPAYI ELİNE ALAMASIN"
İktidarımız tüm kimliklerin, inançların, kazanılmış hakların ve özgürlüklerin teminatı olacak. İktidarımızda biz bize düşmanlık edenlere benzemeyeceğiz. İktidar değişimini rakiplerin dövüleceği, rakiplerden intikam alınacak bir süreç olarak görmüyoruz. İktidar değişince elimize bir sopa alıp da rakiplerimizi dövmek yerine, o sopayı 40 yerinden kıracağız ki bir daha kimse o sopayı eline alamasın.
"HANGİ KUMPASI KURARLARSA KURSUNLAR"
Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi kumpası kurarlarsa kursunlar, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu seçimlere girecek ve milletimiz takdir ederse Cumhurbaşkanı olacak. Cumhuriyetimiz çoğulcu demokrasiyle taçlanacak.
"EKONOMİSİNİ BÜYÜTEN AMA BUNU HAKÇA BÖLÜŞEN BİR ÜLKE HALİNE GELECEK"
Bu ülke artık sokaklarında umutsuz gençlerin yurt dışına gitmek için hayal kurduğu ve boş boş gezdiği bir ülke olmaktan çıkacak. Bu ülke tarımda çiftçi yaşının 58'e çıktığı, her dört çiftçiden üçünün 'asgari ücretli bir iş bulursam bir daha ekmem dikmem' dediği bir ülke olmaktan çıkıp; kendini doyuran ve dünya için büyük fırsatlar sunan güçlü, modern bir tarım ülkesi olmakla aynı zamanda en ileri sanayi ülkelerinden birisi haline gelmekle, kendi teknolojisini geliştirmek, dünyadaki teknolojiyi hem kullanmak hem geliştirmek hem de inovatif yöntemlerle geliştirilmiş ve yüksek katma değerli ihracatla bu ülkenin yüzünü güldüren, gelirini artıran, kalkınmasını sağlayan, ekonomisini büyüten ama bunu hakça bölüşen bir ülke haline gelecek.
"BU KARARLILIK İÇİNDEYİZ"
Şimdi biz burada birazdan hep birlikte dışarıda bir büyük aile fotoğrafını çektireceğiz. Bu fotoğrafta Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimiz, kurul başkanlarımız, kurul üyelerimiz, danışmanlarımız olduğu gibi; bu kampanyanın en büyük taşıyıcısı olan örgütümüz adına il başkanlarımız, parti meclisimiz, milletvekili grubumuz olacak.
Bu fotoğrafa yarınlara emeği olup da giremeyecek olanlar da var. Kamuda çalıştığı için ama kamudaki liyakatsizlikten bıkmış, ülkenin potansiyelini kullanamamasına kahrolan ve artık bir iktidar değişimi umuduyla bize katkı sağlayan arkadaşlarımızı; yine ailelerindeki eşlerinin, çocuklarının görevlerinden dolayı buraya bizler kadar katkı sağlayan ama bu aile fotoğrafında yer almaktan imtina eden dostlarımızı da bu salondan, yaptıkları katkı ve yarınlarımıza dönük umutları bizlerle paylaştıkları için gıyaplarında bir kez daha selamlıyorum.
Bu ülkeden korkuyu, bu ülkeden yarınlara ilişkin umutsuzluğu, kaygıyı kazıyıp atmanın ve yarına umutla bakmanın heyecan verici telaşı içindeyiz. Ben bu salonda benimle birlikte bu iktidar değişimine inanmış, iktidar değişiminin artık sandığa doğru bir geri sayım olduğunu ama iktidara talip olmanın sadece hamasi nutuklar ve siyasi kararlı söylemlerden ibaret olmadığını; iktidarın değiştiği gün kadrolarımızın hazır olması gerektiğini, o kadrolarımızın önünde 100 günlük, bir yıllık, 500 günlük ve ilk dönem için hedeflerin takvimlendirilmiş olması gerektiğini, bu takvimin uygulayıcılarının da hazır, zinde ve bizim tarafımızdan bilinir ve aynı anda onlarla birlikte bu yürüyüşü başlatabilecek kudret ve kararlılıkta olduğumuzun bilinir olması son derece önemlidir. Biz bu kararlılık içindeyiz, bu koordinasyon içindeyiz.
Hafta sonları Türkiye'nin bir tarafında, Çarşamba günleri İstanbul'da yaptığımız mitinglerde ortaya koyduğumuz direnç, mücadele, inanç elbette ki teslim olmadığımızı göstermek için. Zamanın evde oturmak değil, çağrıldığında meydanlarda olmak olduğunu göstermek açısından önemlidir. O mücadeleden bir adım geri atmadan büyük bir kararlılıkla devam edeceğiz.
"MİLLET KİME OY VERMEYECEĞİNİ BİLİYOR, KİME VERMEK İSTEDİĞİNİ DE BİLİYOR"
Ancak bir yandan da sorunlarını çok iyi bildiğimiz vatandaşlarımıza artık çözümü söylemenin, nasıl çözeceğimizi söylemenin, hangi kadroyla çözeceğimizi güçlendirmenin ve yapacağımız bundan sonraki toplantılarda gitgide güçlendiğimizin, özgüvenimizin arttığının, aldığımız kamuoyu desteğinin arttığının ve 'Türkiye'yi bu kadrolar çok iyi yönetir, tahribatı ortadan kaldırır, ülkeyi ayağa kaldırır ve yarın yüzümüzü bu kadrolar güldürür' dedirtmenin artık zamanıdır.
Sahada, sokakta talep budur. Millet kime oy vermeyeceğini biliyor, kime vermek istediğini de biliyor. Gözlerimizde iktidar ışığını, sözlerimizde de dertlerinin çözümünü duymak istiyor. İşte bu toplantı onun başlangıcıdır, işte bu toplantı onun yürüyüşüdür. Bundan sonra bu salondan çıkacaklar bu millet için iktidara yürüyecek, bu milletin takdir etmesi durumunda çok önemli sorumluluklar üstlenecektir.
"HER BİRİMİZ BİR CUMHURBAŞKANI ADAYIYIZ"
Ekrem Başkanımız bugün Silivri'de. Bugün bu salona hitap ederken o notlarını Silivri'de bir kurşun kalem ve kendisine verilen birkaç sayfa A4 kağıtla hazırladı. Ama onun ya da güçlü kadrolarımızın, yol arkadaşlarımızın Silivri'de olması; bizim de kısıtlandığımız, hareket etmeyeceğimiz ve onların yolunu bekleyeceğimiz, ancak o zaman yürüyüşe geçeceğimiz anlamına gelmiyor. Her birimiz bir Cumhurbaşkanı adayıyız. Her birimiz bu partinin iktidara yürüyen kadrolarıyız. Ekrem Başkan'ın umudu buradadır ama Ekrem Başkan'ın iktidara gelmesiyle dertlerinin çözülebileceğini, onun Cumhurbaşkanı olmasıyla sorunlarının çözülebileceğini düşünen her bir vatandaşımızın da umudu bu salondadır.
Hepimiz, hep birlikte, kimseyi dışlamadan ve makam ve mevkiyi bireysel ihtiraslar olarak görmeden ki; bu hırstan önce kendimi arındırırım, bu ülke için iktidar olmak zorundayız. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bugüne kadar değiştirdiği onlarca, yüzlerce bakanın adalete güveni %18'e indirdiğini, Milli Eğitim'den memnuniyetin %21'lerde seyrettiğini, gelen kadroları kimselerin tanımadığını, gittikten sonra da kimsenin arkasından ağlamadığını hatırlayalım.
Ama bu salonda ve bu salonun erişim alanında öyle liyakatli, öyle güçlü, öyle iyi eğitilmiş kadrolar var ki... Hatta yurt dışında, iktidarımızla birlikte buraya dönmek ve Türkiye'nin ikinci yüzyılındaki büyük atılıma katkı sağlamak isteyen öyle pırıl pırıl, öyle dünya çapında değerlerimiz var ki... AK Parti'nin bizi mecbur bıraktığı vasattan kurtulmanın zamanıdır. Biz vasat işlerle ve vasat kadrolarla bize dayatılana sabretmek zorunda değiliz, katlanmak zorunda değiliz.
Buradan tüm vatandaşlarımıza sesleniyorum: Katlanmak zorunda değilsiniz. Bize katılabilirsiniz, hep birlikte değiştireceğiz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız, iyi ki böyle yol arkadaşlarına ve böyle kadrolara sahibiz.