Sağlık çalışanlarından yeni yönetmeliğe tepki! Kadıköy'den haykırdılar

Sağlık meslek örgütleri, yeni Aile Hekimliği Yönetmeleği'ne tepki gösterdi. Kadıköy'de bir araya gelen sağlık emekçilerinin eyleminde, "Biz istatistik üretmek için değil, insan sağlığını korumak için buradayız" denildi.

Aile Hekimliği Yönetmeliği'ne karşı İstanbul Kadıköy'de bir araya gelen sağlık emekçileri tepkilerini dile getirdi.

Çok sayıda sağlık meslek örgütünün katıldığı eylemde yapılan ortak açıklamada, "Randevu sistemi, sağlık hizmetinin önüne geçirilmiştir. Bizler hastaya bakmak için buradayız, sistem açığını kapatmak için değil. Kamu hizmeti veriyoruz ama kamu desteği yetersizdir," denilerek; "Biz istatistik üretmek için değil, insan sağlığını korumak için buradayız," ifadeleri kullanıldı.

SAĞLIK ÇALIŞANLARI KADIKÖY'DEN SESLENDİ

Aile Hekimliği Yönetmeliği’ne karşı bir araya gelen hekimler ve sağlık çalışanları, “Eziyet yönetmeliğini istemiyoruz” yazılı pankart açarak “Susma haykır, eziyete hayır” ve “ASM’de eziyet sona ersin” sloganları attı.

Eyleme destek veren EMEP Genel Başkan Yardımcısı İskender Bayhan; özelleştirme politikalarına dikkat çekerek, “Türkiye’de tüccar siyasetinin ve ne yazık ki Türkiye’yi şirket gibi yönetmenin sağlık alanında yarattığı yıkıma karşı meydanlardayız,” dedi.

"Neden öyle? Çünkü eğer bir ülkede sağlık hizmetini alınıp satılır bir meta hâline getiriyorsanız, onu ticaretin yapıyorsanız onun sonu yok. Hem halkın sağlık beklentisi hem toplumun sağlığı hem de o alanda emek harcayan, ter döken sağlık emekçileri ticarileşir" diyen Bayhan sözlerini şöyle sürdürdü:

  • "Onlar alınıp satılan bir ticaret malzemesi hâline gelirler. Sonra da siz onu hep en ucuza alıp satmak istersiniz. Şimdi de yeni bir hazırlık yapıyorlar. Adına diyorlar ki ‘Çok tehlikeli iş kolu olmaktan sağlık alanını çıkartacağız. Ne yapacağız? Tehlikeli iş kolu yapacağız’. Yani bu alandaki emeği, alın terini daha da ucuzlatacağız."

"BİZ İSTATİSTİK ÜRETMEK İÇİN DEĞİL, İNSAN SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN BURADAYIZ"

Eylemde sağlık meslek örgütlerinin ortak açıklamasını okuyan İstanbul Aile Hekimliği Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Zahit Cebe, geçen 16 aylık süreçte 14 gün iş bırakmak zordunda kaldıklarını hatırlattı.

“OECD ortalamalarının çok altında personelle çalışıyoruz. Buna rağmen bizden daha fazla iş, daha fazla veri, daha fazla rapor isteniyor. Son olarak MHRS kontenjan uygulamalarıyla birinci basamak, sekreterya hizmetine indirgenmiştir" diyen Cebe tepkisini şöyle dile getirdi:

"Randevu sistemi sağlık hizmetinin önüne geçirilmiştir. Bizler hastaya bakmak için buradayız, sistem açığını kapatmak için değil. Birinci basamakta cari gider yükü çalışanların sırtına bırakılmıştır. Elektrik, su, kira, tıbbi sarf..."

Kamu desteğinin yetersiz olduğunu vurgulayan Cebe, "Biz istatistik üretmek için değil, insan sağlığını korumak için buradayız. Koruyucu sağlık hizmeti piyasacı mantıkla yönetilemez. Birinci basamağı zayıflatan, çalışanı yoksullaştıran, emeği değersizleştiren bu anlayışı reddediyoruz" dedi ve şöyle devam etti:

  • "Güvenceli, tek kalem, emekliliğe yansıyan ücret istiyoruz. İnsanca çalışma koşulları istiyoruz. Yeterli personel ve güvenli çalışma ortamı istiyoruz. Mesleki itibarlarımızın korunmasını istiyoruz. Birinci basamak gerçekten güçlendirilene kadar, bu adaletsiz uygulamalar geri çekilene kadar anayasal haklarımızı kullanmaktan geri durmayacağımızı, mücadelemizi büyüterek sürdüreceğimizi kamuoyuna açıkça ilan ediyoruz. Artık sabrımız değil, kararlılığımız konuşacaktır.”

"BİLGİSAYAR EKRANINA BAKMAKTAN ŞAŞI OLDUK"

İSTAHED Başkanı Sercan Ahmet Uluç ise bir sonraki ay ne kadar maaş alacakları konusunda hiçbir fikri olmayan bir meslek grubu haline getirildiklerini söyledi.

Bir yandan da hastaneden randevu alma sekreteri haline getirildiklerini, dakikalarca sistemden randevu arayıp hastayla gün ve saat pazarlığı yapmaya mecbur bırakıldıklarını anlatan Uluç, şunları söyledi:

  • "Her hasta için onlarca sayfa veri girişi yapmamız isteniyor. Bilgisayar ekranına bakmaktan şaşı olduk, hastamızın yüzüne bakmaya ne vaktimiz kalıyor ne de enerjimiz.
  • Bakanlığın randevusuz ‘Her gelene bakın’ mantığıyla kaliteli sağlık hizmeti vermemiz fiilen engelleniyor 2 yılda bir sözleşme yeniliyoruz ama yenileme kararı müdürlükteki komisyonun iki dudağı arasına bırakılıyor, yani iş güvencemiz de artık yok.
  • Aşı retlerinin, izlemine, aşısına gelmeyenin, yine son 1 yılda bize başvurmayanın peşinden koşup dedektiflik yapmaya zorlanıyoruz. Kamuya ait olmayan, depreme dayanıksız saçma binalarda hizmet verip mal sahipleriyle kira kavgası ediyoruz, davalık oluyoruz, TÜİK’in sözde enflasyon rakamlarıyla zam alıp bunun 2-3 katı oranda zam gelen ASM giderlerimizi karşılamaya çalışıyoruz."

"HALKIN SAĞLIĞINI TEHLİKEYE ATAMAZSINIZ"

Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Ahmet Mehlepçi de koruyucu sağlık hizmetlerini ortadan kaldırılmaya çalışıldığını, özel hastaneler ve hasta garantili şehir hastaneleri dolsun diye halkın sağlığının tehlikeye atılamayacağını belirterek, şöyle konuştu:

"Bakan olmanız da size bu yetkiyi vermez. Bizler sivil toplum kuruluşları olarak uyarmak zorundayız. Bu halkın sağlığını tehlikeye atamazsınız. İnsanları özel hastanelere mecbur bırakmak vicdansızlıktır.

Birinci basamak sağlık hizmetlerini, yani aile hekimliği sistemini yalnızca veri girişine indirerek sağlık hizmetlerinin içini boşaltamazsınız. Sizin yok etmeye çalıştığınız şey, 76 milyon insanın sağlık hizmeti almaya çalıştığı aile sağlığı merkezleridir. Gelin, vazgeçin.

Bugün 12,4 doktora başvuru sayısıyla övünmek bir utanç kaynağıdır. Asıl sorulması gereken şudur. Bu insanlar neden doktor doktor dolaşıyor? Birinci basamağı, yani hastaya bütüncül bakışı istemiyorsunuz, yalnızca ekrana veri girilmesini istiyorsunuz.

Yoksulluk sınırının yarısı kadar maaş verdiğiniz ebe ve hemşire arkadaşlarımız, gebelerine ve lohusalarına gerekli emzirme eğitimini veremiyor. Çünkü anlamsız performans kriterleri nedeniyle bütün gün ekran başında kalıyor, ortalama 30 bin kez mouse tıklayarak hem göz hem de zihin sağlıklarını riske atıyorlar.

Sağlık 5 dakikaya sığmaz. Bunu anlamıyorsunuz. Çünkü yöneticilerimizin çoğu sahada çalışmamış ya da çalıştıysa da unutmuş kişilerden oluşmaktadır.” (ANKA)

Türkiye Haberleri