Bedriye Bozgeyik, 12 yıl önce oğlunun adımlarındaki aksaklığı ilk fark ettiğinde, bunun sadece geçici bir gelişimsel evre olmasını umuyordu. Ancak 1,5 yaşında konulan raşitizm teşhisi, Bozgeyik ailesini Türkiye’de nadir hastalıklarla mücadele eden binlerce hanenin karşılaştığı o tanıdık ve zorlu denklemin içine itti: Yumuşak kemik yapısı, sınırlı hareket kabiliyeti ve ancak yurt dışından yüksek maliyetlerle temin edilebilen ilaçlar.
Bugün 13 yaşında olan Kayra Bozgeyik, bir zamanlar kırılmasından korkulan o kemikleriyle, Şanlıurfa ve Antalya’daki havuzlarda Türkiye’nin en hızlı genç para yüzücülerinden biri olduğunu kanıtladı. Okul Sporları Para Yüzme Yıldızlar Türkiye Şampiyonası'ndan boynunda beş altın madalyayla dönen Bozgeyik’in hikayesi, kişisel bir başarının ötesinde, kamusal destek mekanizmalarının ve aile azminin ekonomik kısıtlar altındaki sınırlarını test ediyor.
İTHAL İLAÇLAR VE YERLİ İMKANLAR ARASINDA BİR ÇOCUKLUK
İzmir’in Çiğli ilçesinde yaşayan Şükrü ve Bedriye Bozgeyik çifti için Kayra’nın büyüme süreci, sadece bir ebeveynlik mesaisi değil, aynı zamanda bir sağlık yönetimi mücadelesi oldu. Raşitizmin bir türü olan ve kemiklerin yeterince sertleşmemesiyle karakterize edilen durum, Kayra’nın okul hayatının ilk yıllarında annesinin gölgesiyle birlikte yürümesini zorunlu kıldı.
Anne Bedriye Bozgeyik, o günleri “Düşer mi, bir şey olur mu korkusuyla okula dahi onunla gittim” sözleriyle anlatıyor. Tedavi süreci ise Türkiye’deki birçok nadir hastalık vakasında olduğu gibi maliyet duvarına çarpıyor. İlaçların sadece yurt dışından ve döviz endeksli yüksek fiyatlarla temin edilebildiği bir tabloda Bozgeyik ailesi, çözümü ev içi fizik tedavi yöntemlerinde ve suyun kaldırma kuvvetinde aradı. Kayra’nın 4,5 yaşında rehabilitasyon amaçlı başladığı yüzme, zamanla klinik bir zorunluluktan rekabetçi bir kariyere dönüştü.
DEZAVANTAJDAN BİYOMEKANİK AVANTAJA
Kayra’nın spor kariyerindeki dönüm noktası, 2021 yılında antrenör Mehmet Onur Erküçük ile tanışması oldu. Erküçük, Kayra’nın durumuna sadece bir engel olarak değil, yüzme havuzunda değerlendirilebilecek bir "fiziksel farklılık" olarak yaklaştı.
"Aslında engelini avantaja çevirmeye çalıştım" diyen Erküçük, profesyonel spor dünyasının rasyonel yaklaşımını özetliyor. Kayra’nın vücut yapısına oranla daha uzun olan kol ve ayak boyu, suyun altındaki itiş gücünü artıran biyomekanik bir unsura dönüştürüldü. Dört yıllık disiplinli çalışmanın sonunda Kayra; 100 metre serbest, 100 metre sırtüstü, 50 metre serbest, 100 metre kelebek ve 100 metre kurbağalama branşlarının tamamında podyumun en üst basamağına çıktı.
EĞİTİMDE SOSYAL ENTEGRASYONUN ROLÜ
Kayra’nın başarısı, sadece havuzdaki performansıyla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda bir kamu kurumu olan Akiş Öğütçü Ortaokulu’ndaki sosyal duruşuyla da dikkat çekiyor. Okul Müdürü Mesude Kanyılmaz’a göre, Kayra’nın durumu okul ortamında bir "farklılık" değil, bir "kararlılık örneği" olarak kodlanmış durumda.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın yerel teşkilatları tarafından da takip edilen süreç, engelli bireylerin sosyal uyumunda kamusal desteğin ve akran iletişiminin önemini vurguluyor. Kanyılmaz, Kayra’nın akademik başarısının ve saygınlığının, fiziksel engellerin eğitim ortamında nasıl aşılabileceğine dair bir model sunduğunu kaydediyor.
AVRUPA ROTASI VE KALAN SORULAR
Kayra Bozgeyik için şimdi hedef, İzmir’deki antrenman havuzundan çıkıp Avrupa ve dünya şampiyonalarının kulvarlarına girmek. Genç sporcu, "Bir şeyin peşinden koşmazsanız, o da sizin peşinizden koşmaz" diyerek disiplinin altını çiziyor.
Ancak Kayra gibi potansiyel vadeden sporcuların uluslararası arenada sürdürülebilir başarı elde etmesi; sadece bireysel azme değil, aynı zamanda yüksek maliyetli tedavi süreçlerine erişim kolaylığına ve amatör branşlara sağlanan kamusal fonların sürekliliğine bağlı.
Türkiye’nin para yüzme kulvarlarındaki bu yeni ivme, engelli bir çocuğun "eve kapanmama" mücadelesinin ötesinde, devletin ve spor sisteminin bu çocuklara sunduğu imkanların denetlenebilirliğini de yeniden gündeme getiriyor. Kayra’nın bir sonraki yarışı, muhtemelen sadece rakiplerine karşı değil, aynı zamanda kendisini havuzun dışında bekleyen ekonomik ve fiziksel gerçekliklere karşı olacak.
"Pes etmemenin meyvesini aldım" diyor Kayra, boynundaki beş altın madalyanın ağırlığıyla. "Şimdi sıra Avrupa’da."