Adana’da, son dönemde etkisini gösteren sağanak yağış ve dağlardaki karın erimesi nedeniyle barajlardaki su seviyesi arttı. Taşkın riskine karşı baraj kapakları açılarak kontrollü olarak su tahliyesi sağlandı. Buna rağmen Seyhan ve Ceyhan nehirleri taştı ve nehirlerin çevresinde bulunan binlerce dönüm tarım arazisi sular altında kaldı.
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burçak Kapur, yaşanan sel felaketinin, aynı kuraklık gibi iklim değişikliğinin önemli bir yansıması olduğuna işaret etti.
“KURAKLIK YERİNİ SELE BIRAKTI”
Burçak Kapur, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "İklim değişikliği; sıcaklığın artması, yağış rejiminin değişmesi gibi etkileri beraberinde getiriyor. Son 3 senedir bölgemizde bu etkileri kuraklık olarak yaşıyoruz. Bu süreçte çiftçiler sıkıntılar yaşadı, barajlardaki su seviyesi yüzde 4'lere kadar düştü. Bu sene de çok farklı bir durum görüyoruz; iklim değişikliğinin sonucu olan kuraklık yerini sele bıraktı. Son 1,5 ayda yaşanan yağışlarla birlikte barajlardaki su seviyesi yüzde 90'ı geçti" ifadelerine yer verdi.
“AMACIMIZ YAĞIŞIN DÜŞTÜĞÜ YERDE SUYU MUHAFAZA ETMEK”
Sözlerinin devamında, "Son 1,5 ayda düşen yağış miktarı, 1 hidrolojik yıl içerisinde düşmesi gereken yağış miktarıyla aşağı yukarı eşit. Bu da sel felaketlerine yol açıyor. Böylelikle suyun büyük bir bölümü de maalesef boşa gidiyor. Burada dikkat etmemiz gereken nokta düşen yağış miktarını koruyabilmektir” diyen Kapur, “İşte bu suyun boşa gitmesini engellediğimizde iklim değişikliğinin etkilerine karşı önlemler almış oluruz" ifadelerini kullandı.
Kapur, "Kuraklıkta; bitki deseni seçimi, ekim tarihleri, sulama uygulamaları, sensör kullanımı gibi önlemler alıyorsak, aşırı yağışların gelmesiyle birlikte de birtakım önlemler almamız gerekiyor. Amacımız, yağışın düştüğü yerde suyu muhafaza etmektir" sözlerini sarf etti.
SUYU KORUMAK İÇİN “YERALTI BARAJLARI” ÖNERİSİ!
Meydana gelen aşırı yağışlarda suyu koruyarak depolayabilmek amacıyla alınması gereken önlemleri sıralayan Kapur, "ÇED raporu ile birlikte barajlarımızın kapasitesi artırılabilir. Bunun dışında suyu düştüğü yerde depolayabilmek için yeraltı barajları yapılabilir. Yeraltı barajları çok kullanışlı, hiçbir yere zarar vermeden suyun depolandığı, normal barajlara göre buharlaşmanın daha az olduğu ve bu nedenle su kaybının çok daha az olduğu, istediğimiz anda istediğimiz yere yönlendirebileceğimiz bir su kaynağıdır” ifadelerini kullandı.
“Su, kuru dere yataklarına yönlendirilebilir, gerekli durumlarda ihtiyaç oradan karşılanabilir. Tarla ve çiftçi bazında yapılabilecek depolama önlemleri ise bahçelerde ya da tarlalarda infiltrasyon havuzları, kontur hendekleri veya malçlama olabilir. Organik kompost gübrelerle toprağın su tutma kapasitesi artırılabilir” önerilerinde bulunan Prof. Dr. Kapur, “Bu şartlarda suyu daha iyi rezerve edebiliriz. Böylelikle kuraklık ya da aşığı yağışlar olarak iki türlü yaşadığımız iklim değişikliğinin etkilerine karşı önlem almış olacağız. Aksi takdirde gelecekte susuzluk gibi büyük problemlerle karşılaşabiliriz" dedi. (DHA)