Özgür Özel Halk TV’de. Çok çarpıcı 'asgari ücret' açıklaması

Halk TV canlı yayınına katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, AKP tarafından 2025 yılı için belirlenen asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "30 bin TL'yi söylerken de çok rahat söylemedik" diyen Özel, asgari ücretin en az yüzde 50 olması gerektiğini belirtti.

CHP Genel Merkezi'nde Halk TV'nin canlı yayınına katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Gökmen Karadağ, Kürşat Oğuz ve Seda Selek'in sorularını yanıtladı.

Özgür Özel'in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

"ASGARİ ÜCRETİN EN AZ YÜZDE 50 OLMASI GEREKİYOR"

Böyle bir asgari ücreti bekliyorduk. Biliyorsunuz asgari ücrette bu iktidar 'Biz asgari ücretliyi, emekliyi enflasyona ezdirmeyiz' diye bir genel söylemi vardı. Tabi bunun yılların toplamına baktığımızda gerçek olmadığı doğru ama son bir kaç yılda enflasyon oranında zam yapma gibi bir nokta ve enflasyonun yüzde 50 olacağı belli. Öyle olunca da asgari ücretin en az yüzde 50 olması gerekiyor.

Hatırlarsanız bundan birkaç ay önce 'enflasyon yüksek çıkabilir, gerçekleşen enflasyona göre değil hedeflenen enflasyona göre zam yapmak lazım' diye bir şey ortaya çıktı. Şimdi hedeflenen enflasyon deyince Orta Vadeli Programa veya son ilan ettikleri revizyonlara bakınca orada durum felaket. Yüzde 25 ile 30 rakamlar arasında rakam telaffuz etmişler. Yüzde 30 yaparlarsa bu oluyor işte. Bizde 3 ay kadar önce bunlar konuşulmaya başlanınca, MYK'da toplantıda arkadaşlarımıza biz asgari ücretle ilgili gerçekçi bir beklentiyi ortaya koymalıyız ve bunu savunup bunun 31 Aralık'a kadar veya asgari ücret açıklanan kadar kampanyasını hep birlikte yapmalıyız dedik.

"30 BİN TL'Yİ SÖYLERKEN DE ÇOK RAHAT SÖYLEMEDİK"

Tabi biz neye göre bir asgari ücret talebi belirledik. Açık söyleyeyim, 30 bin TL'yi söylerken de çok rahat söylemedik, aslında çok daha üstü bir rakam olması lazım ama, maalesef bu memlekette insanlar, kendilerini anlamayanları anlamaya çalışmıyor bazen. Yani asgari ücreti belirleyenler veya onları çalıştıran patronlar yıllardır sömürüyorlar, ama insanlar yine de o kadar da çok diyor. Aslında bugün 17 bin TL'lik asgari ücret, geçtiğimiz yıllardan beri gerek yarattığı mağduriyet düşünüldüğünde 35 bin, 40 bin TL olsa çok değil. Türkiye'deki yaşam standartları düşünüldüğünde o bile yeterli değil.

"TÜİK: TAYYİBİ ÜZMEYEN İSTATİSTİK KURUMU"

Ama biz şöyle yaptık, bunlar yüzde 30'ları konuşuyorsa, hedeflenen enflasyon arada bir yüzde 50'ye yakın olacak olan gerçekleşen enflasyon var. Ama 'Bu asgari ücretli için gerçek mi? dedik. Çünkü TÜİK... Biz 'Tayyibi Üzmeyen İstatistik Kurumu' diye açılımını söylüyoruz hep.

En çok da alkışı bu alıyor, çünkü emekliler, çalışanlar, kendi ceplerinden maaşlarını nasıl çalındığını bunun TÜİK vasıtasıyla yapıldığını biliyorlar. TÜİK'in enflasyonu böyle ama neye göre hesaplıyor?

Malum pinpon topu var TÜİK'in hesabı içinde, enflasyon sepetinin içinde, bakır çubuk var, olur olmadık şeyler koyuyorlar içinde ve o sepet yüzde 50. Asgari ücretli pinpon topu yemediğine, çocuğuna harçlığı bakır çubukla ödemediğine göre nasıl yapıldığına baktık. Asgari ücretlinin temel harcamaları var, onların 1 Ocak'taki durumuna göre ve bu Aralık ayındaki olası fiyatlarına bakarak şunu gördük ki gerçek enflasyon asgari ücretlinin yaşadığı enflasyon yüzde 78 diye hesapladı arkadaşlar. Yani hissedilen sıcaklık deniliyor ya, asgari ücretlinin hissettiği enflasyon. O zaman hiç olmazsa yüzde 80 olması gerekiyor. Dedik ki enflasyona ezdirilmesin, oradan çıktı biz 30 bin TL.

Tabii, 30 bin TL çıktıktan sonra Aksoy araştırma bir çalışma yapmıştı 3 ay önce, 'Ne bekleniyor' diye, insanlar şöyle söylüyorlardı, enflasyona ilgili kendi beklentileri 30 ile 35 bin TL arasında, size ne verirler dendiğinde de 23 ile 25 arasında rakamlar geliyordu. Yetmez ama bunlar böyle verir, ama ben böyle olmasını arzu ederim diye.

Bizim talebimiz, sloganda dediğiniz gibi '30, Bunun Altında Yokuz' ve uzunca bir kampanya yaptık. Bunu hemen her grup toplantısında, grubun olmadığında çıktığımız her kürsüde ifade ettik bir de sahaya indik bununla. Ben kendim İstanbul'da pazarda da gezdim. Manisa'da esnafta da gezdim. Milletvekillerimiz 81 ilde, çok sayıda ilçede ve örgütümüz tam 973 ilçede 'Bu asgari ücret ile 2002 de kaç altın alınıyordu, şimdi kaç tane alınıyor, ne kadar kıyma alınıyordu, ne kadar ekmek, ne kadar simit alınıyordu, şimdi ne kadar alınıyor?' bunun çalışmasını yaptılar.

"EMEKLİYE HİÇ DOKUNMASALAR MAAŞLAR 33 BİN TL OLACAKTI"

Eş zamanlı olarak da tabi asgari ücret kadar çarpıcı bir diğer mesele de emekli maaşları. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı emeklisinde de özellikle de en düşük emekli maaşı, bu iktidar geldiğinde 1,5 asgari ücretti. Yani bugün açıklanan fiyat üzerinden düşündüğünüzde en düşük emekli maaşı, bu iktidar gelip emekliye hiç dokunmasa 33 bin TL idi, şimdi 12 bin 500 TL. Onu 14 mü 15 bin mi yapacaklar onu tartışıyorlar. Emekli açısından da bu altın, ekmek, dana kıyma hesaplarını yaptık ve bu basit hesaplarla gezdik, sorduk, anlattık. Şimdi bundan bir 10 gün önce yapılan yine aynı şirketin yaptığı bir araştırmayı takip ettik.

ÇARPICI ANKET SONUÇLARI

Bir tanesi şu Asgari ücret ile ilgili CHP'nin teklifinin bilinirliliği yüzde 75. Biliyorum diyenlerden destkleme oranı yüzde 87. AK Parti seçmeninden dahi, çok kronik bir kategorik karşıt olanlar dışında herkes destekliyort. MHP seçmeninde yüzde 85 gibi bir destek var.

"BU KADAR HIRS KÜPÜ GELDİĞİM BİR BAŞKA GÜN OLMADI"

Ama dün açıkçası, yani herhalde bu binada herhalde 400 günün üzerinden bu binaya geliyorum, bu kadar sinili, bu kadar kızgın, hırs küpü geldiğim bir başka gün olmadı. Genelde de son 1 yıl çok iyi günlerimiz oldu. Burada çok güzel mutluluklar yaşadık. Onlar bir yana, olur da bu kadar olmaz.

"İNSANLARIN YÜZÜNE KÜFRETMEK GİBİ BİR ŞEY"

Üç ay önce bekliyorduk, 3 ay boyunca büyük bir kampanya yaptık ve şunu gördük. Burnundan soluyordu millet. Hatta şöyle söyleyeyim 22 bine değil 25 bine dahi burnundan soluyordu, AK Partili de MHP'lisi de, muhalefet partilerine oy vermiş insanlarda ve ben Erdoğan'ın sahayı okuyacağına, anketlere bakacağına ve bu yanlışı yapmayacağına inanıyordum artık. Yani ben 25-30 bin TL arası bir şey belirleneceğini, bizim önerine benzer şekilde biraz daha iş verene SGK'lı başına destekleme yapmak suretiyle bir noktaya getireceklerini düşünüyordum. Bu 22 bin TL, yani kaba tabiriyle insanların yüzüne küfretmek gibi bir şey. Çünkü gereçketen çok kötü durumda insanlar.

EMEKLİ MİTİNGİNDE YAŞANANLAR

Biz geçen sene 31 Mart seçimlerinden 40 gün sonra ilk mitingimizi atanmayan öğretmenler için yapmıştık, ardından da bir emekli mitingi yaptık biliyorsunuz. Ben emekli mitingininde kürsüde çıktığımda bir süre giriş sözlerini istem dışı uzattığımı hissettim. Aşağı da o kadar yaşlı ve yoksul bir kitle vardı ki ben o kadarını ben de beklemiyordum. Örgütümüze mitinge yığma kalabalıklar istemiyoruz, öncelik emeklilerin talimatı gönderdik.

Gerçekten o çağrıya, hatta iyi bir anekdotta var. A Haber kameramanın sağ olsun kardeşimiz dili çıkmış meydanda. Bana da gösterdiler, onu yollamışlar. Demişler ki CHP'nin emekli mitinginde genç ve iyi giyimli insanları bulun. Meydanda, 'Siz emekli misiniz?' deyip, 'Değilim' diyecek birisni bulamamışlar veya ne kadar maaş alıyorsunuz, kolunuzdaki saati beğendim, telefonunuzun markasını beğendim, kurumun sevdiği provokasyonlar bunlar. Arkadaşları o niyetle yollamışlar, bunu Ankara basınında bilmeyen yok. Ondan sonra elleri boş döndüler o meydandan. Yüz binin üzerinden emekli oraya haykırmaya gelmişti. Ben bu şartlar altında bu kötülüğü yapabileceklerini düşünmüyordum.

Dün akşam bu kararı aldık. MYK üyelerini bu sabah 10.30'da toplanmak üzere davet ettik. Verimli bir toplantı gerçekleştirdik. Birinci kararımız grubun bugün Meclis'e gitmemesi ve genel merkeze gelmesiydi.

"HİÇ Mİ DEĞERİMİZ, KIYMETİMİZ YOK"

İşçilerin şu hisle uyuduklarını biliyorum ben 'Bu kadarını da beklemiyorduk, hiç mi değerimiz, kıymetimiz yok?'. Şimdi bunun sürmesine ve derinleşmesine yönelik bir karar aldılar dün akşam. Bunlar gerçekten siyaset olur, tartışma olur, vaatler olur, bunlar farklı şeyler, ama bu yapılan bu insanları bu haldeyken anlamamak, görmemek kabul edilecek bir şey değil. O yüzden ben Türk-İş, Hak-İş ve DİSK' gittim görüştüm. Şu andan farklı da olsa aynı duyguda olsa aynı duyguda ortaklaştıkları ve bir kararlılık ifade ettiklerini büyük bir memnuniyetle takip ettim.

"TÜRK-İŞ'İN TAVRI ÇOK KIYMETLİ"

Türk-İş'in asgari ücret tespit komisyonundan kalkması ve bir daha hiç oturmayacağını söylemesi çok kıymetli. Çünkü antidemokratik bir yapı var ve diş verenle devlet anlaştığında istediği asgari ücreti belirliyor bu olacak iş değil. İtiraz hakkınız dahi yok. Türk-İş burayı terk etti ve bir daha oturmayacağım dedi.

"YENİ BİR ASGARİ ÜCRET TESPİT KOMİSYONU"

Belli kararlar da aldık bugün. Mesela yani bir asgari ücret tespit komisyonu kanun teklifini, sendikalarla ve bütün muhalefet partilerle olgunlaştırarak iktidarın önüne koymak lazım. Gelecek sene iktidarın kim olduğu belli olmaz ama işçinin hakkını gözeten bir teklifini koymak lazım. Kendi adımıza verdiğimiz kararlardan bir tanesi genel merkezler düzeyinde sendikalarla ve yerelde bütün sendikalar ve STK’larla temas. Onu bugün başlattık. Mesela ben bugün asgari ücret meselesine en çok tepkiyi asgari ücretlilerden duymadım, emeklilerden duydum. Diyor ki ‘Asgari ücrete bunu yapan, yarın bize ne yapamayacak?

"ERDOĞAN'IN 'HAYIRLI OLSUN' SÖZLERİ"

Ne hayırlı olacak asgari ücret? Bu asgari ücret kime hayır edebilir? Hayır edecek bir şey verirsin de ‘Hayırlı olsun’ dersin. Kahredecek bir şey verdin sen. ‘Enflasyona ezdirmedik’ sözleri de çıplak gözle gördüğüm, bu kulakların duyduğu en büyük yalan. Hangi enflasyona ezdirmemiş? TÜİK yüzde 50 ilan etti. Sen 30 verdin. Senin TÜİK’ine göre bile yüzde 18 ezdirdin. Oysa Enag zaten TÜİK2in yalan söylediğini söylüyor. TÜİK'in yalan söylediğini en çok yoksullar söylüyor. Öfkelenmemek elde değil.

ÖZGÜR ÖZEL'DEN SOKAĞA ÇIKMA ÇAĞRISI

Yarından itibaren bütün örgütlerimiz 973 ilçede sokağa çıkacaklar, milletvekillerimiz cumartesiden sonra bütün seçim bölgelerine yayılıp çalışacaklar. Cumartesi günü 'Yurttaş İnsiyatifi' diye 64 sivil toplum örgütü yılbaşından önceki son cumartesi son bir miting planladılar. Biz o mitinge kitlesel olarak katılacağız. Önümüzdeki aylarda ayrı ayrı ya da sendikalarla birlikte mitingler yapabilirler, ona da biz elimizden gelen bütün katkıyı sunacağız.

"2025 SEÇİM YILI OLACAK"

Onun dışında da 2025’in bir geçim yılı olmayacağı belli, onu bir seçim yılı olarak tanımlıyoruz. Zorlayacağız. Biz seçim akşamı çıkıp size 'Birinci parti olduk erken seçim' demeyeceğiz. Ama 'Sizin derdinizi, talebinizi duymalarını bekleyeceğiz. Ama duymazlarsa sizin sesinizi duyurmaya devam edeceğiz' dedik.

2024 yılı içerisinde 46 ile 199 ziyaret yaptım. 119 büyük miting yaptık, 156 kez halka seslendik ve bu performansı çok aşacak bir 2025 performansı ile hem ben hem milletvekillerimiz, 2025'te biz 14 Mayıs gününden itibaren 'Geçim olmazsa seçim olur' diyoruz ve diyoruz ki !15 Temmuz'da asgari ücrete zam yapın' çünkü geçen sene seçimde söz verdiniz. Tek haneninin üzerinde enflasyonn olan ülkede en az 2 kez ama bu kadar yüksek olduğuna göre 4 kez güncellemek gerekiyor dediniz, yapmadınız.

Bu aşamadan sonra örneğin bu sabah MYK toplantısında Saymanımız Özgür Karabat, durumdan anladığını özetledi. ‘Ben normal bütçemi hazırlıyorum, bir de seçim bütçesini hazırlıyorum’ dedi. ‘Aynen öyle. Cuma günü onu PM’de oylayacağız’ dedik. Bütün arkadaşlarımız seçimin yapılması yönünde hem nasıl etkileri, katkıları olabilir hem de alması gereken tedbirler... Mesela program çalışmalarını yaz boyunca seçim beyannamesine dönüştürecektik, o işleri hızlandırıyoruz. Hazır olan kısımdan politika notlarını çıkarıyoruz.

Bundan sonraki süreçte çok gecikmeden ocak ayının ilk yarısında sendikalarla yüz yüze birtakım görüşmeleri yaptıktan sonra emek şehirlerinden başlayarak asgari ücrete tepki ve emekçi, emeklilerle birlikte ‘Geçinemiyoruz, Geçim yoksa seçim var’ sloganıyla yoğun kampanya başlatacağız. Bütün arkadaşlarımız cuma günü sabahleyin MYK ve PM toplantılarımızda hazırlanarak ve önümüzdeki planlamaların yapılacağı süreçte ayrıca bir sürekli eylem komitesi oluşturduk, ilki cumartesi gününe destek için çalışıyor. Hep birlikte 'Bu iktidarı seçime zorlamak için ne yapılabilir dedik' bu çok önemli.

POLONEZ İŞÇİLERİNİN DİRENİŞİ

Geçtiğimiz günlerde işçilerin haklarını vermeyen firmalara -bir tanesi Polonez’dir- ‘Siz işçinin hakkını vermezseniz, tüketimden gelen gücümüzü kullanacağız’ dedik. Bugün bir büyükşehrimizin sanayi ticaret odası başkanı açıklama yapmış, ‘Her türlü fiyat ayarlamasında asgari ücret artışını aşmamalıyız’ diyor. Yani patronlara diyor ki ‘Büyük patron işaret etti, işçiyi ezebiliriz.’ Şahsına saygım sonsuz ama onun lafına kim uyarsa, onun lafına uyanlara tüketimden gelen gücümüzü göstereceğiz. Açık söylüyorum: Tayyip Erdoğan ‘Ez’ dedi diye, işçisini ezene... Diyor ki sanayi ticaret odası başkanı, ‘Reis bize çerçeveyi çizdi. Hiçbirimiz işçimize, çalışanımıza, beyaz yakalımıza, gri yakalımıza, mavi yakalımıza, bekçimize yüzde 30’dan fazla yıllık artış yapmayalım. Tayyip Bey’e uyalım. Asgari ücretteki bu enflasyona ezdirme işini bütün özel sektör sahiplenelim’ diyor. Bunu yapmayanları destekleyeceğiz. Bu şirketleri ifşa edeceğiz.

"İFŞA EDECEĞİZ, MALINI ALMAYACAĞIZ"

İfşa edeceğiz, malını almayacağız. Banka mı? Bankasına mevduat koymayacağız. Yiyecekiçecek mi üretiyor? İşçisinin hakkını vermiyorsa sucuk yemeyeceğiz. Döneceğiz, ‘Tüketmeyin, almayın bunu’ diyeceğiz. Tayyip Bey’e uyup da işçisini, emekçisini, çalışanını ezmeye kalkanın karşısında biz varız. Bana bize uyanı sonuna kadar destekleyeceğiz. ‘Ben işçime enflasyon oranında zam veriyorum’ diyeni pozitif listede yayınlarım. ‘Ben işçime enflasyonla değil, Tayyip Bey gibi sefalet maaşını layık görüyorum’ diyenin de karşısına kaya gibi dikileceğiz. Hiçbir şeyden korkum yok. Ne yapacak? Beni mahkemeye verecek, benden tazminat alacak. Bir tane ev, iki tane mütevazı araba, bir tane eczanenin dükkanı var. Alırlar onu ama ben milletin hakkını onlara yedirmem, bu kadar söylüyorum."

Özgür Özel, CHP'li belediyeler ne yapacak sorusuna iş şu yanıtı verdi:

"Gökhan Zeybek talimatımızı geçti, CHP'li hiçbir belediye, 30 bin TL'nin altında bir toplu iş sözleşmesi teklifiyle işçinin karşısına gitmeyecek. Bunun altında bir ücretin altına imza atmayacak."

ASGARİ ÜCRET İÇİN NEDEN ACELE ETTİLER?

Ben Ak Parti'yi yıllardır takip eden birisiyim. Dünkü telaş bugünkü grup toplantısından önce fiyat belli olsun diyeydi.

Ne için acele ettiler? Dün Erdoğan'a, 'Efendim siz bugün konuşacaksınız ya, asgari ücret perşembe belli olacak, bir sonraki grup toplantısına kadar çok dayak yeriz. Bunu bugün belirlesinler, siz de yarın sahiplenin, siz konuştunuz mu üstüne konuşamazlar' demişlerdir.

Tabii Erdoğan'ın dünkü twiti de adeta ateşin üstüne tiner döker, benzin döker gibi oldu, büyük bir infial oldu. Çünkü millet hatır gönül için açlığa katlanacak durumda değil. Enflasyonu ezdimeyecek bir şey ilan etmedi, bir sefalet ücreti ilan etti. Ve beklediklerinin aksi bir sonuç verdi. Bugün ateşin üstüne benzini döktü daha büyük yangın var şu anda. Daha büyük tepkiler var. Hak etti. O konuda daha başka bir şey söyleyecek yok.

"VATANDAŞIN ‘BENİ AÇ BIRAKTIN TEŞEKKÜR EDERİM’ DİYEREK OY VERMEYECEĞİ KESİN"

Bu şartlar altında vatandaşın ‘beni aç bıraktın teşekkür ederim’ diyerek oy vermeyeceği kesin. Ve bu süreci bu sene böyle, gelecek sene böyle götürüp daha sonra bir seçim ekonomisi uygulayarak ama bir kere kış geçiyor kurt yediği ayazı unutmuyor. Tayyip Bey bu sözünü unutmasın. Bugünlerde çocuğuna çorabı alamayan adam üç sene sonra bir tık bir şey yaptı diye dönüp onu destekleyecek değil. Muhalefetin başta CHP seçim kaybetmeye niyeti yok ve geçmişten aldığı dersler açıkça ortada olduktan sonra iki sene sonra seçim ekonomisi ile bu işi kıvırmayacağını kendisi de bilir.

"15 LİRALIK ŞİŞE SUYUNU HİÇBİR ÇOCUĞUN ALAMADIĞI BİR SÜRECİ YAŞIYORUZ"

Biz çocuğunun ayağına çorap alamayan, doktorun ye dediği proteini yiyemeyen, çocuğuna süt alamayan, üç çocuktan bir tanesinin okula kahvaltı yapmadan gittiği, beş çocuktan bir tanesinin okulda hiçbir alışveriş yapmadan evine döndükleri, belediyelerimiz dağıtmıyorsa İstanbul’un yoksul semtlerinde beslenme çantalarının yoksul çocukların boş olduğu, okullarda maalesef CHP’li belediyelere izin verildiği ölçüde su sebili koyduğumuz yoksa o 15 liralık şişe suyunu hiçbirinin alamadığı bir süreci yaşıyoruz. Ve bunları yaşatanlara aslında nasıl bir tercihte bulunduğunu insanlar görüyor.

"ATMACA GİBİ BEKLİYORLAR"

'Silkele silkele' diyor. Bizden faiziyle bu borçları tahsil edip sonra yandaş şirketlerine faiz affı ve taksitlendirme yapacak. El koyduğu para, CHP’li belediyelerin sosyal yardım bütçeleri. Atmaca gibi bekliyorlar. Sosyal yardımla ilgili nerede bir para görseler oraya atlıyorlar. Buna karşı gerekli tedbirleri alıyoruz"

“31 EKİM SONUÇLARINI HAZMEDEMİYOR”

"Tayyip Erdoğan 31 Mart seçim sonuçlarını bir ölçüde sindirmişti. Hazmedemediği sonuçlar 31 Ekim sonuçları. Belediyelerin sonraki altı aylık performanslarını 31 Ekim’de ölçtürdük biz. Yüzde 58 memnuniyet çıktı CHP’li belediyelerden. Yani oy oranı yüzde 58’e denk gelecek şekilde memnuniyet. Oyunu 15 puan artıran var, yedi puan artıran var. Artırmayan yok denecek kadar az. Diyorlar ki ‘CHP’li belediyeler böyle giderse, CHP’nin gelecek genel seçimleri kazanmasına da vesile olacak bu iş. Çünkü millet, CHP’li belediyelerden memnun.

“BİZ 3 BİN LİRASINI ALDIK, KONSER Mİ YAPTIK”

Biz sorduk, ‘Neyimizden memnunsunuz’ diye. Kreşler, öğrenci yurtları, sosyal yardımlar... ‘Bunları durdurmadan CHP’yi durduramazsın’ demişler beyefendiye. Beyefendi de bizi durdurmak için ilk önce yaz boyunca takip ettiğiniz talimatları verdi. Bakan’a ‘Şunları biraz silkele’ der mi? Bu resmen gözü dönmüşlük artık yani. Yapmaya çalıştıkları hizmete mani olmak. Bunu millet görüyor, millet burada gerekeni yapar. Yok konsermiş, bilmem neymiş. ‘CHP’li belediyelerin yüksek konser harcaması’ dediğinin üstünde 65 tane AK Partili belediyenin konser harcaması var. Bu bahislerde AK Parti milletin gönlünde mahkum oldu. Ne şarabıymış, anlamadım neden bahsediyor. Ama şöyle bir şey var, Tayyip Erdoğan, CHP’li belediyelerle asgari ücret üzerinden bir bağ kuruyorsa, emekçinin emeğini sömüren kendi belediyeleri. Bugün 22 bin liraya mahkum eden insanları o. Asgari ücretlinin hakkını yedirmeyecekmiş. Sen asgari ücretliye 25 bin lira veriyordun da biz 3 bin lirasını aldık, konser mi yaptık."

ERDOĞAN’IN FETİH SURESİNİ OKUMASI

Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın grup toplantısına Fetih Suresini okumasıyla ilgili olarak şunları söyledi:

"Halep’e, Şam’a plaka numarası bildiriyorlar, asgari ücret 22 bin lira. O yüzden vatandaşın gözünde bu işler yok. Suriye’de daha bu operasyon, harekat gerçekleşmeden önce bunlar malum böyle şeyler olacağını ve rejimin yıkılacağını belli oranda bu konudaki beklentileri AK trollere sızdırdılar. Bunlar Suriye’nin illerine plaka numarası dağıtmaya başlamıştı. Biz o zaman da söyledik, ‘Türkiye’nin verilecek bir karış toprağı yok ama kimsenin bir karış toprağında da gözü yok.’ Bu, Atatürk’ten bize miras. Sen bunu terk edersen, ‘Ben fetih yapıyorum’ diye oralara gidersen, biz bu filmi 2011 yılında gördük. 2011 yılında bu safsataları dile getirdiniz. Atatürk komşundaki devlet dışı unsurları muhatap kabul etmemeyi her zaman salık vermiştir, öğütlemiştir. ‘Al, getir, eğit, donat, yolla, savaşsın’ sonuç, 4 buçuk milyon Suriyeli burada. Sen orada iç savaşı kışkırtırsan, ateşe benzinle gidersen o ateşten kaçanlar buraya sığınır. 4 buçuk milyon sığınmacının toplam Türkiye’ye maliyeti 200 milyar dolar. Bu 200 milyar dolar para öyle bir para ki örneğin bugün asgari ücrete bulamadıkları kaynağın 400 katı bir para. Böyle bir paradan bahsediyoruz. Asgari ücrette bizim dediğimize erişmek için bulamadıkları kaynağın 400 katı gitmiş durumda.

"HANİ SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE SAYGILIYDIK"

2011’de fetih diyerek ‘Emevi Cami’de namaz kılacağız’ denildi. ‘Şimdi gidip kılarsa’ diyorlar? Kılsın, bu namaz o namaz mı? Arada 283 şehit, 200 milyar kayıp para, 13 kayıp yıl ve 4.5 milyon da sığınmacı var. MİT Başkanı namaz kıldı. Allah kabul etsin de Erdoğan’ın 13 yıl sonrasındaki kazasını kılmak devletin önemli bir memuruna mı düştü? Olacak işler değil bunlar. Fetih Suresi... Hani Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılıydık. O zaman nereyi fethettin? Fethetiğin toprak senin olur. Suriye’yi fethettiysen Türkiye haritası değişmedi. Fethetmediysen milleti kandırıyorsun. Erdoğan bunu hep yapar. ‘Bayrağı indirecekler, vatanı bölecekler’ diyerek yoksul insanların, yoksulluklarını gidermek yerine olmayan geçek dışı korkularla onların korkularını yönetiyorlar. Ben bu kadar ahlak dışı bir siyaset görmedim. Erdoğan’ın bizi kutuplaştırma, şeytanlaştırma, karşılıklı çatışma siyasetine teslim olmayacağız."

"ARTIK SOKAĞA ÇIKMANIN ZAMANIDIR"

Şu an içinde bulunduğumuz siyasetin bir şeye ihtiyacı var: 1980 sonrası toplumun mücadele azmini önce darbeciler kırdı, son 22 yıldır da bu iktidar toplumu sindirmeye çalışıyor. Artık cesaret göstermek lazım. Yerel seçimde ayağa kalktık ve seçimi aldık. Şimdi bu iktidarı değiştirmek için herkesin üzerine düşeni yapması lazım. Herkesi yapacağımız mitinglere davet ediyoruz. Artık sokağa çıkmanın ve hakkını almanın zamanıdır. Bir milyon kişi meydana iner rejim değişir. Ben meydana inip rejim değiştirelim demiyorum. Biz meydana inelim rejim zaten değişecek. Bir milyon kişi inip de erken seçim mitingi yaptığında o sandığı bizden kaçıramazlar. Hedef belli: bütün bir muhalefet. Bu muhalefete dün iktidara oy verenler de dahildir. Dün gece onları da sattılar. Erdoğan, dün gece milyonlarca AK Partili, MHP’li asagari ücretli seçmenini satmıştır."

"İNSAN İÇİNE ÇIKAMAYACAK HALE GETİRECEĞİZ"

CHP listelerinden seçilip AKP'ye geçen milletvekilleriyle ilgili gelen soruya yanıt veren Özel, şunları ifade etti:

"CHP listesinden giren 6 İYİ Partiliden biri seçildi, Ahmet Ersagun Yücel. CHP listesinden seçildi, ertesi gün İYİ Parti'ye geçti. Sonra AK Parti'ye geçti. AK Parti'ye çok ağır sözler söyleyen, sonra kirli ilişkilerle o tarafa giden hadsiz birisi. Bir gün ona bir şey söyleyeceğiz. Onun o bütün kirli ilişkilerini ortaya döküp, insan içine çıkamayacak hale getireceğiz. Demokrat Parti’den iki arkadaşımız istifa etti. Aslan gibi muhalefette duruyorlar. Biz DEVA’lı, Gelecek Partili, Saadet Partili arkadaşlarımızla omuz omuza çalıştık. AK Parti’nin muhalefeti bölme çabaları olabilir ama ben muhalefet liderlerinin samimi olduğunu düşünüyorum."

"SADECE BİR ANKETTE 1 AY GERİYE DÜŞTÜK"

"Bizim halkın gerçek sorunlarını çözmek gibi bir iktidar reçetemiz var. Bu reçete 31 Mart’ta işledi. Bu reçeteye sadık kaldığımız sürece benim endişem yok. Anket şirketlerine Suriye üzerinden kendilerini önde çıkartmak gibi bir gayretleri var. Suriye konusunun öyle aman aman bir artış sağladığı yok. Bize gelen anketlerde sadece bir ankette 1 ay geriye düştük. O da Eylül ayıydı. Duygu durumun yüksek olduğu süreçlerde anketler yanıltıcı olabiliyor. Ocak ayının sonunda çıkacak anketlerde Suriye’den ziyade bugünkü asgari ücret ve ekonominin tekrar sonuçlara damgasını vuracağını düşünüyorum.

"2025 YILI KASIM AYINDA GEL SANDIĞI KOYALIM DİYORUZ"

Ben Erdoğan’ın adaylığından korkan biri değilim. Onu 31 Mart’taki gibi bir kez daha yenmeyi de çok isteriz. Seçimler zamanında olursa YSK’ya göre aday olamıyor zaten. Ancak erken seçimle olabiliyor. 2025 yılı kasım ayında gel sandığı koyalım diyoruz. Biz 2027’de yapılacak bir erken seçimde yokuz."

CHP'NİN CUMHURBAŞKANI ADAYI KİM OLACAK?

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı tartışmalarına de değinen Özgür Özel, "Bir daha seçim kaybetmemek için bu partinin önündeki tüm engelleri kaldıracağıma söz verdim. Eğer bir aday toplumsallaşarak, itirazsız ve tam bir mutabakatla adaylaşıyorsa ne ala. Birden çok ihtimal görünüyorsa da orada kararı tek başıma veya bir grupla vermek yerine en geniş katılımla vermeyi tercih ederim. Seçimi kazanacak en güçlü adayı, kazandıktan sonra da CHP iktidarını temsil edecek ve Türkiye’ye yeniden demokrasiyi getirecek adayı belirleyeceğiz. Biz iktidarı seçime zorlayacağız" diye konuştu.

TRUMP'IN ERDOĞAN DEĞERLENDİRMESİ

Özgür Özel, ABD'nin 47. Başkanı Donald Trump'ın Erdoğan'ı öven açılkamalarıyla ilgil olarak şunları söyledi:

"Trump öngörülemez bir lider ama Trump’un Erdoğan hakkındaki sözlerine sevinenlere gerçekten çok şaşırıyorum. Oradaki ton, Trump’ın daha önce Erdoğan’a yazdığı mektuptaki tona çok benzer. Trump, Erdoğan’a yukardan bakıyor. Türkiye’yi Suriye konusunda gardiyanlığına kodlayan bir yaklaşım var. Bunu iki eşit ve müttefik devlet ilişkisi açısından sorunlu buluyorum. Trump’ın özelliği öngörülemez olması. Bugün çok sevinenler yarın çok üzülebilirler. Ben her iki durumda da ne sevinir ne de üzülürüm. Türkiye üzerine kurduğu hayalleri olabilir. O yüzden akıllı olmak ve mesafeyi doğru ayarlamak lazım."

KÜRT SORUNU TARTIŞMALARI

Özgür Özel, Kürt sorunuyle ilgili olarak, "Biz süreci yakından takip ediyoruz. Türkiye’de toplumun önemli bir kesimi Kürtler, ‘bizim sorunlarımız var’ diyorlarsa sorun vardır. Bunun da çözümü demokrasidir. Bunu Meclis zemininde tartışmak gerekir. Kimseyi dışlamamak lazım. Toplumsal mütabakat olmayan yerde olmayız. Bayrağımızı kendi bayrağı bilen, kendisini bu ülkeye ait hisseden herkesle birlikte bu ülkenin geleceğine dair her şeyi konuşmaya varız" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Haberleri