Mühendis Tek-Sen Konfederasyonunun çağrısıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde bir araya gelen mühendisler refah payı talep etti.
Burada konuaşn jeoloji mühendisi Zeynep Taner, maaşının dörtte üçünün okul giderleri ve ev kirasına gittiğini belirterek, "Mutfağımızda ne bulsak onu kaynatıp onu pişirip onu yiyoruz. Markete gittiğimde çocuklar sepeti doldururken ben onlar görmeden sepeti temizliyorum. Bu çok acı bir şey anne olarak" dedi.
MÜHENDİSLERDEN BAKANLIK ÖNÜNDE EYLEM
Mühendis, Teknik Hizmetler ve Diğer Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Mühendis Tek-Sen Konfederasyonu) üyesi mühendisler taleplerini dile getirmek için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde eylem yaptı.
Kamu kurumlarında çalışan yaklaşık 100 bin mühendis, mimar ve şehir plancısı, teknik hizmetler sınıfı ile birlikte yaklaşık 350 bin teknik emekçinin aynı sorunlarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Mühendis Tek-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Emrah Atak, şunları kaydetti:
- "Bu ülkede teknik personel, yüksek sorumluluk taşıdığı halde ‘unutulan’ sınıf olmasın. Mühendislik; sorumluluğu ağır, riski yüksek, imzası bağlayıcı bir meslektir. Bir imza; bazen bir şehrin güvenliğini, bazen bir hastanenin işleyişini, bazen bir barajın ömrünü, bazen de bir uçağın güvenliğini etkiler."
- "İmzanın bedeli bu kadar yüksekse, emeğin karşılığı da aynı ciddiyetle verilmelidir. İşte tam da bu yüzden bugün buradayız. Çünkü bizim temel talebimiz nettir; sadece enflasyon farkı almak değil, eğitimlerinin, imza sorumluluklarının ve teknik risklerinin karşılığı olan ayrıştırılmış bir ücret düzenlemesidir. Çünkü teknik personelin emeği "genel" değildir."
- "Bizim yaptığımız iş ‘herkese aynı’ mantığıyla ölçülemez. Bizim işimizde hata payı çoğu zaman telafi edilemez. Bazen bedeli insan hayatıdır. Ve şimdi buradan, herkesin gözü önünde, "geçim kaygısı" denen gerçeği açıkça konuşacağız. Çünkü bu mesele artık sadece bir maaş meselesi değildir; onur meselesidir."
TALEPLERİNİ TEK TEK SAYDILAR
Geçim kaygısının yalnızca cüzdanı değil aklı da dikkati de vicdanı da yorduğunu ifade eden Atak, mühendislerin taleplerini de şöyle sıraladı:
- "Mühendislik ve Mimarlık Meslek Kanunu derhal çıkarılmalıdır. Ücret adaletsizliği bitmeli, eşdeğer mesleklerle eşit ücret sağlanmalıdır.
- Mesleki Sorumluluk Sigortası zorunlu olmalıdır. Koruyucu giyim yardımı düzenli ve sürekli verilmelidir.
- Teknik Hizmetler Sınıfı ek göstergeleri yükseltilmelidir.
- Sosyal Denge Tazminatı tüm kurumlarda uygulanmalıdır.
- Teknik Sorumluluk Tazminatı adil şekilde verilmelidir.
- Türk mühendis ve mimarlarının en düşük maaşı; yabancı mühendislere ödenen en az tutar esas alınarak asgari ücretin 4 katı seviyesinin üzerine çıkarılmalıdır.
- Liyakat, eşitlik ve şeffaflık kamu yönetiminin temel direği olmalıdır.
- Yaşanabilir emeklilik ve güçlü bir sosyal güvenlik sistemi kurulmalıdır."
"ALDIĞIMIZ MAAŞLARLA HAYATIMIZI PLANLAYAMIYORUZ"
Eylemden sonra konuşan jeoloji mühendisi Zeynep Taner, 19 yıldır kamuda mühendis olarak çalıştığını belirterek, "Gece gündüz demeden planlıyoruz ve üretiyoruz. Biz aslında Türkiye'nin görünmeyen gücüyüz. Sahalarda ve masalarda planlıyoruz, üretiyoruz. Fakat aldığımız maaşlarla hayatımızı planlayamıyoruz. Yoksulluk sınırında maaşlarımız. Dolayısıyla bir mühendis masada ve sahada üretip planlarken evimizi ve çocuğumuzun geleceğini planlayamıyoruz" ifadelerini kullandı.
İki çocuğu olduğunu ve kirada yaşadıklarını anlatan Taner, "Okul giderleri, ev kirası zaten maaşımızın dörtte üçünü alıyor. Mutfağımızda ne bulsak onu kaynatıp onu pişirip onu yiyoruz. Markete gittiğimde çocuklar sepeti doldururken ben onlar görmeden sepeti temizliyorum. Bu çok acı bir şey anne olarak. Tabii ki çocuklar birbirlerinden gördüğü için çok şey istiyorlar. Ama AVM'lere götürmekten imtina ediyorum. Evde bir şeylerle zaman harcamasını talep ediyorum. Fakat onun isteklerini karşılayamıyorum. "Anne şu ayakkabıdan da alalım’, o değil de şunu alalım. Hep bir alternatif, hep bir indirim ve hep ucuz bir şeyler bulmanın çabası içerisindeyiz. Dolayısıyla kendimizi ve geleceğimizi inşa edemiyoruz. İnşa edemediğimiz için de bu anne olarak beni yetersizliğe itiyor" dedi.
ÖZEL VE KAMU ARASINDAKİ UÇURUMA DİKKAT ÇEKTİ
Özel sektörde çalışan mühendislerin kendilerinden fazla kazandığını bu nedenle kamuda çalışacak mühendis bulunamayacağını söyleyen Taner, "19 yıldır meslek hayatım boyunca kamuda çalışmışım. Ya geleceğimi yakacağım, özel sektöre geçeceğim ya da burada kamunun zincirleri altında boğuşacağım. Ben şu an vatan, devlet için kamuda görev alıyorum. Ve devletten maaşımı alıyorum. Devletin bekası için, gelişen Türkiye için, yüzyılın Türkiye'si için üretim yapmam gerekiyor. Dolayısıyla ben ya vatanımdan bulunduğum konumdan vazgeçeceğim ya da devletim bana destek verip gelişen Türkiye'yi daha büyük yarınlara taşıyabilmek için üreteceğim, planlayacağım, tasarlayacağım. Ben 19 yıllığım. Benden eskiler de ve yeniler de var. Gelen herkes umutsuz. Kamudan istifa edip özel sektöre geçen çok kalifiye personeller var" diye konuştu.
"MÜHENDİS AY SONUNU NASIL GETİRECEĞİM DİYE DÜŞÜNÜYORSA HEPİMİZ TEHLİKEDEYİZ"
Maaşlarını bugün aldıklarını söyleyen kimya mühendisi Kemal Pektaş da paranın büyük bölümüyle borçlarını kapattıklarını dile getirerek şu sözleri sarf etti:
- "Az önce güçlü mühendis, güçlü Türkiye sloganı attık. Aslında bu slogan o kadar anlamlı, o kadar içi dolu bir mesaj ki. Bugün eğer evlerimizde elektrik varsa, bugün evlerimizde ısınıyorsak, doğal gazımız varsa, evlerimizde suyumuz varsa bu mühendislerin sayesindedir. Dolayısıyla biz eğer her sektörü güçlendirmek istiyorsak ve güçlü bir ülke hayalini kuruyorsak biz bunu var eden personeli, var eden insanları güçlendirmek zorundayız."
- "Bugün eğer bir mühendis, bir teknik personel yapmış olduğu bütün bu işlerin karşılığında, benim bugün hesabımda para kalmadı, ben ay sonunu nasıl getireceğim diye düşünüyorsa hepimiz tehlikedeyiz aslında. Bize her seferinde ‘enflasyona ezdirmeyeceğiz çalışanlarımızı’ deniyor. Ama her seferinde biz enflasyona eziliyoruz. Enflasyon altında kalıyoruz."