Balıkesir'in Bandırma ve Manyas ilçeleri arasında yer alan Manyas Kuş Gölü, Marmara Denizi'nin yaklaşık 14 kilometre güneyinde konumlanıyor. Ortalama 16 bin 400 hektarlık alanıyla Türkiye'nin en geniş tatlı su göllerinden biri olan Manyas, sıg yapısı ve zengin besin kaynaklarıyla yaban hayatının gelişmesine olanak sağlıyor.
Manyas Kuş Gölü baharla yeniden uyandı: Uzak diyarlardan nadir türler sürpriz yaptı
Türkiye'nin önemli sulak alanlarından Manyas Kuş Gölü'nde kış ve bahar yagışlarıyla su seviyesi yükseldi. Ekosistemi canlandıran yagışlar kuş popülasyonundaki artışı da gözle görülür seviyeye taşıdı.
Gölün su seviyesi mevsimlerle birlikte belirgin bir döngü izliyor. Kış ve bahar yağışlarının etkisiyle mart ve nisan aylarında en yüksek seviyeye ulaşan sular, yaz aylarında geri çekiliyor. Bu ritmik hareket her yıl tekrarlanarak ekosistemin devamlılığını sağlıyor.
Yükselen göl suları kıyıdaki otluk, sazlık ve söğütlük alanları kaplayarak kuluçkadaki kuşlar için güvenli bir ortam yaratıyor. Sığ sularda artan plankton ve dip canlısı yoğunluğu besin zincirinin temelini oluşturuyor.
Manyas Kuş Gölü, Türkiye'de "kuş cenneti" olarak tanınan ilk sulak alan olma özelliğini taşıyor. 1938 yılında İstanbul Üniversitesi Zooloji Kürsüsü Başkanı Curt Kosswig ve eşi Leonore Kosswig tarafından keşfedilen bölge, o günden bu yana bilim dünyasının ilgi odağı olmayı sürdürüyor.
Gölün kuzeydoğusundaki 64 hektarlık alan 1959'da Türkiye'nin en küçük milli parkı olarak ilan edildi. 2005 yılında sınırları gölü de kapsayacak şekilde genişletilerek toplam alan 24 bin 47 hektara çıkarıldı.
Kuşcenneti Milli Parkı 1976 yılında Avrupa Konseyi tarafından tabiatın en iyi korunduğu yerlere verilen A Sınıfı Avrupa Diploması ile ödüllendirildi. Bu diploma 1981, 1986, 1991, 1996 ve 2004 yıllarında yenilendi.
Türkiye'nin 1994'te Ramsar Sözleşmesi'ne taraf olmasının ardından gölün doğusundaki 10 bin 200 hektarlık bölüm listeye alındı. 1998'de ise gölün tamamı Ramsar Alanı statüsüne kavuştu.
Bugüne kadar yapılan gözlemlerde alanda 266 kuş türü tespit edildi. Bunlardan 66'sı her yıl düzenli olarak kuluçkaya yatıyor, 22 tür bazı yıllarda üremeye katılıyor, geri kalan 178 tür ise göç döneminde bölgeye uğruyor.
Milli parkın simge türlerinden tepeli pelikan, küresel ölçekte nesli tehlike altındaki kuşlar arasında yer alıyor. 1968 yılından bu yana parkın batı kesiminde söğüt ağaçları üzerine insan eliyle hazırlanan platformlarda yuva kuruyor.
Gölde üreme kolonisi oluşturan türler arasında küçük karabatak, gece balıkçılı, kaşıkçı ve çeltikçi öne çıkıyor. Bu türler sazlık ve subasar söğüt alanlarında yoğun koloniler halinde yuvalanıyor.
Alaca balıkçıl, gri balıkçıl, küçük ak balıkçıl ve erguvani balıkçıl gibi farklı balıkçıl türleri de gölün kıyı ekosisteminden yararlanıyor.
Göç döneminde ak pelikanlar büyük gruplar halinde gölde konaklıyor. Kış aylarında ise dikkuyruk ördek, Türkiye'deki en önemli kışlama alanlarından biri olarak Manyas'ı tercih ediyor.
Sakarmeke, çıkrıkçın, büyük kamışçın, kızıl sırtlı örümcekkuşu ve karabaşlı kirazkuşu da gölde kayda değer sayıda üreyen türler arasında bulunuyor.
Bıyıklı sumru ve tepeli batağan, milli parkta düzenli olarak gözlemlenen ve üreme faaliyetlerini sürdüren diğer önemli türler olarak dikkat çekiyor.
1960'lı yılların sonunda yapılan kış ortası su kuşu sayımında 60 bine yakın su kuşu kaydedilmişti. Güncel sayımlarda bu rakam 40 bin civarında seyrediyor.
Bölgedeki kuş türleri arasında kara karınlı kumkuşu da yer alıyor. Çullukgiller familyasından bu küçük kıyı kuşu, ince ve aşağı doğru hafifçe kıvrık gagasıyla tanınıyor.
Kara karınlı kumkuşu, Türkiye'deki sulak alanlarda kış göçmeni olarak bulunuyor. Kuzey İskandinavya ve Kuzey Rusya'da üreyen alpina alt türü, kışı Batı Avrupa'dan Akdeniz havzasına kadar uzanan geniş bir coğrafyada geçiriyor.
Dünya Doğa Koruma Birliği (IUCN), kara karınlı kumkuşunun popülasyonunda yüzde 29 oranında azalma tespit ederek türün statüsünü "Yaygın" kategorisinden "Tehlike Altına Girmeye Yakın" kategorisine yükseltti.
Manyas Kuş Gölü, Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasındaki kuş göç yollarının kesişim noktasında bulunuyor. Bu konum gölü hem aktif uçuculara hem de süzülen göçmen türlere kritik bir konaklama alanı yapıyor.
Göl yalnızca kuşlara değil geniş bir canlı çeşitliliğine ev sahipliği yapıyor. Çevresinde 118 bitki türü saptandı. Saz, söğüt, dişbudak, kamış, ılgın, beşparmak otu ve yaban yasemini baskın türler arasında yer alıyor.
Gölde 23 balık türü tespit edildi. Sazan, yayın, turna ve tatlısu kefali ticari değer taşıyan türlerin başında geliyor. Yılda yaklaşık 150 ton kerevit de avlanıyor.
Su ekosisteminin görünmeyen kahramanları olan zooplanktonlar açısından da Manyas zengin bir faunaya sahip. 17 Rotifera, 9 Cladocera ve 3 Copepoda olmak üzere toplam 29 zooplankton türü kaydedildi. Bu rakam Türkiye zooplankton faunasının yüzde 4,39'unu oluşturuyor.
Gölün sürüngen ve çift yaşamlı çeşitliliği de dikkat çekiyor. Dört tür semender, altı tür kurbağa, dört tür yılan, iki tür kertenkele ve iki tür kaplumbağa bölgede yaşıyor.
Manyas Gölü, güneyden Kocaçay, kuzeyden Sığırcı Deresi ve Dutlu Dere, güneydoğudan Mürvetler Deresi ile besleniyor. Göle giren suyun yaklaşık yüzde 70'ini Kocaçay taşıyor.
Göle dökülen akarsular kıyıda toplam 3 bin hektarı bulan bataklık ve ağaçlıklarla kaplı deltalar oluşturdu. Bu deltalar hem bitki hem de hayvan çeşitliliği açısından ekosistemin en verimli köşeleri olarak öne çıkıyor.
Gölün ortalama derinliği 2 ila 3 metre, en derin noktası ise 5,15 metre. Suyundaki kolloidal kil nedeniyle sürekli bulanık görünen göl, bu sayede plankton ve dip canlıları açısından son derece verimli bir ortam sunuyor.
İlkbaharda yükselen sular kıyıdaki söğüt ağaçlarının gövdelerini sarıyor. Kuşlar bu dönemde suyun ulaşamayacağı yüksek dallarda kendilerini güvende hissederek kuluçkaya yatıyor, mayısta yumurtadan çıkan yavrular temmuzda uçmaya başlıyor.
Manyas Kuş Gölü'nün güneydoğusunda, Hisartepe üzerinde 2 bin 600 yılı aşkın geçmişe sahip Daskyleion Antik Kenti yer alıyor. Pers İmparatorluğu döneminde Batı Anadolu'nun en önemli satraplık merkezlerinden biri olan kent, gölün kıyısındaki stratejik konumuyla dikkat çekiyor.
Antik kaynaklara göre Pers satrapları Manyas Gölü çevresinde "paradeisos" adı verilen büyük bir av parkı kurmuştu. Tarihçi Ksenofon, bu parkta yaban kuşları, büyük yayın balıkları ve midyelerin bulunduğunu aktarıyor.
Daskyleion'daki kazılarda bulunan 400'den fazla mühür baskısı, kentin çok kültürlü bir yönetim merkezi olduğunu ortaya koydu. Frig, Lidya ve Pers izlerini bir arada taşıyan bu arşiv, Anadolu'daki en büyük Pers idari koleksiyonlarından biri olarak kabul ediliyor.
Milli parkta ziyaretçi tanıtım merkezi, kuş tahnitlerinin sergilendiği bir müze ve kuş gözlem kulesi hizmet veriyor. Alana yerleştirilen 5 kamera ile pelikanlardan karabataklara, saz bülbüllerinden kazlara kadar pek çok tür uzaktan izlenebiliyor.
Mart-temmuz ve eylül-ekim dönemleri kuş gözlemciliği için en ideal zaman aralıkları olarak öne çıkıyor. Bu dönemlerde 200'ü aşkın kuş türünü gözlemlemek mümkün oluyor. (AA)