Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), sağlık turizminde önemli bir merkez haline gelirken, tüp bebek tedavisi adı altında yürütülen ve etik tartışmalara neden olan "cinsiyet seçimi" (cinsiyet siparişi) uygulamaları, on yıldır gündemdeki yerini koruyor. Genetik tarama yöntemlerinin ticari bir "sipariş" modeline dönüştürüldüğü iddiaları, 2016'dan bugüne basına yansıyan haberler, uzman görüşleri ve son yapılan araştırmalarla kronolojik bir dosya haline dönüştü.
İşte paket turlarla başlayan, küresel örneklerle karşılaştırılan ve kamera kayıtlarıyla belgelenen KKTC'deki "cinsiyet seçimi" dosyası:
2016: LÜKS OTELLİ PAKET TURLAR VE 7 BİN EURO'LUK TARİFE
Kuzey Kıbrıs'taki tüp bebek sektörünün boyutları ve işleyiş şekli, ilk olarak 1 Mart 2016 tarihinde HaberTürk'ten Öznur Karslı'nın haberiyle detaylı bir şekilde kamuoyuna yansıdı. Türkiye'de tüp bebek yönetmeliklerinin sıkı olması nedeniyle, o dönemde yılda yaklaşık 3 bin ailenin çocuk sahibi olabilmek için yurtdışına çıktığı, bu adreslerin başında ise KKTC'nin geldiği belirlendi.
15 MERKEZ VE "HER ŞEY DAHİL" SİSTEM
Yapılan araştırmalara göre, Kuzey Kıbrıs'ta faaliyet gösteren 15 tüp bebek merkezi, hastalara "paket turlar" sunarak bir sağlık turizmi sektörü oluşturdu. Bu paketler dahilinde çiftlere çok yıldızlı otel seçenekleri sunuluyor, hastalar özel araçlarla havalimanından karşılanıyor ve tüm süreç "tatil" konseptiyle birleştiriliyor. Merkezlerin, çiftlere adaya gelmeden önce her türlü bilgiyi verdiği sistemde, 2016 yılı verilerine göre "bebeğin cinsiyetini belirlemek" için talep edilen ücretin 7 bin Euro'ya kadar çıktığı tespit edildi.
Kıbrıs Tüp Bebek Merkezi'nin kurucusu Dr. Halil İbrahim Tekin, o dönem sektörün işleyişini ve maliyet yapısını şu sözlerle anlatmıştı:
"Bizler hastalara ulaşım, konaklama konusunda yardımcı oluyoruz. Çünkü bu 6 günlük bir süreç. Personel ve tüp bebek tedavisinde kullandığımız malzemeleri düşündüğünüzde bu maliyet 2 bin 500 Euro'yu buluyor. Bu tedavi için çiftler kredi bile çekiyor."
2019: KÜRESEL PAZAR, DUBAİ ÖRNEĞİ VE DİYANET'İN TAVRI
Sektördeki büyüme devam ederken, 11 Eylül 2019'da Independent Türkçe'de yer alan dosya, konuyu küresel bir perspektife ve Türkiye'deki etik/dini tartışmalara taşıdı. Tüp bebekte cinsiyet seçiminin (Preimplantasyon Genetik Tanı - PGT) Türkiye, Birleşik Krallık, Rusya, Suudi Arabistan ve Hindistan gibi pek çok ülkede yasak olmasına rağmen, KKTC ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) bağlı Dubai'de yasal boşluklardan veya serbest bölgelerden yararlanılarak uygulandığı vurgulandı.
DUBAİ'DE TALEP İKİYE KATLANDI
Haberde, özellikle Avrupa'dan gelen hastaların KKTC'yi tercih ettiği, Dubai'nin de bu alanda yükselen bir pazar olduğu belirtildi. Dubai'deki kliniklerde cinsiyet seçimi taleplerinin son beş yılda iki katına çıktığı, işlemin maliyetinin 5 bin ila 11 bin dolar arasında değiştiği rapor edildi. BAE'de klinik işleten Dr. Amal Alias, "Gördüğümüz çiftlerin yüzde 20'si cinsiyet seçimi talep ediyor" diyerek, özellikle Hindistan'dan gelen ailelerin büyük çoğunluğunun "erkek çocuk" sahibi olmak istediğini belirtti. Batı dünyasında ise İngiliz Model Danielle Lloyd'un kız çocuk sahibi olmak için Dubai'de tedavi olacağı basına yansıdı.
Uzmanlar, ebeveynlere cinsiyet tayini hakkının verilmesinin, özellikle erkek çocuk tercihini artırarak nüfus dengesini bozacağı ve toplumsal sorunlara yol açacağı uyarısında bulundu.
DİYANET: NESLİN FELAKETİNİ HAZIRLAR
Türkiye'de hekimler yasal yasaklar nedeniyle konuya mesafeli dururken, Diyanet İşleri Başkanlığı net bir tavır sergiledi. 2014 yılında yayımlanan "Cinsiyet Tayini" başlıklı kararını hatırlatan Diyanet, "zorunlu tıbbi haller dışında" (genetik hastalık riski vb.) doğum öncesi cinsiyet seçiminin dinen caiz olmadığını açıkladı.
Dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Konya Kapu Camii'nde verdiği hutbede ve çeşitli konuşmalarında konunun hassasiyetine değinerek şu ifadeleri kullandı:
"Cinsiyete müdahale eden ve cinsiyetsizliğe davet eden çabalar sadece bireyin değil bütün bir neslin felaketini hazırlar."
Erbaş, cinsiyetin Allah tarafından belirlendiğini ve bunun kişisel bir özgürlük alanı olamayacağını savundu.
GÜNÜMÜZ: GİZLİ KAMERA KAYITLARI VE "İNTERNET SİTESİNDEN KALDIRIN" TALİMATI
Yıllar içinde artan tartışmalara rağmen uygulamanın gizlilikle devam ettiği, DW Türkçe muhabiri Gezal Acer'in araştırmasıyla belgelendi. Araştırma, KKTC'deki bazı tüp bebek kliniklerinde "Kız mı erkek mi?" sorusunun milyonlarca dolarlık bir "sipariş" modeline dönüştüğünü ortaya koydu.
EMBRİYOLAR AYRIŞTIRILIYOR
İddiaya göre, genetik bozuklukların tespiti için kullanılan tıbbi yöntem, bazı kliniklerde etik dışı bir şekilde "isteğe bağlı cinsiyet belirleme" aracı olarak kullanılıyor. Embriyolar laboratuvar ortamında kız ve erkek olarak ayrıştırılıyor ve çiftlere arzuladıkları bebek ihtimali sunuluyor.
YETKİLİNİN ÇELİŞKİSİ KAMERADA
DW Türkçe, iddiaları sormak üzere Kuzey Kıbrıs Sağlık Turizmi Konseyi'nden bir yetkili ile görüştü. Yetkili, röportaj sırasında resmi bir dille, "Cinsiyet seçimini biz sadece cinsiyet seçimi yapmak için Kıbrıs'ta yapmıyoruz, Türk tarafında" açıklamasında bulunarak iddiaları reddetti.
Ancak kameranın kayıttan çıktığını sanan aynı yetkilinin, hemen ardından yaptığı telefon görüşmesinde verdiği talimat, uygulamanın perde arkasını gözler önüne serdi:
"Bizim bu yeni sayfamızda cinsiyet seçimiyle ilgili bir şey varsa, hemen kaldırman lazım."
GÜNCEL FİYAT: 6 BİN EURO
Araştırma kapsamında bir kliniğe müşteri gibi giren muhabir, işlem detaylarını ve güncel fiyatı öğrendi. Klinik çalışanı, "Fiyatı 6 bin Euro. Ama öncesinde anne adayından kan örneği alınması gerekiyor" diyerek prosedürü açıkladı. Almanya ve Türkiye gibi ülkelerde yasak olan bu uygulamanın, KKTC'de halen aktif bir pazar olduğu görüldü.