İstanbul Ümraniye'de 19 Mart'ta uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülen 21 yaşındaki Kubilay Kaan Kundakçı'nın ailesine, davanın örtbas edilmesi için ev teklif edildiği ve yurt dışı kaynaklı numaralardan ölüm tehditleri gönderildiği belirtildi. Günaydın'dan Yunus Emre Kavak'a konuşan baba Cemil Kundakçı, zanlının cinayeti işledikten sonra silahını korumasına vererek 'su içer gibi' olay yerinden uzaklaştığını aktarırken; cinayet öncesi olay yerinde iki saatlik bir 'oyalama süreci' yaşandığı ifade edildi.
Baba Cemil Kundakçı (57), olay öncesi yaşanan trafiği ve çelişkileri şu sözlerle aktarıyor:
"Bu olay biraz planlı oldu gibi. Oğlumun oraya gittikten sonra Canbay'la iki kişi daha var arabada Yalçın var, Yalçın'ın yanında bir bayan daha var. 2 saat orada oyalanmışlar beklerken hatta Kubilay'ı aramış demiş abla köpeği alacaklar diye. Aleyna demiş ki menajerimle yemekteyiz demiş. Aradan bir 2 saat geçiyor iki tane araç geliyor Kubilayların Canbay'ın orada olduğunu sadece Aleyna biliyor. İki tane araç geliyor araçlardan silahlı insan iniyor sen de arabanın birinin içindesin ve bu olay gerçekleşiyor. Ben o zaman buna planlı bir olay olarak bakarım onları bilerek orada oyaladı Aleyna. Bu insanlar sürekli silahla mı dolanıyor mümkün değil. O 2 saati içerisinde demek ki bir hazırlık yapıldı. Çok iyi bir abla kardeş diyalogları vardı sen nasıl kardeşim dediğin değer verdiğin bir insan orada onu vurmaya birisi gidiyor ya da onu değil yani Canbay için gidiyor ama sen Kubilay'ın orada olduğunu biliyorsun. Ne olursa olsun silahlı bir insanlar varken onların da oraya nasıl gidiyorsun insan ne yapar ne eder vazgeçirir. Ya da ararsın Kubilay'ı Kubilay dersin tehlikeli bir durum var uzaklaşın oradan dersin haber verirsin nasıl bir vicdandır bu. Sen değer verdiğin bir insana nasıl öyle bir durumda ateş atıyorsun."
Baba Kundakçı, zanlıların olay sonrası Aleyna Kalaycıoğlu ile birlikte kaçmaya çalışırken yakalandıkları bilgisini aldığını da sözlerine ekledi.
"ÖRTBAS ETMEMİZ İÇİN EV TEKLİF ETTİLER, SONRA TEHDİT ETTİLER"
Cinayetin ardından Kundakçı ailesine yönelik başlatılan baskı süreci ise olayın bir başka boyutunu ortaya koydu. Aileye önce cinayetin üzerinin örtülmesi karşılığında maddi menfaat teklif edildi, ardından yurt dışı kaynaklı numaralardan ölüm tehditleri gelmeye başladı.
Anne Ülker Kundakçı, kendilerine yönelik şantaj ve rüşvet girişimini şu ifadelerle anlattı:
"Bana bir tane tehdit mesajı geldi. Eşime daha fazla geldi. Taşla kafamızı ezeceklermiş buradan da gelip oğlumu çıkaracaklarmış yabancı numaraları yurt dışı bir kadın ismiyle atılmış sanırım. Benim evladımın bir suçu yok ki kimsenin canına kıymadı onun canına kıydılar beni niye tehdit edecekler ki. Benim seninle bir işim yok ki ya sen benim canımı yakmışsın ben senin canını yakmadım ki tehdit nedir. Bir de bana ev alacakmış da benim eve ihtiyacım yok ki ya benim evim oğlumun mezarının yanı. Arıyorlar bir sürü salak salak kelimeler kullanıyorlar ya alacaklarmış da ben örtbas edecekmişim benim evim var ya benim eve mi ihtiyacım var."
Baba Cemil Kundakçı ise aldıkları tehditlerin boyutunu şu sözlerle açıkladı:
"Bize gelen mesaj bunun üzerine gitmemiz yönünde gidersek işte oğlumuzun mezarını dağıtacaklarını, bize zarar vereceklerini bu tarzda mesajlar birkaç tane geldi. Bırakın davadan çekin üzerine gitmeyin size rahat vermeyiz canınızı alırız tarzında bu tür mesajlar tehdit mesajları geldi. Ben korkmam yani ben tekrar ediyorum benim oğlum öldü ben de öldüm ben yaşım var ben ölsem ne olacak. Ama oğlumun ölümünün cezasını çekecekler."
"SANKİ BİR BARDAK SU İÇİP YOLUNA GİDEN İNSAN GİBİ..."
Güvenlik kamerası görüntülerini izleyen Baba Cemil Kundakçı'nın anlattıkları, cinayetin işleniş biçimindeki rahatlığı ve kastı netleştiriyor. Tetiği çeken failin olay sonrası hiçbir panik yaşamadığına dikkat çeken baba Kundakçı olayı şöyle aktarıyor:
"Oğlumun sesini duydum daha kötü oldum şimdi minibüsten gayet rahat şekilde üç kişi iniyor. Arabaya doğru geliyor rahat rahat orada görüntüde arka cepheden görüntü aldığı için ön tarafta camın orada ne yapıldı tam belli olmuyor. Ama silah patlıyor ve sonra patlamayla beraber Alaattin şahsın silah yanındaki korumasına gayet rahat uzatıp verdiğini görüyorum. Sonra oğlum dışarı çıkıyor yere düştüğünü görüyorum sanki ben benim için hani bir insan su içer ya sanki bir bardak su içip de yoluna giden bir insan gibi gayet rahat bir şekilde geriye dönüp gidiyorlar. Bir insana vurdun yanlışlıkla vurduysan, vicdanen rahatsız olursun psikolojik bir olaydır bu heyecanlanırsın telaşlanırsın koşa koşa gidersin yanına müdahale etmeye kalkarsın. Hiç böyle bir şey yok gayet rahat dönüyor geldi arabaya doğru gidiyor hiçbir şey yok hiçbir şey olmamış gibi. Duygusuz bir şekilde yani bana göre burada ben kasıt arıyorum. Çünkü tepki yok heyecan yok korku yok yani böyle bir şey olabilir mi?"
EMNİYET İFADESİNDEKİ "AYAKÇI" NİTELEMESİNE TEPKİ
Olayın yaşandığı gün Kubilay'ın kendisiyle telefonda 10 dakika konuştuğunu belirten anne Ülker Kundakçı, oğlunun "Anne biz Vahap abiyle Ümraniye'deyiz. Vahap abinin biraz morali bozuk, Aleyna abla da menajeri ile yemekte. Onu bekliyoruz" dediğini aktardı. Anne Kundakçı, "Vahap beş senedir tanışıyor hemen hemen yani bir kötülüklerini görmedim çocuğuma karşı ama bir sevgili yüzünden çocuğumun canı nasıl gidebilir. Seviyorsanız gidin oturun konuşun arkadaş ben biliyorum oğlumun orada olduğunu biliyorum haberim vardı. Ama ben böyle bir şey yaşayacağını nereden bileydim. Orada birilerinin onları beklediğini tabii ki bilmiyorum ben yarım saat sonra beni eşim aradı dedi ki Kubilay vurulmuş. Öyle öğrendim." dedi.
Kubilay'ın "en sevdiğim ablam" dediği Aleyna Kalaycıoğlu'nun emniyet ifadesinde Kubilay için "ayakçıydı" demesi ise ailenin tepkisine neden oldu. Anne Ülker Kundakçı bu ifadelere şu sözlerle yanıt verdi:
"Aleyna kendini bir halt zannediyor ya hani kendini çok önemli bir vasfı olan birisi zannediyor. Çocuğum ona kardeşlik yapmış çocuğum ona eşlik yapmış gezdirmiş sen bir ayakçı ile aynı masada oturup yemek yer misin? Sen bir ayakçı ile bir tatile gider misin? Sen bir ayakçı ile birlikte bir alışveriş merkezinde oturup muhabbet eder misin? Bunu konuşurken ne düşündü acaba çok merak ediyorum. İnsan bu kadar kendini aşağılar mı benim gözümde çöp kadar değeri olmayan bir kadın o. Kadın da değil o şeytan gerçekten şeytanmış şu an oğlum da onu ne kadar seviyordu ablacığım diyordu. Aha sana ablanın yaptığı işte bu."
Sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını vurgulayan Kundakçı ailesi, "Oğlum bayram ziyaretine gelmişti ertesi sabah Kars'a geri dönecekti hadi ben ne yapayım siz söyleyin. Türkiye ayakta desem yeridir şu an herhalde sosyal medya ayakta hep telefonun her tarafında oğlum var ya benim ben oğlumu gördükçe ne yaşayayım ne yaşayabilirim çok sevdiği bir ablasının yüzünden öldü. Aleyna'yı Allah kahru perişan etsin. Eğer azmettirici onlarsa devletin adaletine güveniyorum başka ne diyeyim. Kimler varsa cezasını çekmesini istiyorum ve bu konuda ben sonuna kadar üzerine gideceğim yani orada planlı bir durum olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen emniyet güçleri de bunun üzerine düşecek." diyerek adalet çağrısında bulundu.