Türkiye’nin üretimdeki gücü olan narenciye sektörü meyvesinden sonra kabuğuyla da ekonominin parlayan yıldızı haline geldi. Geçmişte atık olarak değerlendirilen portakal ve limon kabukları gıda, ilaç ve kozmetik sanayiinin vazgeçilmez hammaddesine dönüştü.
İç piyasada yoğun talep gören bu ürünler stratejik bir ticaret hacmi yaratarak üreticinin yüzünü güldürmeye başladı.
BEŞ KİLO YAŞ KABUKTAN BİR KİLO HAMMADDE ELDE EDİLİYOR
Meyve suyu fabrikalarından ve yerel bahçelerden toplanan taze kabuklar teknolojik tesislerde titiz bir kurutma sürecinden geçiyor. Kabuğun esansiyel yağ barındıran dış katmanı ile kıvam artırıcı özelliği olan iç beyaz kısmı kullanım alanına göre özenle ayrıştırılıyor.
Isıl işlem gören yaklaşık 5 kilogram taze kabuktan yalnızca 1 kilogram kuru ürün elde edilmesi bu hammaddenin değerini daha da artırıyor.
MUTFAKLARDAN KOZMETİĞE KADAR HER YERDE KULLANILIYOR
Farklı formlarda paketlenen kurutulmuş kabuklar yurdun dört bir yanına ve sanayi kollarına ulaştırılıyor. Gıda sektöründe doğal aroma verici ve bitki çayı bileşeni olarak tercih edilen ürünler kimya sanayiinde ise güçlü bir yağ çözücü işlevi görüyor.
Özellikle reçel ve jöle üretiminde ihtiyaç duyulan pektin maddesinin temel kaynağı olan bu "atıklar" endüstriyel üretimin gizli kahramanı sayılıyor.
KİLOGRAMI 650 LİRAYA KADAR ÇIKIYOR
2026 yılı piyasa verilerine göre kurutulmuş narenciye kabukları ekonomik değeriyle dikkat çekiyor. Toptan piyasada kalitesine göre 180 ile 250 lira arasında alıcı bulan kabukların işlenmiş perakende fiyatı 650 lira seviyelerine kadar tırmanıyor.
Avrupa Birliği ülkelerine yapılan ihracatta ise analiz raporlu ve temiz ürünlerin birim fiyatı 4 ile 12 dolar arasında işlem görerek ülkeye döviz girdisi sağlıyor.