Kuran’a Hizmet Vakfı yeneticisi Ayhan Şengüler tarafından istismara uğrayan, yıllar sonra kızının da babasının kendisine istismarda bulunduğunu söylemesi üzerine adalet mücadelesine başlayan 30 yaşındaki Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler, Zeytinburnu sahilinde ölü olarak bulundu.
İstismar mağduru anne Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler’in Zeytinburnu Kazılıçeşme sahilinde cansız bedenlerine ulaşıldı. Anne ve kızın cansız bedenlerini balık tutmak için bölgeye gelen vatandaşların fark ettiği bildirildi.
AVUKATINDAN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMA!
BirGün’den Sarya Toprak’ın haberine göre, Çelik’in avukatı ve Önce çocuklar ve Kadınlar Derneği üyesi Buse Naz Güneş, yaşanan acı olaya ilişkin yaptığı açıklamada “Hifa yaşadıklarının etkisiyle ve yetkili kurumların ihmali nedeniyle aylardır yemek yemiyor su bile içmiyordu. Annesinin şırınga yardımıyla birkaç damla su içirerek hayatta tutmaya çalıştığı bir çocuk haline gelmişti” ifadelerini kullandı.
Annenin Çekmeköy civarındaki birçok hastaneye başvurup kızının yatışının yapılması için talepte bulunduğunu aktaran Güneş, hiçbir hastanenin çocuğun yatışını kabul etmediğini ifade etti. Güneş, daha sonra bir hayırsever aracılığıyla çocuğu Koç Üniversitesi hastanesine yatırdıklarını ifade ederek “Ne yazık ki bu hastanenin çocuğun psikiyatrik tedavisi için yeterli olmadığı ve bakanlık tarafından çocuğun Ankara’ya sevk edileceğini öğrendik” sözlerini sarf etti.
“ADETA İNTİHAR ETMESİ İÇİN SON BİR ŞANS VERMİŞLER”
Avukat Güneş, açıklamasının devamında, annenin defalarca bakanlıktan gelen yetkililerin kendisine kötü davrandığını ve adeta ‘çocuğunu elinden alacağız’ diye korkutulduğunu beyan ettiğini söyleyerek “Bakanlık tarafından çocuğun hastaneye alınması için evlerine gidildiği gün çocuğun korkutulduğu ve kriz geçirdiği söylendi” dedi.
Yetkililerin daha sonra tekrar geleceklerini söyleyerek evden ayrıldığını ifade eden Güneş, “Kriz anındaki bir anne ve çocuğuna adeta intihar etmesi için son bir şans vermişler. Anne defalarca süreç içinde sürekli baskı gördüklerini ve özellikle eylemleri sonlandırması için çocuğun velayeti ile korkutulduğu beyan etti. Yetkililerin daha fazla korkutmadan ve zaman kaybetmeden çocuğu ziyaret ettikleri gün alıp hastaneye yatışını yapmaları gerekiyordu. Bu yapılsaydı şu an ikisi de hayatta olacaktı” ifadelerine yer verdi.
“Ancak tekrar tekrar korkutup süreci uzattılar, arak bir anne ve çocuğun canı feda edilmiş oldu. Biz dernek olarak hala raporlara erişemiyoruz, kurumlar tarafından zorluk yaşamaya devam ediyoruz” sözlerini sarf eden Güneş, “Bu nedenle ölüm nedeniyle ilgili yorum yapamıyoruz. Ailenin ölümü bu aşamada şüpheli, ancak şüpheli olmayan tek şey gencecik bir kadın ve çocuğun tarikat karanlığına feda edildiğidir.“ ifadelerini kullandı.
SORUŞTURMAYA GİZLİLİK KARARI GETİRİLDİ!
Yaşanan olaya ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmaya gizlilik kararı ve yayın yasağı getirildi.
AİLE BAKANLIĞI AÇIKLAMA YAPMIŞTI!
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın konuya ilişkin yaptığı açıklamada "Bir süredir haberlere konu olan ve öz babasının istismarına uğradığı iddia edilen çocuk hakkında İstanbul Anadolu 2. Çocuk Mahkemesinin kararıyla Sağlık ve Danışmanlık Tedbiri uygulanmıştır. Sağlık kontrollerinin düzenli yapılmadığının anlaşılması üzerine tedavi sürecinin aksamaması için gerekli çalışmalar yürütülmüş ancak bu süreçte annenin reddedici tutumları sebebiyle yönlendirmelere olumlu yanıt alınamamıştır.” ifadelere yer verilmişti.
“13.02.2026 tarihinde çocuğun özel bir vakıf hastanesine yatırıldığı bilgisi alınmış, tedavi süreci takip edilmiştir” denilen açıklamada, “Sağlık kurulu raporunda çocuğun yatılı psikiyatrik tedavisinin gerekli olabileceği belirtilmiştir. Buna rağmen annenin önerilen tedavi ve sevkleri kabul etmediği uzmanlarca bildirilmiştir” sözleri sarf edilmişti.
"Çocuğun sağlık durumunun risk altında olması nedeniyle 02.03.2026 tarihinde acil koruma kararı çıkartılmış ve konu adli makamlara intikal ettirilmiştir. Aynı gün adrese gidilmiş ancak kimseye ulaşılamamıştır. Akşam saatlerinde gelen ihbar üzerine anne ve çocuğun hayatını kaybettiği bilgisi alınmıştır.” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, “Öte yandan süreç boyunca, bazı medya organları ve sivil toplum kuruluşlarının süreci çarpıtarak Bakanlığımızın anne ve çocuğu korumaya yönelik girişimlerini “anne ile çocuğu ayırma çabası” şeklinde yansıtması sorumsuz ve gerçek dışıdır.” denildi.
“BAŞIMA BİR ŞEY GELİRSE İNTİHAR DEMEYİN” DEMİŞTİ!
Anne Çelik, sanık Ayhan Şengüler’in tutuksuz yargılanması nedeniyle adliye önünde başlattığı adalet nöbetinde “Elimizde rapor mevcut çocuğun istismara uğradığına ilişkin. Soruyorum ben Türk devletine, kamuoyuna bu faili kim koruyor? Neden hala dışarıda? Biz öldükten sonra ben adaletin sağlanmasını istemiyorum. Çünkü ben 5 Mayıs’a kadar hayatta kalabileceğimi düşünmüyorum. Güvenliğimden endişe ediyorum” ifadelerini kullanmıştı.
“Başıma bir şey gelirse, bu karanlık yapı ve beni koruyamayanlar, sesimi duyup da susan herkes sorumludur. Geçmişte de buna benzer davaları sahiplendikleri gibi bizim davamızı da sahiplensinler. Aksi takdirde ben ve kızım bir şekilde hayattan koparılacağız” sözlerini sarf eden anne, “Kamuoyuna sesleniyorum, benim intiharım asla söz konusu değildir. Zaten öyle olsaydı, bugün burada adalet arayışı içinde olmazdım. Başıma bir şey gelirse, üzerinin intihar süsüyle örtülmemesini, bunun peşine düşülmesini istiyorum.” demişti.