DEM Parti İmralı heyeti üyesi ve TBMM Başkanvekili Pervin Buldan; Süreç, Öcalan, süreç kapsamındaki yasa hazırlıkları, PKK, muhalefete yönelik dozu düşürülmeyen baskı ve operasyonlar ve İmamoğlu hakkında birbirinden dikkat çeken açıklamalar yaptı.
"ÖCALAN DA CHP'YE YAPILANLARDAN OLDUKÇA RAHATSIZ"
T24'ten Cansu Çamlıbel'e konuşan Buldan, PKK lideri Öcalan'ın, yerel seçimler sonrasında düğmeye basılan CHP'ye operasyonlardan oldukça rahatsız olduğunu söyledi. Buldan, CHP'nin sürece sahip çıkıp destek vermesine rağmen Öcalan'ın CHP'den daha cesur adımlar atılması yönünde beklentisi olduğunu ifade etti.
"Bu meseleyi bizim Sayın Öcalan’a anlatmamıza gerek yok, zaten takip ediyor. Sürekli izliyor. CHP’ye yapılanlardan oldukça rahatsız. Zaman zaman ifade ediyor. Çünkü bu süreç sadece Kürtleri ilgilendiren bir süreç değil. Ya da sadece Kürtlerin geleceğini garanti altına alacak bir süreç değil. Türkiye toplumunun tamamını gelecek zaman içerisinde ilgilendirecek olan bir süreç. Tamam CHP sürece sahip çıkıyor, komisyona üye verdi, komisyondaki üyeleri gerçekten çok büyük katkılar sundular raporun çıkmasına. Sayın Özgür Özel’in açıklamaları ve desteği çok kıymetli bizim açımızdan. Fakat Sayın Öcalan sürece biraz daha sahip çıkmaları gerektiğini düşünüyor. Bazen bunu ifade ediyor. CHP’nin biraz daha cesur adımlar atması gerektiği yönünde sözü var. Ama şimdi bunun yanında tabii ki CHP’nin zorlandığını biliyoruz. Tabanından, kendi seçmeninden baskı altında olduğunu biliyoruz. Kendi PM’si, MYK’sı büyük bir baskı kurdu CHP yönetimi üzerinde. “Bir taraftan bize bunlar yapılıyor, diğer demokratikleşme adı altında bir süreç yürütülüyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” diyenler var. "
SON GÖRÜŞMEDE KONUŞMALARA DEVLET DE KATILMIŞ
Buldan, 27 tarihindeki 5 saat süren İmralı ziyaretinde bu defa Devlet yetkililerinin de konuşmalara aktif olarak katıldığını söyledi. Buldan böylesi bir görüşmenin daha önce olmadığını söyledi.
"Ağırlıklı olarak, devlet ve Sayın Öcalan’ın diyalog kurduğu bir görüşme diyelim."
ERDOĞAN'IN CHP OPERASYONLARI TEPKİSİ
Buldan, CHP'ye yapılan operasyonları Erdoğan ile yaptıkları görüşmede yüzüne söylediklerini ancak her defasında buna sessiz kalındığını ifade etti:
"Biz devletle yaptığımız her görüşmede bunu gündem yapıyoruz. “Somut adım” derken biz bunları kastediyoruz zaten. Ve Cumhurbaşkanı dahil, Sayın Bahçeli dahil her görüşmede toplumun beklentilerini isim isim aktarıyoruz. “Yok” denilmiyor, “hayır” denilmiyor ama yani bir “evet” de yok, bir “tamam” da yok. İşte sıkıntı burada. Belki bir takvime ihtiyaç var. Bir programa ihtiyaç var. Oysaki yasa gerektirmeyen AİHM kararlarının uygulanması ve kayyımların kaldırılması gibi adımların hayata geçirilmesi siyasi iklimi yumuşatacağı gibi esas başlıkların da hızlanmasına vesile olabilir."
"İMAMOĞLU'NA YAPILAN HAKSIZLIĞI BÜTÜN TÜRKİYE HİSSETTİ"
Buldan, ara seçim hakkında açıklamalar yaparken her partinin seçime hazır olduğunu ancak bugün kendilerinin yoğunlaştığı konunun süreç olduğunu, yasaların çıkması halinde İmamoğlu ve Demirtaş gibi siyasilerin de özgürlüğüne kavuşması gerektiğini vurguladı:
Her siyasi parti aslında seçime hazırdır. Bunda bir tartışılacak bir şey olmadığını düşünüyorum ben. Ama bugün itibarıyla bizim DEM Parti olarak yoğunlaştığımız, mücadelesini verdiğimiz, üzerine çokça konuştuğumuz tek konu süreçtir. Çünkü bugün cezaevinde olan sadece Sayın İmamoğlu değil ki. Bakın Sayın Selahattin Demirtaş da cezaevinde. Bizim arkadaşlarımız, eş genel başkanlarımız, milletvekillerimiz, kadın arkadaşlarımız da bugün cezaevinde. Çare bir an önce yasaların çıkması, demokratikleşme paketlerinin çıkması ve bu demokratikleşme paketleriyle birlikte cezaevlerindeki İmamoğlu gibi, Demirtaş gibi siyasetçilerin özgürlüğüne kavuşması. "
Buldan, İmamoğlu gibi siyaset yapan kişilerin tutuksuz bir şekilde yargılanması gerektiğini, kendisine yapılanların hukuksuz olduğunu ve bunun bütün Türkiye'de hissedildiğini gördüğünü ifade etti:
"İmamoğlu için nasıl bir formül düşünülür onu bilemem. Yani bu yasalar içerisinde belki onları da kapsayacak bir şey olabilir. Bu insanların tutuksuz yargılanmaları elbette ki sağlanabilir. Sonuçta siyaset yapan insanlar. Belediye başkanlığı yapmış, İstanbul’u üstelik çok büyük bir farkla kazanmış bir isimden bahsediyoruz. Bu bir haksızlık. Ben bu haksızlığın bütün Türkiye halkında çok içten hissedildiğini düşünüyorum, görüyorum. O yüzden de bence öncelikli şey yasa. Ve arkasından gelecek olan demokratikleşme paketleri. Yasa ilk adım olacak."
"NİSAN AYI BİTMEDEN ZOR"
Buldan, geçtiğimiz hafta bir TV kanalında belirlenen bir takvim olmadığını ancak Nisan sonuna kadar gelişme beklediğini ancak bu durumun zora girdiğini söyledi:
"Görüşmenin ana çerçevesi belirlediğinde ve karşılıklı beklentilerin ifade edildiği bir zeminde, nisan ayı bir takvim olarak belirlendi evet. Bu anlamıyla nisan ya da mayıs başı diyebileceğimiz bir aralıkta somut kime adımların atılmasını bekliyoruz. Bizlerde bu sürecin takipçisiyiz. Ama mevcut gidişata bakınca nisan ayı bitmeden olması zor görünüyor. Mayıs da olabilir, haziran da olabilir ama Meclis kapanmadan illa ki olmalı. Meclis temmuzda kapanmadan somut yasal düzenlemenin çıkması gerek. "
"PKK BİTTİ. PKK KAPANDI"
Buldan, PKK için, "Bitti. PKK kapandı" ifadelerini kullanırken bundan sonra silahların konuşmayacağını savundu:
"Önümüzdeki dönemlerde ne olur ne biter, bunun hesabını yapıyorlar mı? Ben bu soruların yanıtlarını bilemem. Ama bildiğim tek şey var; bir daha silahlı mücadeleye geri dönüş olmayacak. Ben bunu adada yaptığım görüşmelerden biliyorum. Sayın Öcalan’ın kendi ağzından ifade ettiği şey bu; “Silahlı mücadele devri bitti, kapandı. PKK bitti, PKK kapandı. Şimdi başka bir dönem. Yeni bir dönem başladı, yeni bir süreç başladı.” Siyasetle her şeyin çözüleceğine olan inanç ve bu konuda atılacak olan adımlarla birlikte yeni bir mücadele süreci bu. Hiçbir şey kolay olmayacak, olmuyor da zaten. Mücadele etmeden hiçbir şey elde edilmiyor. Biz bunu yıllardır zaten yaşıyoruz, görüyoruz, tanıyoruz. Bunun mağduruyuz. Ama önümüzdeki dönem açısından yeni bir mücadele alanı var bizim için. Ama Kürtlerin bu dönemde zihinsel olarak artık bunu kavraması lazım. Sadece Kürtlerin değil devletin de kavraması lazım. Silahlı mücadele dönemi bitti."
"NE ERDOĞAN İLE NE BAHÇELİ İLE SEÇİM KONUŞULMADI"
Buldan, yürütülen sürecin seçim odaklı olduğuna dair getirilen eleştirileri yanıtladı. İki isimle de yaptıkları görüşmede seçim konusunun açılmadığını söyledi:
"Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Bahçeli ile yaptığımız görüşmelerde hiçbir zaman seçim gündeme gelmedi."
Pervin Buldan, "Şunu söylüyorsunuz; “Cumhurbaşkanı Erdoğan ne İmralı heyeti olarak bize ne DEM Parti yönetimine ‘Gelin birlikte anayasayı değiştirelim. Ben Kürtleri rahatlatacak ifadeleri anayasaya koydurayım, siz de benim Cumhurbaşkanı kalmamın önünü açacak düzenlemelere destek verin’ gibi bir mesaj verdi. “Böyle bir konuşma geçmedi” diyerek bunu söylemek istiyorsunuz herhalde değil mi?" şeklindeki soruya şu şekilde yanıt verdi:
"Hayır, hiç olmadı. Bizim gündemimizde asla böyle bir şey olmadı şimdiye kadar. Ama biz kendisiyle görüşmelerde CHP konusunu gündem yapıyoruz. “CHP üzerindeki baskı durmalı” diyoruz."
"CHP DAHA FAZLA BASKI YAPMALI"
İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından başlayan CHP mitinglerini takip ettiklerini ve bu mitinglerin çok kalabalık olduğunu ifade eden Buldan, CHP'nin daha fazla baskı kurmasını düşündüğünü söyledi:
"Tamam Özgür Özel mitingler yapıyor, çok da kalabalık gerçekten. Hani izliyoruz, görüyoruz, güzel. Fakat ben daha fazla baskı kurulması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü mücadele etmeden hiçbir şey kazanılmıyor bu ülkede. Biz bunu yıllardır hep deneyimledik, gördük, yaşadık. Ben CHP’nin buna ihtiyacı olduğunu düşünüyorum."
"ÖCALAN BAHÇELİ'Yİ ÇOK ÖZEL BİR YERE KOYDU"
Öcalan'ın, çıkışları nedeniyle Bahçeli'yi çok özel bir yere koyduğunu söyledi. Erdoğan'ın nispeten sürece daha mesafeli ve ketum olduğunu ifade eden Buldan'ın açıklaması şu şekilde:
"Şöyle söyleyeyim; Sayın Bahçeli’yi bir kere hamlesinden dolayı, atmış olduğu adımdan dolayı çok özel bir yere koydu. Bunu istisnasız her görüşmede ifade ediyor. Ama Sayın Erdoğan’ın da hakkını veren bir yerden söz kuruyor. Sonuçta bu ülkenin Cumhurbaşkanı, sürecin bir tarafı, devletin başı. Sayın Cumhurbaşkanı çok konuşmuyor biliyorsunuz bu süreçle ilgili. Daha bir mesafeli, ketum. Söylemleri, yaklaşımı Sayın Bahçeli kadar değil ama sonuçta bir irade var ortada. Sayın Öcalan bu iradeye saygı duyuyor. Sayın Bahçeli için farklı şeyler söylüyor ama Sayın Erdoğan’ın da bir irade ortaya koyduğunu söylüyor. Sahip çıkmasının önemli olduğunu ifade ediyor. Ama tabii sürecin başından beri Sayın Bahçeli’ye ilişkin çok özel değerlendirmeleri var."
Buldan, "Asıl tarihi rolü onda görüyor herhalde" şeklindeki yanıta da şu cevabı verdi:
"Evet tabii ki orada görüyor. Tarihsel olarak nereden nereye geldik. Sayın Bahçeli elinde iple dolaşıyordu, “idam edilmeli” diyordu. Yani o noktadan bu noktaya gelmesine büyük bir kıymet biçiyor. Çok özel değerlendiriyor. "
"ÖCALAN STATÜ İSTİYOR"
Son zamanların gündem olan konularından birisi de Öcalan'a İmralı'da konut yapılıp yapılmadığı. Buldan bunun önemli görülmediğini asıl odaklanılması gerekenin Öcalan'ın statüsü olduğunu söyledi. Önceki çözüm sürecinin görüşüldüğü mekanda görüşmelerin sürdüğü ancak kendisinin de hukuki bir statüye ihtiyacı olduğunu ifade eden Buldan şöyle konuştu:
"Öcalan bir süreç yürütüyor değil mi? Kendisi bu sürecin baş müzakerecisi. Öcalan olmasaydı PKK silah bırakır mıydı? Hayır. Öcalan olmasaydı PKK kendini fesheder miydi? Bu da hayır. Şimdi daha önümüzde yol var. Aşama aşama bu süreci tamamlamaya çalışacağız. O yüzden Sayın Öcalan’ın bir statüye ihtiyacı var. Yani bir konuma ihtiyacı var. Bakın konut demiyorum. Bir konum diyorum."
"Yani konut olsa da olmasa da Sayın Öcalan’ın derdi bu değil gerçekten."
"Biz hâlâ Sayın Öcalan'la her zaman toplantı yaptığımız yerde görüşüyoruz."
"mdi de aynı yerde görüşmelerimizi yapıyoruz. Ama Sayın Öcalan’ın hukuken bir statüye ihtiyacı var. Sayın Öcalan’ın yüzyıllık meselenin çözümü için özgür çalışma ve iletişim koşullarına sahip bir statüye sahip olması gerekiyor ki süreç de hızlanabilsin. Sıfatı nedir, bunun netleşmesi lazım."
"Kendisi bir şey söylemiyor, onu söyleyeyim. O kavramdan bahsediyor sadece. Bir mimariden bahsediyor aslında. Bu işin bir mimarisi var. Bu mimarinin bir ismi olmalı. Bu süreci o yönetiyor, yürütücüsü. Bu mimari içinde bir konumu var."
"
Sayın Öcalan bu sürecin defacto yürütülmesini istemiyor. Kendi pozisyonuna ilişkin de doğal olarak hukuki bir statü istiyor. Baş müzakereci olabilir, baş aktör olabilir. Ya da başka bir şey olur… Birlik ve kardeşlik sürecinin baş müzakerecisi. Ya da “Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözümü sürecinin baş aktörü” ya da baş müzakerecisi ya da başka bir şey."
Buldan, devlet yetkililerinin de katıldığı son toplantıda bu konunun gündeme geldiğini söyledi. Ancak bu yetkililerin karar alıcılar olmadığından muhtemelen kendi aralarında tartıştığını ve kendilerine bir şey denmediğini söyledi.
ÖCALAN DEMİRTAŞ'I SİYASETE ÇAĞIRIYOR MU?
Uzun yıllardır tutuklu olan ve aktif siyaseti bırakmasına rağmen gündemden düşmeyen Demirtaş hakkında da konuşan Buldan, Öcalan ile Demirtaş arasındaki mesajların da notların da kendileri aracılığı ile iletildiğini söyledi. Buldan, Öcalan'ın Demirtaş'ın siyasette olmasına yönelik bakışını da şu şekilde aktardı:
"Öcalan’ın Demirtaş’a, Demirtaş’ın da Öcalan’a mesajları ve notları oluyor. Biz de zaten biliyorsunuz Selahattin Demirtaş’ı ziyaret ediyoruz bazen, sonra adaya gidiyoruz. Selamlarını birbirlerine iletiyoruz. Mesela biz 27 Mart görüşmesi öncesinde de Selahattin Bey’e gitmiştik. Sonra Sayın Öcalan’la görüşmede ona gittiğimizi ifade ettim ve selamlarını ilettim. O da selam söyledi."
"Bunu zaman zaman bizimle hem Selahattin Bey’e hem Figen Hanım’a hem başka arkadaşlara ilettiği oluyor. İçeride, dışarıda…herkes bulunduğu yerde bu sürece katkı sunmalıdır. Selahattin Demirtaş da Figen Yüksekdağ da çıktıkları zaman zaten siyasete önemli katkılar sunacaklar. Şu anda içerde olan hepsi için söylüyorum ben bunu. Çünkü önemli siyasetçiler ve çıktıkları andan itibaren elbette ki tekrar bıraktıkları yerden devam edeceklerine dair inancımız var. Bu konuda hiç şüphe yok."
"HERKES 2027 SONBAHARINDA ERKEN SEÇİM BEKLİYOR"
Buldan, herkesin 2027 sonbaharında erken seçim beklediğini, kendisinin de bu yönde tahmini olduğunu söyledi. İktidar kanadından kendileri ile seçim konusunda bir görüşme yapılmadığını ve bunda samimi olduklarını söyledi. Sürecin önünde çok engel olduğunu kaydeden Buldan, bunları aşmaya çalıştıklarını ifade etti:
"Tabii şu an görünen aslında bir erken seçimin olmayacağı, bir ara seçimin de olmayacağı. Herkes 2027 sonbaharında seçim bekliyor. Benim tahminim de biraz böyle. Fakat ben aslında bu soruya biraz önce cevap vermiştim. Yani önemli olan süreç, önemli olan demokratikleşme paketleri. Ama hükümetin bu konuda ne düşündüğünü ve bundan sonra ne düşüneceğini ben bilemem. Gerçekten bilmiyorum. Hani bilsem, “evet bazen konuşuyoruz, bazen tartışıyoruz ve şu fikirler ortaya çıkabiliyor” derim. Bugün itibariyle ne seçim ne anayasa ne de Cumhurbaşkanı’nın tekrar seçilmesi ya da seçilmemesi konusunda bize sunulan, bizimle konuşulan hiçbir şey yok. Günlük siyaseti takip ederek bazen işte ara satırları okuyarak çözmeye, bir şeyler çıkarmaya çalışıyoruz. Ne yapmak istediklerini anlamaya çalışıyoruz. Fakat şu an onların gündeminde de böyle bir şey yok. Tabii farklı bir erken seçim kararı alırlar mı almazlar mı onu ben bilemiyorum. O yüzden şimdi hepimiz önümüze bakıyoruz, yolumuza bakıyoruz. Barış sürecinin gerçekten gerçek bir barışa evrilmesinin önündeki engelleri kaldırmaya çalışıyoruz. Çok engel var. Ve bu engellerin yolumuzu tıkamamasına gayret ediyoruz. Bu süreci gerçek anlamda onurlu bir barışa evirtmek için büyük bir mücadele veriyoruz. Sırrı Süreyya Önder’i bir kez daha anmak istiyorum. Çok büyük katkısı vardı, çok büyük emeği vardı. Belki bugün yaşıyor olsaydı bugün konuştuğumuz birçok şeyi konuşmayacaktık. Çünkü zekasıyla çok farklıydı, yolu gerçekten pratik biçimde açıyordu."