Demokrasi Platformu'nun ev sahipliğinde başkentte gerçekleştirilen etkinlik, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın moderatörlüğünde yapıldı. Sosyolog Doğu Ergil, Taha Akyol ve Bekir Ağırdır gibi isimlerin katılımıyla hukukun üstünlüğü ve temel hakların ele alındığı buluşmaya, AKP'nin kurucu kadrolarında yer alan isimlerin mevcut sisteme yönelik doğrudan eleştirileri damga vurdu.
"KENDİMİZİ ALDATMAYALIM ARKADAŞLAR"
Çelik, başkentte gerçekleştirilen etkinlikte, 'Erdoğan sonrası dönem' için yaptığı konuşmada flaş sözler kullandı. Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu olması sebebi ile muhtemel isimler arasında gösterilen Bilal Erdoğan için yakın siyasi geçmişten örnekler veren Çelik; Erdal İnönü, Ahmet Özal, Adnan Menderes'in çocukları ve Fatih Erbakan'ı işaret edip, "Son günlerde de ‘AK Parti’de de böyle bir şey olsun’ diyorlar. Kendi kendimizi aldatmayalım arkadaşlar" ifadelerini kullandı.
Çelik'in sözleri şu şekilde oldu:
"Erdal İnönü çok zarif bir adamdı. İyi bir bilim adamıydı. Son yapacağı şey siyasetti. Soyisminden başka ilgisi yoktu. Ama genel başkan yaptılar. Çünkü biz "babadan oğula" alışmışız.
Menderes’in çocukları denedi, başarılı olamadı, Ahmet Özal olmadı. Erbakan’ın oğlu şimdi onun yerine…
Son günlerde de ‘AK Parti’de de böyle bir şey olsun’ diyorlar. Kendi kendimizi aldatmayalım arkadaşlar.
Bakın liderler liderlik potansiyeli taşıyan insanların varlığını tehlike olarak görüp onları bertaraf ettiği içindir ki… Demirel cumhurbaşkanı oldu. DYP’nin başına birini bulamadılar. Boğaziçi’nde okumuş, İngilizce bilen Amerika’da eğitim yapmış olan bir hanımefendiyi genel başkan yaptılar ve DYP’nin ruhuna el fatiha…"
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNDE 'DÜŞÜNCENİ İÇİNDE TUT' DÖNEMİ
Konferansta söz alan eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, toplumda her geçen gün artan bir sessizlik ikliminin hakim olduğunu ifade etti. İfade özgürlüğündeki gerilemeyi anayasal süreçler üzerinden kıyaslayan Kılıç, gelinen noktayı şu sözlerle aktardı:
"2010 Anayasa değişikliğine kadar Anayasa Mahkemesi kararlarına da yansımış olan 'dini inancını içinde yaşat, sakın kalp sınırlarının dışına çıkarma' anlayışı 2010 sonrasında 'düşünceni içinde tut, sakın dışarı vurma' anlayışına dönüşmüş ve ifade özgürlüğü alanı giderek daraltılmıştır."
"YARGI SORUNLARI ARTIK ERTELENEMEZ"
Yargı sistemindeki hiyerarşik kırılmalara değinen Kılıç, yerel mahkemelerin üst mahkeme kararlarına direnmesi karşısında Anayasa Mahkemesi'nin tutumunu eleştirdi. Yargı sisteminin acil çözüm beklediğini vurgulayan Kılıç, şöyle devam etti:
"Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvurulara ilişkin kararlarında sergilediği ürkek ve kaygılı duruşu mahkemenin bilinen özgürcü tutumuna zarar vermektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce verilen ihlal kararları cesaretle uygulanmalı ve haksızlıklar ortadan kaldırılmalıdır. Yargıyla ilgili sorunlar artık ertelenebilecek meseleler olmaktan çıkmıştır."
"LİYAKAT BUHARLAŞIR YERİNE MUTLAK SADAKAT VE BİAT GELİR"
AKP'nin kurucu isimlerinden olan eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ise konuşmasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni ve siyasetteki güç yoğunlaşmasını hedef aldı. Yönetimde gücün tek elde toplanmasının ehliyet sahibi kadroları tasfiye ettiğini savunan Çelik, liyakat ilkesinin yerini sadakate bıraktığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Liderler ipleri ellerine alıp vaziyete iyice hakim olunca liyakat ve ehliyet prensibi tamamen ortadan kalkar, buharlaşır. Yerine mutlak sadakat ve biat gelir. Genel başkanı eleştirmek davaya ihanettir."
"TÜRK TİPİ BAŞKANLIK SİSTEMİ BİZİM FELAKETİMİZ OLMUŞTUR"
Partili Cumhurbaşkanlığı modelinin demokratik dengeleri ve adalet duygusunu tahrip ettiğini vurgulayan Çelik, "Türk tipi" olarak adlandırılan sistemi şu sözlerle eleştirdi:
"Türkiye'nin felaketidir partili cumhurbaşkanlığı ve bugünkü bize has, 'Türk tipi' başkanlık sistemi bizim felaketimiz olmuştur. Şimdi siz cumhurbaşkanısınız ve bir partiniz var. Muhalefet partisine ağzınıza geleni söylüyorsunuz. O size karşılık verdiği zaman cumhurbaşkanına hakaret etmiş oluyor. Biz gerçekten anayasada yazıldığı gibi demokratik olacağız, laik olacağız. Gelir dağılımının bu kadar adaletsiz olduğu bir memlekette sosyal devletten söz edemezsiniz. Bütün konuşmacılar ifade ettiler, biz gerçekten bir hukuk devleti miyiz?"