'Eski Türkiye'de 5 gün içinde Ağar istifa etmişti': Yeni Türkiye'de 14 gündür ses yok

Susurluk’a benzetilen “mafya-siyaset-ticaret” tartışmalarının üzerinden 14 gün geçmesine karşın iddialara ilişkin soruşturma başlatılmadı.

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in paylaştığı videolar ile başlayan ve Susurluk’a benzetilen “mafya-siyaset-ticaret” tartışmalarının üzerinden 14 gün geçmesine karşın iddialara ilişkin soruşturma başlatılmadı. Susurluk kazasından 4 gün sonra ise İçişleri Bakanı hakkında gensoru verilmiş, 5 gün sonra bakan istifa etmiş, 8 gün sonra soruşturma başlatılmış, 9 gün sonra Meclis’te araştırma komisyonu kurulmuş, 16 gün sonra da MİT’e araştırma yapılması talimatı verilmişti. 

Cumhuriyet'ten Sefa Uyar'ın haberine göre, 3 Kasım 1996’da, Balıkesir’in Susurluk ilçesinde bir otomobilin bir kamyona arkadan çarpması ile yaşanan kazada, eski İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ, Mehmet Özbay ve Gonca Us yaşamını yitirdi, DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak ise yaralandı. Kazanın ardından Mehmet Özbay kimlikli kişinin firari Abdullah Çatlı, Gonca Us’un ise sevgili olduğu ortaya çıktı. Birçok suçtan dolayı sanık olan Çatlı ile bir milletvekili ve eski Emniyet müdürünün aynı araçta olması, “mafya-siyaset-polis” tartışmalarını beraberinde getirdi. Kamuoyunun büyük tepkisiyle birlikte CHP, 7 Kasım’da dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar hakkında gensoru verdi. Ağar ise 8 Kasım’da görevinden istifa etti.

İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcılığı, 11 Kasım’da, “cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak”, yani “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçundan soruşturma başlattı. Meclis, 12 Kasım’daki genel kurul toplantısında “Yasadışı Örgütlerin Devletle Olan Bağlantıları İle Susurluk’ta Meydana Gelen Kaza Olayının ve Arkasındaki İlişkilerin Aydınlığa Kavuşturulması Amacıyla Meclis Araştırılması” yapılmasına karar verdi ve 15 Kasım’da Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Susurluk Komisyonu olarak bilinen araştırma komisyonu kuruldu. Başbakanlık da Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı’na 19 Kasım’daki talimatı ile “devlet içinde ve yasadışı örgütlenmeye gidilerek yasadışı eylemler yaptırıldığı iddiaları hakkında incelemeler yapılmasını” istedi. 

'Geri giden devlet'

Eski Ankara Cumhuriyet Savcısı Bülent Yücetürk, “eski Türkiye’de” vasatı yerine getiren bir yargı olduğunu ve ülke gündemine gelen konularla ilgili kendiliğinden harekete geçip konunun esasını araştırabildiğini vurgulayarak “Bugün ise vasatı bile yerine getiremeyen, talimat almadan harekete geçmeyen bir yargı var. Eski Türkiye’de böyle şeyler ortaya çıktığında toplumun her kesimi, işin aslının ne olduğunun ortaya çıkmasını talep ediyordu, iş yargıya kalmadan ortaya çıkması için kamuoyu oluşurdu. Şimdi, sadece magazinsel bir haber gibi algılanıyor. Olan bitenler Türkiye’nin dışında oluyormuş gibi bir algı var. Eski Türkiye’den geriye giden kapalı toplum, kapalı devlet görüntüsü ortaya çıktı” dedi. 

'Görevden alınırdı'

“Soruşturmanın selameti” kavramına işaret eden ve “İçişleri Bakanı’nın ortasında yer aldığı bir konuyla ilgili soruşturmanın sağlıklı yürümesi için görevden alınması ya da bakanın istifa etmesi gerektiğini” vurgulayan Yücetürk, “Bakan suç duyurusunda bulunana kadar yargı harekete geçmiyor. Bakan şikâyetçi olduktan sonra harekete geçecek yargı da soruşturmayı, emrindeki kolluk kuvvetleri vasıtasıyla yapacak. Kolluk kuvvetlerinin amiri İçişleri Bakanı. Bakanın amiri olduğu kolluk kuvvetlerinin bulunduğu ortamda soruşturma selametli şekilde yürütülemez. Yasalarımıza göre soruşturmanın selameti açısından birimin başındaki kişiyle ilgili soruşturma yapılıyorsa, o kişi görevden alınır ve soruşturmanın sağlıklı yürümesi yapılır. Eski Türkiye olsaydı o bakanın görevden alınması ya da istifa etmesi gerekiyordu. Görülüyor ki ortam yaratılmadan, oldubitti ile soruşturma açılıp, durum kapatılmaya çalışıyor” diye konuştu. 

'Tek adam rejiminin getirdikleri'

Yücetürk, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile “tek adam rejimi”ne geçildiğini ve her şeye bir kişinin karar verdiğini vurgulayarak “Kurumsal yapıların hareket etmesi için de o bir kişinin iradesini kullanması bekleniyor. Böyle olunca Meclis de yargı da harekete geçemiyor. Birçok kurum ve organ işlevini yerine getiremiyor” dedi. Yücetürk, “Gensoru gibi kurumsal yapılar da artık olmadığı için Meclis’te muhalefetin de yapacağı sınırlı. Böylece Meclis de yargı da devre dışı kalıyor” ifadelerini kullandı.

 

Türkiye Haberleri