Eski Başbakanlık müşaviri Ali İhsan Sarıkoca, Adil Öksüz’le ne konuştuğunu anlattı

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince görülen, 13’ü asker, 14’ü emniyet genel müdürlüğü personeli, biri eski Başbakanlık Müşaviri olmak üzere, 28 kişi hakkında açılan davanın, 3’ncü celsesi bugün görüldü

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince görülen, 13’ü asker, 14’ü emniyet genel müdürlüğü personeli, biri eski Başbakanlık Müşaviri olmak üzere, 28 kişi hakkında açılan davanın, 3’ncü celsesi bugün görüldü. Adil Öksüz’le, yakalandıktan sonra tutulduğu kışla karakoluna giderek görüştüğü iddia edilen eski Başbakanlık Müşaviri Ali Osman Sarıkoca, suçlamaları kabul etmedi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince görülen, 13’ü asker, 14’ü emniyet genel müdürlüğü personeli, biri eski Başbakanlık Müşaviri olmak üzere, 28 kişi hakkında açılan davanın, 3’ncü celsesi bugün görüldü. Adil Öksüz’le, yakalandıktan sonra tutulduğu kışla karakoluna giderek görüştüğü iddia edilen eski Başbakanlık Müşaviri Ali Osman Sarıkoca, suçlamaları kabul etmedi.

BEYAZ MASA VE BİMER’İN KURUCUSUYUM

İletişim uzmanı olduğunu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Beyaz Masa ve Başbakanlık BİMER’in kurucusu olduğunu anlatan, Sarıkoca, 2012 yılında BİMER’i FETÖ’cülerin ele geçirmeye çalıştığını ve kendisinin buna izin vermemesi üzerine FETÖ’nün hedefi olduğunu ileri sürdü. Hakkında, basın yoluyla başlatılan algı operasyonu sonucu bu davada tanıkken sanık durumuna düştüğünü anlatan sanık Sarıkoca, "16 Temmuz 2016 günü Antalya’da Türkiye’nin tanıtımı için dünyaca ünlü futbolcuların katılacağı ve Sayın Cumhurbaşkanının da kısa bir süre maçta yer alacağı organizasyon için yakın arkadaşım olan Kahramankazan Belediye Başkanı Lokman Ertürk ve kardeşi Hüseyin Ertürk’le birlikte Antalya’ya gittik. Antalya’da akşam yemeği sırasında gazetecilerden İstanbul’da köprülerin kapatıldığını ve normal olmayan bir durumun olduğunu öğrendim. Bunun üzerine yakın arkadaşım olan istihbaratçı Serter Koçak’ı aradım. Ne olduğunu sordum. Bilgisi olmadığını söyledi. Ancak kısa bir süre sonra beni arayarak, ’Ağabey doğruymuş darbe oluyormuş. Bizi de emniyetten göreve çağırıyorlar hakkını helal et’ dedi ve telefonu kapattık" diye konuştu.

KAHRAMANKAZAN’DA MANZARA KORKUNÇTU

Durumu Kahramankazan Belediye Başkanına anlattığını ve hemen zaman geçirmeden Ankara’ya döndüklerini anlatan Sarıkoca, "Sabah saatlerinde Kahramankazan’a ulaştık. Manzara korkunçtu, şehitlerimiz vardı. Yaralıların durumu çok kötüydü. İlçenin feryat eden sakinleriyle karşılaştık. Başkan darbeye karşı durmaları için Kazanlılara talimat verdi. Ben ve başkanın kardeşi de darbeye karşı yapılan organizasyonun planlanmasında yer aldım. O sırada vatandaş olarak benim görevim Kahramankazan belediye başkanının yanında durmaktı" dedi.

İSTİHBARATÇI SERTER KOÇAK’IN YANINA GİTTİM

Daha sonra ilçe emniyet müdürlüğüne gittiklerini ve orada Akıncı Üssü’nden kaçan çok sayıda kişi olduğunu, bunların Kahramankazan civarında boş araziye doğru gittiklerini öğrendiklerini anlatan Sarıkoca, daha sonra Eryaman’daki evine geçtiğini söyledi. Biraz dinlendikten sonra saat 15.00 sıralarında tekrar Kahramankazan’a gittiğini söyleyen Sarıkoca, "Burada şehit cenazelerinin kaldırılmasıyla ilgilendik. Akşam saatlerinde istihbaratçı Serter Kocak’ı aradım. Ancak telefonunu açmadı. Akşam saatlerinde evime dönmek için plan yaparken Serter Koçak beni aradı. Birçok kişiyi yakaladıklarını söyledi. Ben de yanına geleceğimi ve bulunduğu yerin konumunu atmasını söyledim. Attığı konumu takip ederek gittiğimde buranın bir jandarma karakolu olduğunu gördüm. İçeri girdiğimde Serter Koçak’la biraz konuştum. Sonra yakalanan darbecileri gördüğümde kendimi tutamadım. O gün gördüklerim ve daha önce birlikte çalıştığım Erol Olçok ile oğlunun şehit olduğu haberi beni derinden etkilemişti. Bunların üzerine yürüyüp küfür edince Serter Kocak ve bir kaç kişi beni sakinleştirip bir yere oturttular" dedi.

ADİL ÖKSÜZ DUVARIN DİBİNDEYDİ

Karakolun nöbet kulübesinin bulunduğu yerin arkasında bir yere oturduğunu ve Adil Öksüz’ü orada gördüğünü belirten Sarıkoca, şunları söyledi: "Ben oraya oturduğumda Adil Öksüz duvarın dibindeydi. Oradaki polislerden bu kişinin İlahiyatçı Yardımcı Doçent olduğunu öğrenince sinirlenip yanına gittim. Ben hafızım ve imam hatip mezunuyum. Dini eğitim almış bir kişi olarak Öksüz’e, 'din üzerinden tezgahın nereye kadar gideceğini' sormak istedim. 'Sen nasıl bir ilahiyatçısın' diye sordum. Bana ’Biz böyle olmasını tasvip etmiyoruz’ dedi. Masum insanların katledilmesinin yanlış olduğunu anlatan bir ayet okudu. Ben de ona ayet okuyarak cevap verdim. Hafız olduğumu ve bana ayet okumamasını söyledim. Bu kez bana 'hafız değilim' dedi. Ben de 'Sen Müslüman bile olamazsın. Bildiklerin anlat da bari ahiretini kurtar' dedim."

YÜZÜNE TÜKÜRDÜM, TOKAT ATIP, SİNKAFLI SÖZLER SÖYLEDİM

Bu ifadelerin üzerine araya giren Mahkeme Başkanı Abdullah Köksal, "Bir gazeteye verdiğiniz mülakatta ’yüzüne tükürdüm’ demişsiniz. Başka bir kişi ifadesinde 'tokat attı' diyor. Bunları yaptınız mı?" diye sordu. Sanık önce bazı şeyleri anlatmak istemediğini kamera kayıtlarının incelendiğinde ne olup bittiğinin ortaya çıkacağını söyledi. Mahkeme Başkanını aynı soruyu tekrarlaması üzerine Sarıkoca, "Konuşmak zor, susmak daha zor. Görüntüleri izleyin en güzeli o. Yaptığımı hatırlıyorum da burada anlatmak istemedim. Ben orada kontrolsüz bir şeyler yaptım. Öksüz, 'Bizim alakamız yok deyince', 'Hadi lan s.. git. Senin Fetöşün de aynı şeyleri söyleyecek' dedim. Yüzüne tükürdüm, tokat attıp, sinkaflı sözler söyledim" şeklinde konuştu.

TANIKKEN BİRDEN KENDİMİ SANIK OLARAK BULDUM

Sarıkoca, 17 Temmuz’da Erol Olçok ve oğlunun cenaze töreni için, İstanbul’a gittiğini ve Ankara’ya dönerken Adil Öksüz’ün serbest bırakıldığını öğrendiğini söyledi. Bunun üzerine Emniyet Genel Müdürünün yanına gittiğini anlatan Sarıkoca, "Bu kişinin nasıl serbest bırakıldığını sordum. Benim gayretlerim sonucu Adil Öksüz’ün kim olduğu ortaya çıktı. Bununla ilgili daha sonra mülkiye müfettişlerine tanık olarak ifade verdim. Bu gayretlerim sonucu Öksüz’le ilgili işlemler hızlandı" dedi. Daha sonra Ankara Batı Adliyesi’nde tanık olarak ifadeye çağrıldığını ve başsavcı ile ifadesi sırasında küçük bir tartışma yaşadığını söyleyen Sarıkoca, "Bu ifadenin ardından tanıkken birden kendimi iddianamede sanık olarak buldum. Bu nedenle bu iddianameyi külliyen reddediyorum. Oraya ismimin konmasını da kabul etmiyorum" dedi.

BANK ASYA HESAPLARI SORULDU

Bank Asya’daki hesabını da kızını gönderdiği kreşin ödemelerini yapmak maksadıyla açtırdığını söyleyen Sarıkoca, üye hakimin "17-25 aralıktan sonra eşin, baban ve senin bu bankada hesabın gözüküyor. Bu hesapları neden kapatmadın. Senin hesabında 20 bin lira hesap hareketi gözüküyor. Bu parayı neden yatırdın" diye sordu. Sarıkoca, "Borcumu ödeyemediğim için kapatamadım. Borcum bittikten sonra da kapattım. 20 bin lira para yatırdığımı da kabul etmiyorum. Bu para 50 bin lira ve kardeşim bana olan borcunu bu hesap üzerinde yatırdı" dedi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, "Bu yapıyla mücadele ettiğini söyleyen biri 17-25 Aralıktan sonra neden hala bu hesapları kullanır" diye soru yöneltti. Sanık bu soruyu da, "Yokluk asaleti bozar. Borcumu bitirdikten sonra kapattım" diye yanıt verdi. Duruşma, diğer sanıkların savunmalarıyla devam edecek.

Türkiye Haberleri