Burdur Devlet Hastanesi’nde iki yıl önce yaşanan ve üç hastanın ölümüyle sonuçlanan diyaliz faciasında hukuki süreç skandal bir kararla noktalandı. Diyaliz sistemine antifriz karışması sonucu onlarca kişinin zehirlendiği tıbbi raporlarla kanıtlansa da yargı, ölümler ile sorumlular arasında doğrudan bir bağ kurulamadığı gerekçesiyle dosyayı kapattı. Ailelerin "üç canın hesabı sorulmadı" diyerek isyan ettiği kararın ardından adalet arayışı çıkmaza girdi.
DİYALİZ HASTALARININ "ANTİFRİZDEN ZEHİRLENDİĞİ" KABUL EDİLDİ AMA SORUMLULARLA BAĞ KURULAMADI
BirGün'den Sibel Bahçetepe'nin haberine göre, 25 Mayıs 2024 tarihinde hastanede diyaliz tedavisi gören hastalar, eve döndükten kısa süre sonra baş dönmesi, bilinç bulanıklığı ve hareket kaybı şikayetleriyle yeniden hastaneye başvurdu.
Tedavi altına alınan 33 hastadan Mustafa Demir, Saniye Aksöz ve Amina Abaj Jama hayatını kaybederken, diğer hastalar yoğun bakım servislerinde günlerce yaşam mücadelesi verdi. Olayın ardından hazırlanan Adli Tıp Kurumu raporunda, bazı hastaların kanında antifrizde bulunan "etilen glikol" maddesine rastlandığı ve yaralanmalar ile bu madde arasında bir illiyet bağı olduğu tescillendi.
Ancak raporun devamında, diğer bazı hastaların kanında bu maddeye rastlanmadığı gerekçesiyle ölümler ile yaşanan olay arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulamadığı ifade edildi.
Mahkeme heyeti ve savcılık, bu teknik veriyi esas alarak dört sağlık çalışanı hakkında yürütülen "taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Bu kararla birlikte, toplam 30 mağdur yakınının dosyası işlem yapılmadan kapatılmış oldu.
AİLELER KARARA TEPKİLİ
Yaşananları "açık bir ihmal zinciri" olarak nitelendiren aileler ve avukatları, kararın kabul edilemez olduğunu savundu.
"Zehirlenme yoksa bu insanlar neden eş zamanlı olarak fenalaşıp yoğun bakıma alındı?" diye soran bir hasta yakını, iki yıl süren bekleyişin ardından dosyanın kapatılmasına şu sözlerle tepki gösterdi:
"Üç kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi sakat kaldı ama ortada tek bir sorumlu bile yok. Ölenlerin tam olarak neden hayatını kaybettiğini hala bilmiyoruz. Büyük bir öfke içindeyiz, hukuki mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz."
Sağlık Bakanlığı’na da iletilen karar sonrası aileler, adaletin tecelli etmediği görüşünde birleşiyor.