1995’ten bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve sorumluların yargılanmasını talep etmek için Beyoğlu'nda Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri, 1096’ncı kez bir araya geldi.
Meydanı çevreleyen barikatların önünde buluşan grup, bu hafta 11 Mart 1997’de Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde bir araca bindirildikten sonra kendisinden bir daha haber alınamayan İlyas Eren’in akıbetini sordu.
"ETKİLİ BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ, SORUMLULAR YARGILANMADI"
İlyas Eren için adalet çağrısının yapıldığı açıklamayı, kayıp yakını Jiyan Tosun okudu:
"11 Mart 1997 günü, evine dönmek üzere Diyarbakır’daki Kulp yolcu terminaline gitti. Araç beklediği sırada, saat 13.50’de, kendilerini polis olarak tanıtan sivil giyimli dört kişi tarafından zorla siyah bir araca bindirilerek kaçırıldı. Bu anlara terminalde bulunanlar ve yanındaki akrabası tanıklık etti. Tanıklar, Eren’in zorla bindirildiği aracın Kulp’taki bir korucuya ait olduğunu ifade etti.
O günden sonra, İlyas Eren’den bir daha haber alınamadı.Ailesi, 17 Mart 1997’de Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak İlyas Eren’in akıbetinin araştırılmasını istedi. Savcılık, Kulp Cumhuriyet Savcılığı’ndan şikâyetin alınmasını ve sorumluların tespiti için gerekli işlemlerin yapılmasını talep etti. Ancak bu süreçte etkili bir soruşturma yürütülmedi.
İlyas Eren’in kaybedilmesi ile ilgili bilgi talebine hiçbir cevabın verilmediğini ifade eden Savcı E. Alper, 4 Mayıs 1998 tarihinde, Diyarbakır Savcılığından görevleri sırasında ihmali bulunan polisler hakkında işlem yapılmasını istedi. Ancak 1 Eylül 1998 tarihinde söz konusu memurlar hakkında işlem başlatılmasına gerek olmadığına karar verildi.
İç hukuk yollarından sonuç alamayan aile, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Hükümet, mahkemeye sunduğu savunmada etkili yasal tedbirlerin alınmadığını kabul etti; İlyas Eren’in yaşam hakkının ihlal edildiğini teslim etti ve benzer ihlallerin tekrarını önlemek için gerekli adımların atılacağını taahhüt ederek dostane çözüm yoluna gitti.
Ancak bu taahhütler yerine getirilmedi. İlyas Eren dosyasında etkili bir soruşturma yürütülmedi. Gerçek açığa çıkarılmadı. Sorumlular yargılanmadı. Dosya zamanaşımına terk edildi.
İlyas Eren’in gözaltında kaybedilişinin 29. yılında bir kez daha çağrımızı yineliyoruz: Hükümet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne verdiği taahhütleri derhal yerine getirmelidir. Başta İlyas Eren dosyası olmak üzere, tüm zorla kaybetme vakalarında, etkin, bağımsız ve sonuç alıcı soruşturmalar yürütülmelidir. Zamanaşımı engeli kaldırılmalı, cezasızlık politikalarına son verilmelidir.
Kaç yıl geçerse geçsin; İlyas Eren için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz."