Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle gerçekleştirdikleri eylemlerin 1090'ıncı haftasında yine Galatasaray Meydanı'ndaydı.
Bu haftaki buluşmada, polislerin 1994 yılında hakkında yakalama kararı çıkarılan Rıdvan Karakoç'un ailesini arayarak tehdit ettiği, bir süre kendisinden haber alınamayan Karakoç'un cansız bedeninin kimsesizler mezarlığında bulunduğu hatırlatıldı.
Açıklamada yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye seslenen kayıp yakınları, Galatasaray Meydanı'nda Cumartesi Annelerine uygulanan yasağın kaldırılmasını talep etti.
"KAÇ YIL GEÇERSE GEÇSİN KAYIPLARIMIZ İÇİN ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ"
Kayıp yakını Besna Tosun'un okuduğu açıklamada, Rıdvan Karakoç'un ailesinin adalet arayışı anlatıldı:
"34 yaşındaki Rıdvan Karakoç, İstanbul’da yaşıyor; Kürt siyasi partileri ve kültür-sanat kurumlarında çalışmalar yürütüyordu. 1994 yılında gözaltına alınan bir kişinin emniyette verdiği ifade gerekçe gösterilerek hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
Rıdvan’ı arayan polisler, ailesinin evini gözetim altına aldı. Zaman zaman eve baskınlar düzenleyerek aileyi, 'Rıdvan’ı bize getirin; getirmezseniz gördüğümüz yerde öldürürüz' sözleriyle tehdit etti.
Eve gidemeyen Rıdvan, 15 Şubat 1995 tarihine kadar ailesi ve avukatı Eren Keskin ile düzenli olarak haberleşti. Ancak bu tarihten sonra kendisiyle tüm bağlantı kesildi. Ardından ev üzerindeki polis ablukası kaldırıldı, baskınlar sona erdi. Rıdvan’dan bir daha haber alınamadı.
Karakoç Ailesi, evlatlarından bir iz bulabilmek için tüm yetkili mercilere başvurdu. Ancak sonuç alamadı. Gözaltına alındığı inkâr edilen Rıdvan için devletin tüm kurumları aynı yanıtı verdi: 'Bizde yok.'
Tam 110 gün süren ısrarlı arayışın ardından, Rıdvan Karakoç’un işkence izleri taşıyan bedeni Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda bulundu. Ailesi her yerde onu ararken, cansız bedeninin savcılık dâhil resmi kurumlardan geçtiği, günlerce Adli Tıp Kurumu’nda bekletildiği ve emniyette parmak izi kaydı olmasına rağmen 'kimliği meçhul kişi' olarak defnedildiği ortaya çıktı.
Beykoz Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, 31 yıl boyunca rutin yazışmalar dışında bir işlem yapılmadı. Soruşturma makamları, suçun faillerini tespit etmek ve yargı önüne çıkarmak için harekete geçmedi. Devlet, etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmeyerek Karakoç Ailesi’ne ve kayıp yakınlarına 'hesap sorulmayacak' mesajı verdi.
1090. haftamızda bir kez daha adli makamlara sesleniyoruz: Zamanaşımı ve cezasızlık politikalarıyla gerçeğin üzerini örtmekten vazgeçin. Rıdvan Karakoç dosyasında derhal etkili, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütün. Arşivleri açın, sorumluları tespit edin ve yargı önüne çıkarın. Kaç yıl geçerse geçsin; Rıdvan Karakoç için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz."