Kamuoyunda "Suça Sürüklenen Çocuklar" (SSÇ) kavramı 18 yaş altı çocukların işlediği cinayetler ve çeteleşme olaylarıyla tartışılıyor. Adalet Bakanlığı bu çocuklara verilecek cezaları artırmak üzerine bir çalışma yürütürken, dün TBMM'de açıklanan resmi araştırma raporu çocukların cezaevine girmeden önceki yaşam koşullarını kayıt altına aldı. Hürriyet gazetesinden Fulya Soybaş, bugünkü köşe yazısında "TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu" adına Adalet Bakanlığı sosyal çalışmacıları ve psikologları tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarını paylaştı.
607 ÇOCUKTAN SADECE 97'Sİ MUTLU
Cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülüğü devam eden 12-18 yaş grubu 607 çocuk ile yapılan araştırmanın sonuçlarını, AKP Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığındaki toplantıda Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder açıkladı. Paylaşılan veriler şu şekilde sıralandı:
SSÇ'lerin yüzde 51'i okulu bırakmış, yüzde 47.9'u okula hiç gitmemiş.
Yüzde 87.1'i daha önce bir işte çalışmış. Eğitimi bırakmak ve erken yaşta çalışmaya başlamak ile "suça sürüklenme" arasında güçlü bir ilişki tespit edilmiş.
Çocuklar arasında sigara kullanım oranı yüzde 83.4, bağımlılık yapıcı madde kullanımı yüzde 52.9, alkol kullanımı ise yüzde 47.3. Ailede her gün uyuşturucu kullanan biri varsa kullanım yüzde 70.7'ye, ara sıra kullanımda ise yüzde 64.1'e çıkıyor.
Ailede suç işleyen varsa bu çocukların suça bulaşma oranı yüzde 43, çevrelerinde varsa bu oran yüzde 60.6. Okulu bırakanlarda, "ailede bir rol model yokluğu" oranı yüzde 76.1.
Çocukların yüzde 32'si kumar, şans veya bahis oynamış. Çok sık oynama oranı yüzde 10 civarında.
SSÇ'lerin yüzde 37'si en az 1 kez evden kaçmış. Yüzde 69'u üzgün hissetmesi nedeniyle kendisine zarar verirken, yüzde 81'i ev içinde şiddete maruz kalmış. Yüzde 15'i de akranı tarafından dışlanmış, zorbalığa uğramış.
Cezaevine girmeden önce, sosyal çevre ve aile ortamlarında "mutlu" olduğunu söyleyen çocukların oranı yüzde 16. (607 çocuktan sadece 97'si).
"HAYATINDA NE OLSAYDI SUÇ İŞLEMEZDİN?"
Ankara Üniversitesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betül Ulukol, araştırma kapsamında çocuklara "Hayatında ne olsaydı suç işlemezdin?" sorusunun yöneltildiğini aktardı. Çocuklar bu soruyu; 'babam ölmeseydi', 'annem başkasıyla evlenmeseydi', 'evlendiği adam beni dövmeseydi', 'okula gitseydim', 'okulda başarılı olsaydım' ve 'arkadaş çevrem daha sağlıklı olsaydı bu suçu işlemezdim' şeklinde yanıtladı.
Çocukların yüzde 27.8'inin yaşadıkları sorunu tamamen içselleştirdiğini belirten Prof. Ulukol, "Yani bu yüzde 27.8, eğer uygun bir rehabilitasyon görürse, çıktığında çok büyük olasılıkla bir daha cezaevine dönmeyecek" dedi.
Soybaş yazısında, ortaya çıkan verilerin ceza artırımından ziyade, çocukları suça sürükleyen ailesel, toplumsal ve ekonomik nedenlerin yok edilmesi gerekliliğine işaret ettiğini belirtti.
AKP'Lİ DURGUT: MESELE SOSYAL POLİTİKALAR
Komisyon Başkanı AKP Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut, araştırma verilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede çocukların doğuştan suça eğilimli olmadığını ifade etti. Durgut, "Bu çocuklar doğuştan suça eğilimli bireyler değil; risklerle büyük ölçüde erken yaşta karşılaşmış, yeterince korunamamış çocuklar. Aile, çevre, okul ve sosyal destek mekanizmaları, bu zinciri zamanında kırabilirse, bu çocukların önemli bir kısmını bu sürecin dışına çıkarmak mümkün" ifadelerini kullandı.
Madde kullanım oranlarının yüksekliğinin, çocuğun çok daha önce bir risk zincirine girdiğini gösterdiğini söyleyen Durgut, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Araştırmamızda da görüyoruz ki; eğitimden kopma, olumsuz çevre etkisi, maddeye erişim ve denetimsiz alanlar bu sürecin en kritik belirleyicileri. Bu da bize şunu söylüyor: 'Mesele sadece adalet sistemi değil, çok daha önce başlaması gereken bir sosyal politika meselesi.' Dolayısıyla evet, doğru politikalarla, aileyi güçlendirip, okulla bağı koparmayarak bu çocukların önemli kısmını suça sürüklenmeden önce kazanmak mümkün. Bizim de komisyon olarak en temel yaklaşımımız bu: 'Geç kalmadan, önleyici mekanizmaları güçlendirmek.'"
"CEZALARI ARTIRMAK BATAKLIĞI KURUTMAYA YETMEZ"
Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan ise meselenin yapısal boyutlarına dikkat çekti. Erdoğan, "Yapısal sorunlar; aile-çevresel yapı değişmedikçe, gençlerin geleceğe dair maddi-manevi umudu artmadıkça ve bu alanda yeni yollar açılmadıkça çocuklar, suç işlemeye devam edecektir. Bu çocukları tek tek ve en ağır şekilde cezalandırmak, onları geçici süre gözümüzden uzak ve vicdanları rahat tutabilir. Fakat bu, bataklığı kurutmaya yetmez" dedi.
Yazıda, ekonomik sorunlar ve gelir adaletsizliği nedeniyle eğitimi terk eden çocuk sayısının her geçen gün arttığı; iş ve gelecek kaygısının, aile içi maddi sıkıntıların ve ilgisizliğin çocukları suça yönelttiği bilgisi yer aldı. Sosyal medya, televizyon dizileri ve filmlerdeki rol modellerin çocuklar üzerindeki etkisine değinilerek, toplumda illegal yöntemlerin prestij, statü ya da para kazandırdığı duygusunun hakim olduğu vurgulandı. Çözüm için çocukların yanı sıra ailelerle de çalışılması, gençlerin geleceğe dair inançlarının canlı tutulması gerektiği belirtildi.