Türkiye'ye S-400 konusunda "tarafını seç" mesajını veren ABD, Dışişleri Bakanuı Çavuşoğlu ile görüşen Pompeo'nun "Suriye'de tek taraflı adımın yıkıcı sonuçları olur" uyarısında bulunduğunu açıkladı. Ankara böyle bir konunun gündeme gelmediğini belirterek tepki gösterdi.
ABD'nin Suriye uyarısını değerlendiren bölge uzmanı yazar Hüsnü Mahalli, "Gerilimin perde arkasındaki asıl konu, her iki ülke için de stratejik önemi olan Fırat'ın doğusu, S-400 için Trump tweet atabilir dedi. Mahalli, "Sorun, Türkiye’nin kendi dış politika yanlışlarından kaynaklanıyor. İktidar, bu yanlışların bedelini Türkiye’ye ödetiyor" dedi.
Çavuşoğlu ile Pompeo arasındaki görüşmenin içeriğine ilişkin ABD Dışişleri açıklamasında “Suriye’de tek taraflı adımın yıkıcı sonuçları olur” ifadesi de yer aldı. Ankara’dan ise “görüşmenin içeriğini yansıtmıyor” tepkisi geldi.
Türkiye ile ABD arasındaki S-400 ve F-35 gerilimi sürerken Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Washington ziyaretinde yaptığı görüşmelerde de somut ilerleme sağlanamadı. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’ten Ankara’ya “Tarafını seç” mesajının ardından NATO toplantıları çerçevesinde Washington’da bulunan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile ABD’li mevkidaşı Mike Pompeo bir araya geldi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Robert Palladino, görüşmede konuşulan başlıklara ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Pompeo, Suriye’nin kuzeydoğusu ile ilgili devam eden müzakereler konusunda desteğini dile getirdi, aynı zamanda bölgede Türkiye’nin tek taraflı bir askeri eyleminin muhtemel yıkıcı sonuçları hususunda uyarıda bulundu” ifadelerine yer verdi. Türkiye ile ABD arasında, Ankara’nın terör örgütü gördüğü YPG’nin omurgasını oluşturduğu SDG’nin kontrolünde bulunan kuzeydoğu Suriye’de olası bir “güvenli bölge”nin kimin kontrolünde olacağına ilişkin anlaşmazlık sürüyor. Palladino, Pompeo’nun S-400’ler konusundaki endişeyi ve Türkiye’deki tutuklu ABD vatandaşları ve konsolosluk çalışanları konusunu gündeme getirdiğini de kaydetti.
‘Gündeme gelmedi’
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy ise ABD’den gelen açıklamanın doğruyu yansıtmadığını söyledi. Aksoy “Görüşmeden önce kaleme alındığı aşikâr olan açıklamanın görüşmenin içeriğini yansıtmadığı gibi, görüşmede gündeme dahi gelmeyen hususlara yer verdiği görülmektedir” ifadesini kullandı. Aksoy, görüşmenin içeriği hakkında bilgi vermedi. Çavuşoğlu da Pompeo’nun açıklamalarını eleştirerek “Biz çok şaşırdık, gerek açıklamanın tonu gerekse Pompeo’nun ifade ettiği söylenen ifadeler gerçeği yansıtmıyor” diye konuştu.
Stoltenberg: Kendi kararı
NATO Dışişleri Bakanları toplantısında basının karşısına çıkan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, F-35 savaş uçaklarına ilişkin problemin Türkiye ve ABD arasında yaşandığını ve toplantının gündeminde olmadığını söyledi. Stoltenberg, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma sistemini almasına ilişkin, “Hangi silahı alacağı, her NATO müttefiki ülkenin kendi ulusal kararıdır. Bunun bir sorun olmaya başladığının farkındayız ama ABD ile Türkiye bunu kendi aralarında görüşüp ele alıyorlar” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Çavuşoğlu, Rusya’dan S-400 alımına ilişkin “Bu anlaşmanın bittiğini ilk defa söylemiyoruz. Açıklamalarımın arkasındayım. Bir ülkenin illa oradan almayıp buradan alacaksın diye dayatması müttefiklik ruhuna uymuyor” dedi. Çavuşoğlu, Patriot’ların fiyatı ve diğer konularda ABD ile anlaşabileceklerini ama sürecin ilerlemesi için Kongrenin onayının gerekeceğini söyledi.
Türkiye’nin Rus S-400 savunma sistemi alma adımına muhalefetini her geçen gün sertleştiren Washington’dan gelen tepkilere son olarak ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence de eklenmişti. Pence’in “Türkiye ABD ile Rusya arasında bir seçim yapmalı” resti dikkat çekmişti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay bu açıklamalara aynı üslupla yanıt verse de Pence’in demeci, ABD’nin önümüzdeki dönemde Türkiye’ye yönelik “Tarafını seç” baskısını artıracağının işaretini veriyor.
F-35 bilmecesi
Öte yandan ABD’den Türkiye’nin program ortağı olduğu F-35 yeni nesil savaş uçağı programından çıkartılmasına yönelik hazırlıklarla ilgili gelen çelişkili açıklamalar dikkat çeken başka bir noktayı oluşturuyor. Önceki gün ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi Başkanı James Inhofe, Türk pilotların, şimdiye kadar Florida, Teksas ve Arizona’da gerçekleştirdiği F-35 eğitim uçuşlarının durdurulduğunu ve teknik ekibin eğitimini askıya aldığını açıkladı ancak bu açıklamayı ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) doğrulamadı.
Önceki gün F-35’lerin operasyonel kapasitesiyle bağlantılı Türkiye’ye yapılacak teslimatın askıya alındığını duyuran Pentagon Sözcüsü Mike Andrews, Türk pilotların ABD’deki F-35 eğitimlerinin ise sürdüğünü kaydetti. Türk askeri yetkililer de dün Pentagon Sözcüsü’nün açıklamalarına atıfta bulunarak “Pilotların eğitimi sürüyor” açıklaması yaptı. Buna karşın ABD’den gelen çelişkili açıklamalar, F-35 konusunun Türkiye üzerinde baskı unsuru olarak kullanılmaya devam edeceğinin işareti olarak yorumlanıyor.
Hüsnü Mahalli: Perde arkasında Fırat’ın doğusu var
Türkiye-ABD ilişkilerinde en önemli gerilim başlığını, Ankara-Moskova hattında S-400 füze savunma sistemleri ve Suriye başlıklarında süregiden yakınlaşma oluşturuyor. Cumhuriyet'ten Doğan Ergün, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile ABD’li mevkidaşı Mike Pompeo arasında önceki günkü görüşmede de gündeme gelen Suriye başlığında gelinen aşamayı, bölge uzmanı, yazar Hüsnü Mahalli ile konuştu. İşte o röportaj:
Trump tweet atar
- Ankara-Washinton hattında Suriye konusundaki farklı yaklaşımlar gündemden düşmüyor. Gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de yerel seçim ve iç politikayla ilgili yoğunluk olduğu için dış politika biraz geri itildi. Aslında Ankara tıkanmış durumda. ABD ise S-400 ve F-35’ler konusunu ciddiye aldığını gösterdi. Seçim sonuçlarının belli olmasının ardından ABD Başkanı Donald Trump’tan bir tweet gelebileceğini düşünüyorum.
"İktidar, yanlışlarının bedelini Türkiye'ye ödetiyor"
Ancak gerilimde perde arkasındaki asıl konu, her iki ülke için de stratejik önemi olan Fırat’ın doğusu. ABD; Suriye, Irak, İran ve Türkiye’yi bu konuyla meşgul ederek, İsrail’e verdiği destek ve Tahran’a uygulanan basıncı perdelemek istiyor. Aslında İsrail’in kurulmasına imkan veren Balfour Deklarasyonu ve Sevr’in suya düşmesiyle yüz yıl ertelenen bir mevzu bu Kürt meselesi. Öte yandan, iktidar tarafından dile getirilen “bekâ meselesi” bununla ilgili. Ancak sorun, Türkiye’nin kendi dış politika yanlışlarından kaynaklanıyor. İktidar, bu yanlışların bedelini Türkiye’ye ödetiyor.
Çözüm Suriye’den geçiyor
Türkiye, ekonomi ve dış politika bakımından ciddi bir bunalım içinde. Umarım bundan ders çıkarırlar. Türkiye ile Suriye ilişkileri düzelirse, Irak, İran ve daha bir dizi sorun düzelecek. Suriye bu bölgenin kilit ülkesidir. Abdullah Gül, 2009 yılında ilk ziyaretlerinden birini Suriye’ye yaptığında Ortadoğu’nun kapıları Türkiye’ye açıldı. Yine aynısı olabilir. Sen Suriye’yle ilişkilerini düzeltebilirsen Fırat’ın kuzeydoğusu sorununu çözebilirsin. Bunu da “savaş perspektifi” ile değil, “çözüm” adına söylüyorum.
İdlib’le düşünsel akrabalık var
- Suriye’de bir başka önemli konu da İdlib sorunu. İdlib için nasıl bir gelecek öngörüyorsunuz?
Türkiye, İdlib konusunda istekli görünmüyor. İdlib’deki muhaliflerin AKP iktidarıyla ideolojik akrabalığı var. Dünyada Müslüman Kardeşler AKP’ye sempatiyle bakarken, Ankara’nın İdlib’de Şam ve Rusya’nın istediği adımı atması çok zor. Rusya ise “İdlib için ilelebet beklemeyiz” dedi. Muhtemelen seçimleri bekliyorlardı. Mayıs ayında yapılması beklenen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Putin’in görüşmesinde muhtemelen bu konu görüşülecek ve bir noktaya bağlanacaktır.
- Bugün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun masasında da İran’a bağlı güçlerin Suriye’den çıkarılması konusu var.
Bu noktada öncelikle Suriye’nin tutumu önemli. Esad biliyorsunuz iki ay önce Tahran’a gitti. Bu konuda net bir tutumu var. İran ve Suriye birbirlerinden vazgeçmez. Irak-İran savaşında da Baba (Hafız) Esad İran’dan yana tavır koydu.
Arap ülkeleri suspus
Rusya’nın ise büyük devlet olarak kurduğu ilişkiler, BMGK’deki konumu, farklı yerlerdeki üsleri vb. düşünüldüğünde yaklaşımı tabii ki Suriye’den farklı. Bu nedenle İran için net bir tercih yapmak zorunda değil. Ancak, şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki, Putin, Suriye-İran bağını çöpe atacak bir adım atmayacaktır. Zaten böyle olsaydı Suriye’ye S-300’leri vermezdi. Suriye’de İran’ın askeri varlığının Golan’dan kaç km. uzaklaşacağı gibi görece küçük meseleler gündemde olabilir. Oysa, aslolan, Kudüs meselesidir, Golan meselesidir. Dahası, çok yakında ABD Filistinlilere Ürdün’den alınacak bir toprak parçasını işaret edecek ve Batı Şeria’yı da ellerinden almak isteyecekler. Tüm bu başlıklarda özellikle Arap ve İslam ülkeleri suspus kalıp hiçbir şey yapmıyor. (Kaynak: Cumhuriyet)