Boğaziçi Üniversitesi’ne, geçtiğimiz gün düzenlenen şafak operasyonuyla üniversiteye TOMA’lar ve çevik kuvvet girmiş ve Müzik Kulübü, Sualtı Sporları Kulübü, Güzel Sanatlar Kulübü ve Spor Kulübü ile Hamlin Hall binasından boşaltılmıştı. Polis ablukası altında yapılan taşıma işlemi sırasında ise, pek çok değerli eşyanın zarar gördüğü belirtilmişti.
Öğrenci kulüplerinin şafak baskınıyla boşaltılmasına tepki yağarken bugün Güney Kampüs’te bir araya gelerek durumu protesto eden öğrencileri abluka altına alan polis, biber gazıyla öğrencilere müdahale etti.
AKADEMİSYENLER YAŞANANLARA TEPKİ GÖSTERDİ!
Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, öğrenci kulüplerinin boşaltılmasına ve durumu protesto eden öğrencilere polis tarafından müdahale edilmesine tepki gösterdi ve üniversiteyi çevreleyen ablukayı anlattı.
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Prof. Dr. Mine Eder, öğrenci kulüplerinin büyük bir kısmının 2023 yılında, polis müdahalesiyle boşaltıldığını ve kampüs merkezinden uzak bir noktaya taşındığını anımsatarak Güney Kampüs’te geride kalan kulüplerin, üniversite yönetimi tarafından 6 Şubat’ta boşaltılacağının bildirildiğini ifade etti.
“DERSE GİRİP ÇIKMAK DEĞİLDİR ÜNİVERSİTE”
Öğrencilerin 6 Şubat günü nöbet tutmaya başladığını aktaran Eder, “‘Biz bu mekanımızı bırakmak istemiyoruz’ diyor çocuklar fakat o nöbetin sonunda gece yarısı TOMA’lar eşliğinde eşyalarını boşalttılar kulüplerin. Kulüpler, Hisar diye bambaşka bir kampüste depo gibi bir yere taşınmış durumda” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Eder, öğrencilerin, yaşam alanlarının ellerinden alınmasına tepki göstermek için kampüste toplandığını ifade ederek “‘Bu kampüs bizimdir” diyerek yönetime itirazda bulunuyorlar. Ortak alan ihtiyacı var çocukların ve bu kampüsün içinde olmak istiyorlar ve idare şu şekilde kendini savunuyor, ‘Biz burayı sınıf yapıyoruz, işte daha çok öğrenci gelecek.’ Evet, sınıf da yapılıyor ama derse girip çıkmak değildir ki üniversite” sözlerini sarf etti.
“Dersten çıktıktan sonra hemen faaliyetlerde bulunduğunuz, kulüp faaliyetlerinde bulunduğunuz bir yaşam alanıdır üniversite” diyen Eder, “Orası kamuya açık bir yer değilmiş gibi, ‘Biz burayı herkese açıyoruz’ tadında bir propaganda yapıyorlar. Böyle bir şey söz konusu değil; o çocuklar zaten oradaydı, o bina onlarındı. O binanın içinde bütün aktiviteleri yaşam alanları vardı ve onlar elinden alınınca bayağı büyük bir rakamla çıktılar meydanlara bugün. Fakat çok üzülerek, TOMA’larla geldiler, şimdi Çevik Kuvvet de hala burada kampüste” ifadelerine yer verdi.
“ÖĞRENCİLERE MÜDAHALE OLACAK DİYE KORKUYORUZ”
“Bir bina daha var kampüsün diğer yanında, yine merkez Güney Kampüs’te, Öğrenci Faaliyet Binası diye geçiyor. Bu en eski kapalı spor salonlarından bir tanesi, böyle bir tarihçesi de var. Çok güzel bir tiyatro sahnesi de var orada. Şimdi o da tadilata uğrayacak deyip onu da kapatacaklar” ifadelerini kullanan Eder, “Fakat korkuyoruz çünkü polis burada gözaltı otobüsleriyle beraber duruyor. Çocuklara, öğrencilere müdahale olacak diye korkuyoruz” sözlerini sarf etti.
Eder, sözlerinin devamında “Öğrenciler gerçekten çok öfkeli, çok mutsuz, onu ifade etmeye çalışıyorlar ve karşılarında muhatap bulamıyorlar. Muhatap buldukları şey polis. Çok üzücü bir şey; burası çünkü bir üniversite. Biz kendi içimizde bu işleri çözebilecekken böyle inanılmaz bir şekilde polisleştirme, güvenlikler, siviller; inanılmaz bir görüntü bu, çok içim acıyor seyrederken.” ifadelerine yer verdi.
“Öyle bir hava yaratılıyor ki, sanki imtiyaz sahibi öğrenciler girebiliyordu binaya gibi. Yok, bütün kulüplerin olduğu yerler onlar. Herkes gidebiliyor; zaten kamuya ait bir bina o. İnanılmaz bir anlayış bu: Biz Boğaziçi'ni kamuya açtık.’ Burası zaten kamu üniversitesi; bütün binalar kamuya açık, bütün binalar öğrencilere açık” ifadelerini kullanan Eder, “Bunların kullanımını değiştirmek, gerçekten öğrencileri de bu kadar huzursuz ederek yapmak, yazıklar olsun diyorum başka bir şey demiyorum.” dedi.
“KONU BOĞAZİÇİ’NİN EĞİTİMİNİN, HAYATININ YOK EDİLMESİ”
Emeritus Profesör Alpar Sevgen ise, Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşananlara ilişkin yaptığı açıklamada, “Boğaziçi Üniversitesi tam anlamıyla bir saldırı altında. Öğrencileriyle, hocalarıyla, mezunlarıyla, çalışanlarıyla böyle bir taarruzun altında genel olarak. Türkiye’nin herhalde iyi üniversitelerinden biri Boğaziçi ve göz göre göre budanıyor. Şimdi konu kulüp odasının taşınması değil. Konu, Boğaziçi’nin eğitiminin ve Boğaziçi hayatının imhası, yok edilmesi” ifadelerini kullandı.
“Bu üniversiteye Türkiye’nin her yanından, Anadolu’nun, Karadeniz’in, güneyin, doğunun her tarafından öğrenci geliyor. Boğaziçi’nde dört tane yurt kapatıldı. Bu ne demek Allah aşkına? Üniversite hayatı; derse gir, tahtaya bir formül yazıldı onu defterine yaz, çek git değil. Orada liseden gelen genç bir çocuğu dört sene içinde bir aydın olarak mezun etmeye çalışıyorsunuz.” sözlerini sarf eden Sevgen şu ifadelere yer verdi:
“Bu kulüpler adeta ders eğitimine paralel ayrı bir eğitim. Bir kere arkadaşlarıyla beraber çalışmayı öğreniyor. İkincisi; merak ettiği bir konuda daha çok öğrenmek, kendisini geliştirmek; mesela müzik kulübü, mesela güzel sanatlar kulübü. Kampüs üniversitesi öğrencinin evi oluyori, orada yaşıyor. Siz bu dört yatakhaneyi, 160 senedir yatakhane olarak hizmet vermiş Hamlin Hall binasını kapattığınız zaman öğrenciye ne yapmış oluyorsunuz? Kampüs hayatına mani olmuş oluyorsunuz. Üniversiteden talebeyi kovalamak ne demek?”
“BUNA DUR DİYECEK KİMSE YOK MU BU ÜLKEDE?”
Yaşananların öğrencilerin yetişmesine vurulan bir darbe olduğunu vurgulayan Sevgen, “Biz burada kimi yetiştiriyoruz? Bu ülkenin parlak çocuklarını yetiştirmeye çalışıyoruz. Hem dersini öğrenecek hem bir arada arkadaşlarıyla çalışacak ve bu çalışmalar çok yaratıcı çalışmalar. Öğreniyorlar, yaratıyorlar; bakın bunun içinde tiyatro kulübü var, güzel sanatlar kulübü var, film kulübü var. Siz bunları çalışamaz hale getirerek ‘Bir araya gelmeyin, toplanmayın.’ diyorsunuz” dedi.
Boğaziçi Üniversitesi akademisyenlerinin, kayyum yönetimine yüzde 95 güvensizlik oyu verdiğini hatırlatan Emeritus Profesör Alpar Sevgen, “Ne eklendi Boğaziçi’ne kayyum yönetimi zamanında? Sıfır. Ne kaybedildi? Çok şey. Türkiye’nin güzide bir üniversitesi milletin gözü önünde, Yüce Meclis’in, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gözleri önünde lime lime ediliyor. Buna dur diyecek kimse yok mu bu ülkede?” sözlerini sarf etti.
"İŞGAL ALTINDA BİR ÜNİVERSİTE"
“Boğaziçi hür düşünen bir yer, hür düşünen insanların olduğu bir yer. Ve düşünmek sadece kafanızın içinde olursa olmaz, bunu ifade etmeniz lazım. Üniversite düşüncenizi ifade ettiğiniz bir yer.” diyen Sevgen, “Biz çocuklara düşüncelerini ifade etmelerini söylüyoruz, bizim dediğimizi tekrarlamalarını değil. Düşündüklerini tabii derli toplu düşünecekler. Derli toplu düşünemeyene en iyi cevabı da karşı düşünce arkadaşları verir. Yani düşünceyi düşünceyle karşılarlar. Çok üzüntülüyüm. İşgal altında bir üniversite diyeceğim” ifadelerine yer verdi.