Deniz seviyelerinin yükselişi ve taşkın ve riskini belirlemek için kullanılan kıyı tehlike haritalarının, onlarca yıldır yanlış bir başlangıç noktasından üretildiği kanıtlandı.
Nature dergisinde yayımlanan, Padova Üniversitesi'nden araştırmacıların yürüttüğü yeni çalışma, bu gözden kaçan hatanın küresel boyutunu gözler önüne serdi.
385 ÇALIŞMA TARANDI, HESAPLAMALAR DA REFERANSLAR DA YANLIŞ ÇIKTI
Padova Üniversitesi ekibi, dünya genelinde yayımlanmış 385 kıyı tehlike değerlendirmesini geriye dönük olarak inceledi.
İncelemenin sonuçları bilim insanlarını şoke etti:
- Çalışmaların yüzde 99'undan fazlası deniz seviyesini ve arazi yüksekliğini hatalı biçimde ele almış.
- Yüzde doksanı gerçek ölçüm verisi kullanmamış.
- Su yüksekliğini doğru şekilde hesaba katan çalışmaların oranı ise yalnızca yüzde bir.
Sorunun kökü, araştırmacıların büyük çoğunluğunun gerçek kıyılardaki su seviyeleri yerine "jeoid" adı verilen, yerçekimine dayalı teorik bir deniz seviyesi tahminini referans almasına dayanıyor.
Oysa gerçek kıyılardaki su seviyeleri; akıntı, rüzgar, gel-git, sıcaklık ve tuzluluk gibi etkenlerle bu teorik yüzeyden sapıyor, ve farklı bir seviyede bulunuyor.
Araştırmalar bu farkı görmezden geldiği için iklim bilimine dair bildiğimiz her şey, yapılan tüm kıyı tehlike haritalarının yanlış olduğu kanıtlandı.
HATA BİR KEZ YAPILDI, VİRÜS GİBİ YÜZLERCE ÇALIŞMAYA YAYILDI
Çalışmaların yöntemindeki bu sorun zamanla akademik çalışmalarda standart haline geldi.
Deniz seviyeleri üstüne yapılan pek çok çalışma hangi referans seviyesini kullandığını açıkça belirtmediğinden hata, hakem denetiminden bile geçerek yeni araştırmalara taşındı.
Araştırmacılar bunu "literatürde sessizce dolaşan bir virüs" olarak tanımlıyor.
İncelenen 385 çalışmanın bir kısmı büyük iklim raporlarında bile kaynak gösterilmiş. Bu, referans hatasının politik ve siyasi tartışmalara da sızdığı anlamına geliyor.
DÜNYANIN YARISINDAN FAZLASINI GÖRMEZLİKTEN GELMİŞLER
Bu yanlış referans noktasından dolayı yaşanan sapmanın büyüklüğü bölgeden bölgeye farklılık gösteriyor.
Yıllardır yoğun gözlem altyapısına sahip Kuzey Amerika'nın doğu kıyısı ve Batı Avrupa, gerçek değerlere görece yakın sonuçlar vermiş.
Güneydoğu Asya ve pek çok Pasifik içinse tablo çok daha sert:
Düzeltilmiş kıyı yükseklikleri, eski haritalardaki değerlerin bir metreden fazla altında kalıyor.
Bunun nedeni ise Jeoid modellerinin, yerçekimi ölçümlerinin yoğun olduğu yerlerde güvenilir çalışması; Asya, Afrika, Latin Amerika ve Pasifik kıyılarında bu ölçümler çok daha sınırlı.
Deniz seviyelerinin en yanlış hesaplandığı yerler, tam da nüfusun en kalabalık ve kırılganlığın en yüksek olduğu kıyı kesimleri çıkmış.
Daha önce yanlış hesaplamaların ortaya çıktığı çalışmalar olmuş, fakat istisnai olduğu varsayılarak göz ardı edilmiş.
2019'da Mekong Deltası üzerine yapılan bir araştırma, bölgenin ortalama yüksekliğinin eski haritalardaki 2,6 metrenin çok altında, yalnızca 80 santimetre civarında olduğunu göstermiş.
O dönem bölgesel bir istisna gibi geçiştirilen bulgu, şimdiyse düşük kıyılar ve deltalar için küresel ölçekte geçerli bir uyarıya dönüşüyor.
MİLYONLAR RİSK ALTINDA OLDUĞUNU BİLMİYOR
Referans noktası düzeltilip üzerine yaklaşık bir metrelik öngörülen deniz yükselmesi eklendiğinde tablo dramatik biçimde değişiyor.
Deniz seviyesinin altında kalan arazi miktarı eski hesaplamalara göre yüzde 31 ila 37 oranında artıyor.
Nüfusa yansıması daha da sert:
Risk altındaki insan sayısı 77 ile 132 milyon arasına çıkıyor; bu, eski tahminlere kıyasla yüzde 48 ile 68 arasında bir artış anlamına geliyor.
DENİZ SEVİYELERİ TÜRKİYE'DE HIZLA YÜKSELİYOR
Türkiye, kıyı şeridinin büyük bölümünün kayalık ve yüksek olması nedeniyle deniz seviyesi yükselişini iklim risk gündeminin dışında tutmaya devam ediyor.
Ancak Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi'nden Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu'nun 1993-2020 arası uydu verilerini analiz ettiği çalışma farklı bir tablo ortaya koyuyor:
Karadeniz son otuz yılda 10 ila 12 santimetre yükseldi, yıllık yükseliş hızı ise küresel okyanus ortalamasıyla örtüşen 2,5 ila 3 milimetre düzeyinde seyrediyor.
NASA'nın IPCC 6. Değerlendirme Raporu projeksiyonlarına göre deniz seviyesi 2050'ye kadar Antalya'da 22, İzmir'de 20 santimetre yükselecek.
Çukurova Deltası, Gediz ve Büyük Menderes ovaları ile Marmara kıyılarında tehdit daha da somut: yoğun yapılaşma ve tarım arazilerinin deniz seviyesine yakınlığı, ılımlı yükseliş senaryolarında bile orantısız ekonomik kayıplara zemin hazırlıyor.
HER ŞEY YANLIŞ ZEMİN ÜZERİNE KURULMUŞ
Deniz seviyeleri üstüne yapılan çalışmalar, hayatlarımızı sandığımızdan daha çok etkiliyor.
Belediyeler, mühendisler ve sigorta şirketleri kıyı planlamasını büyük ölçüde bu haritalara dayandırıyor.
Deniz duvarlarının yeri, tahliye güzergahları, altyapı yatırımları ve iklim uyum bütçeleri bu değerlendirmelerden besleniyor.
2100 yılına kadar küresel deniz seviyesinin ortalama 28 santimetre ile 1 metre arasında yükselmesi bekleniyor.
Şehir planlarımıza yanlış bir noktadan başladığımız için, deniz seviyeleri yükselene kadar yanlışları düzeltmek için zamanımız daralıyor.
YENİ VERİ SETİ KAMUOYUYLA PAYLAŞILDI
Araştırmacılar iklim bilimi camiasını sarsan sorunu tespit etmekle yetinmedi; arazi yüksekliğini ölçülmüş deniz yüzeyi verileriyle birleştiren, düzeltilmiş kıyı yüksekliği veri setlerini de yayımladı.
Bundan sonra hazırlanacak haritalar bu yeni verilerden beslenebilecek ve tutarlı, doğru bir başlangıç noktasından hareket edebilecek.
Ekip, bilim dünyasında daha büyük skandalların yaşanmaması için akademik dergilerden ve hakemlerden daha sıkı kontrol standartları da talep ediyor.