İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davası kapsamında tutuklanan ve suçlandığı projede hiç görev almayan 26 yaşındaki Yazılım Mühendisi Iraz Bayrak, 6 aydır Silivri Cezaevi'nde cinayet koğuşunda tutuluyor. Aynı suçlamayla yargılanan dönemin daire başkanının itirafçı olup tahliye edilmesi dikkat çekerken; genç kadının cezaevinden annesine yazdığı mektubun sonuna düştüğü "Küçük bir tatil kasabasından sevgiler" notu yaşanan tablonun ağırlığını gözler önüne seriyor.
T24 yazarı Canan Yıldız, bugünkü köşesinde İBB davasında yargılanan en genç isimlerden biri olan 26 yaşındaki Iraz Bayrak'ın hikayesini ve annesi Güner Sarıkaya'nın açıklamalarını kaleme aldı. Yıldız'ın aktardığı bilgilere göre, Beykent Üniversitesi Yazılım Mühendisliği mezunu olan ve 4 yıldır İBB personeli olarak çalışan Bayrak, 'kişisel verileri elde etme, yayma, başkasına verme' suçlamasıyla tutuklandı. 6 aydır Silivri Cezaevi'nde cinayet koğuşunda tutulan Bayrak, suçlamaya konu olan 'İstanbul Senin' projesinde ise hiç görev almadığını ifade etti.
SEKİZ POLİSLE BASKIN VE "KENDİMİ TANITMAK İSTİYORUM" SAVUNMASI
Silivri Cezaevi yerleşkesindeki 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, operasyon ve soruşturma aşamasında hakkında çıkan haberlere karşı yanıt hakkını kullanamadığı için savunmasına "Kendimi tanıtmak istiyorum" diyerek başlayan Bayrak, mahkemede şu ifadeleri kullandı:
"Küçük bir yerde öğretmen çocuğu olarak, hep sorumluluk sahibi ve örnek olması gereken bir bilinçle büyütüldüm. Örneğin, herkes okula saçını salıp gidebilirken siz örnek olmanız gerektiği için gidemezsiniz."
Sabah işe gitmeye hazırlanırken sekiz polisin evine yaptığı baskınla gözaltına alınan Bayrak, o anları mahkeme heyetine şu sözlerle aktardı:
"Ben kardeşimle yaşıyorum, kardeşim burada üniversiteyi kazandı, evimize de yeni taşınmıştık. Yani benim taşınma kolilerim polislerle birlikte açıldı. Ben fark ettiniz mi bilmiyorum ama kimlik tespiti sırasında adresimi kâğıttan okudum; bilmiyorum çünkü adresimi ezbere, oturmak nasip olmadı evimde. Bir kahvaltı bile henüz etmiş değilim."
CİNAYET KOĞUŞUNDAN GELEN MEKTUP: KÜÇÜK BİR TATİL KASABASINDAN SEVGİLER
Bursa Gemlik'te büyüyen Bayrak'ın annesi, 20 yıllık eğitim yöneticisi ve öğretmen Güner Sarıkaya, T24'ten Canan Yıldız'a kızının yaşamını ve cezaevi sürecini anlattı. Kızının lise yıllarında kendi görev yaptığı okulda okuduğunu belirten Sarıkaya, "Hani savunmasında dedi ya 'saçını bile salamazsın' diye… Çünkü 'sen Güner Hoca'nın kızısın, saçını salarsan diğerleri de salar' diyerek büyüttüm. Kuralcılığım bazen çok beni üzmüştür" ifadelerini kullandı.
Kızının akranları eğlenirken Darülaceze'de yaşlılara kitap okuduğunu, çocuk onkolojisinde çocuklarla ilgilendiğini belirten Sarıkaya, cezaevindeki günlerine dair şu bilgileri verdi:
"Koğuştakilerin hikâyesi bile onun hikâyesi haline geldi. Birine okuma yazma öğretti, birini üniversiteye hazırlıyor. Koğuştaki bir arkadaşının yeğeninin geçen hafta nişanı varmış 'Anneciğim mutlaka çiçek gönderir misin?', birinin kahve makinesi yok, 'Anneciğim kahve makinesi alır mısın?' diyen bir çocuk."
Üniversiteden mezun olduktan sonra Gemlik'e benzediği için Silivri'ye yerleşmek isteyen kızına o dönem izin vermediklerini söyleyen anne Sarıkaya, kızının gönderdiği mektuba dair şu detayı paylaştı:
"Çocuğum şimdi Silivri'de. Geçen mektubunu şöyle bitirmiş. Küçük bir tatil kasabasından sevgiler. Düşünebiliyor musunuz? Cinayet koğuşunda kalıyor benim çocuğum ve küçük bir tatil kasabasından sevgiler diye yazıyor. Ne diyelim bu çocuğa, en fazla saygı duyarım."
"KIZIMA ADINI YILANLARIN ÖCÜ ESERİNDEN ETKİLENEREK KOYDUM"
Kızının mahkemedeki dik duruşundan bahseden Güner Sarıkaya, Iraz isminin kaynağını ve hissettiklerini şu sözlerle ifade etti:
"Kızım savunmasının sonunda ben hâlâ Iraz'ım dedi. Gerçekten Iraz o… Adını Fakir Baykurt'un 'Yılanların Öcü' eserinden etkilenerek koydum. Dedim ki onurlu, bilge, ayakları yere sağlam basan, Anadolu kadını gibi yiğit bir kadın olsun benim kızım. Ama bedelini bu kadar ağır ödeyeceğini bilmiyordum."
Sarıkaya, kızının durumuna ilişkin tepkisini ise şu cümlelerle dile getirdi:
"Çocuğumun olmayan bir suçu ispatlamak için bu kadar çaba sarf etmesi beni çok yaralıyor. Çok gurur duyuyorsun çocuğunun dik duruşuyla. Bir kere gözyaşı dökmedi, dimdik ayakta. Bir şey yapmadı. Ama ben gideceğim o burada kalacak. Anne kız öyledir, gıybet saatlerimiz vardı bizim. Bir şey oluyor acil anlatmam lazım deyip telefonu alıyorum elime Iraz'ı aramak için ama anlatamıyorsunuz. Bunlar çok zoruma gidiyor. Biz hiç bu kadar ayrı kalmadık. Herkes diyor ki çok güçlü bir çocuk olarak çıkacak. Iraz zaten güçlü ki… Bu kadar ağır ödemek zorunda değildi ki… Çok güçlü olmasını istemiyorum çocuğumun, mutlu olmasını istiyorum. Kadınlar neden güçlü olmak zorunda bırakılıyor ki!. Evimin deniz manzarası var. Iraz'la gece yarılarına kadar denize bakarak sohbetler ederdik. O balkonda oturamıyorum şimdi. Onsuz olmuyor."
AYAKKABI ALTINA YAZILAN İSİMLER VE DAVADAKİ 'İTİRAFÇI' ÇELİŞKİSİ
Yıldız yazıda davanın hukuki boyutundaki çelişkilere de yer verdi. Geçtiğimiz hafta davada yargılanan 18 kişi tahliye edildi. Tahliye edilenler arasında yer alan Ekrem İmamoğlu'nun özel kalem müdürü ve Iraz Bayrak'ın koğuş arkadaşı Kadriye Kasapoğlu, tahliye kararı sonrası koğuşa döndüğünde, bir cezaevi geleneği olarak ayakkabısının altına Iraz Bayrak da dahil olmak üzere diğer tutuklu kadınların ismini yazdırdı.
Öte yandan, davada Iraz Bayrak ve diğer birçok ismin suçlandığı iddialarla ilgili kritik bir bilgi bulunuyor. İdari amirleri olan dönemin İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner de aynı suçla yargılandı. Ancak Özgüner, itirafçı olmasının ardından tahliye edildi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in "İBB davası borsası kuruldu" diyerek Hakimler ve Savcılar Kurulu'na (HSK) şikâyette bulunacağını duyurduğu avukat Mehmet Yıldırım'ın, itirafçı olarak tahliye edilen Naim Erol Özgüner'in avukatı olduğu ortaya çıktı. İdari amir tahliye edilirken, projede hiç çalışmadığını ifade eden 26 yaşındaki Iraz Bayrak'ın tutukluluğu cinayet koğuşunda devam ediyor.