Altan kardeşler ve Ilıcak'a tahliye

FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün medya yapılanmasına ilişkin davada, Mehmet Altan'ın beraatine karar verildi. Nazlı Ilıcak 8 yıl 9 ay ceza alırken; Ahmet Altan ise 10 yıl 6 ay ceza aldı. Üçü de adli kontrol şartıyla tahliye edilecek.

İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, savcı celse arasında verdiği mütalaasını tekrar ederek, tutuklu sanıklar Nazlı IIıcak ve Ahmet Altan hakkında “Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte FETÖ/ PDY silahlı terör örgütüne bilerek isteyerek yardım etmek” suçundan alt sınırdan uzaklaşılarak 5 yıldan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını talep etti. Tutuksuz sanık Mehmet Altan hakkında ise beraat verilmesi talep edildi. Mütalaada diğer sanıklar Tuğrul Özşengül, Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek’in ise “örgüt üyeliği” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi istendi.

Nazlı Ilıcak: Beraat kararı vermezseniz dahi tahliyemi talep ediyorum

Savunmasına başlayan ve halen tutuklu olan Nazlı Ilıcak, “Sanki üç yıl boyunca yargılanmamışız gibi ilk mütalaadaki iddialar tekrar edilmiş” gibi dedi. Ilıcak şu sözlerle devam etti:

“Özgür Bugün diye bir gazetede çalıştığım iddia edilmiş, öyle bir gazete yok. Bugün gazetesinde çalıştım.Türkiye’de çok sayıda darbe oldu, ilk defa “darbenin medya kolu” diye bir icat çıkarıldı. Birbirini tanımayan insanlar “darbenin medya kolu”nda yer aldı. Bir başka icat da ‘üye olmamakla birlikte bilerek yardım’ maddesinin gazetecilere uygulanmasıdır. Sırrı Süreyya Önder ve akademisyenler ‘propaganda’dan yargılandılar ve AYM ihlal kararı verdi. Mehmet Altan’la bana yöneltilen bazı iddialar örtüşmektedir. Onun için beraat talep edilirken, çıktığımız program benim için suçlama talebi yapılırsa eşitlik ilkesi zedelenmiş olur. Darbenin kurmaca olduğu tezine karşı geliyorum, kenetlenme çağrısında bulunuyorum. Oysa Yargıtay darbeye ‘tiyatro’ denmesini bile eleştiri kabul etti. Eren Erdem’in tahliyesiyle 220/7’den tutuklu yargılanan kalmadı. Ben ‘bilerek, isteyerek’ bir yardım suçu işlemedim, dolayısıyla beraatimi talep ediyorum. Beraat kararı vermezseniz dahi tahliyemi talep ediyorum.”

Özşengül: Hiçbir yazımda örgütü savunmadım

Nazlı Ilıcak’ın savunmasının ardından sanıklardan Şükrü Tuğrul Özşengül tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden SEGBİS’le bağlanarak savunmasını yaptı. Özşengül şunları söyledi:

“Hakkımızda yeterli delil olsaydı zorlama delillere ihtiyaç duyulmazdı. Hiçbir yazımda örgütü övücü, destekleyici, savunucu hiçbir söylemim olmamıştır. Bırakın bunları sempatim bile olmamıştır. Kurumlarla bağım nedeniyle öğrencilerin suçlanmasını eleştirdim. Yanlışa yanlış demek FETÖ ile aynı safta olmak anlamına gelmez. Ben de bunu yaptım, vicdanımın sesini dinledim. Anayasa’nın bana tanıdığı fikir ve ifade özgürlüğümü kullandım. 28 gün hiçbir işlem yapılmadan nezarethanede kaldım. 28 gün sonunda çıkarıldığım hakimlikte 5 dakikada tutuklandım. Sanki savunmam hiç alınmamış gibi iddianameye bağlı kalınarak hakkımda hüküm kurulmuştur. Bir suçtan cezalandırılmanın temel koşulu, suçun kuşkuya yer bırakmayan kesin ve açık bir ispata dayanmasıdır. Dosyada makul şüphe bile oluşturmayacak konular, iftiraya dönüşmüştür.”

Özşengül: Mütalaa değil, iftira

Mahkeme Başkanı, sağlık kurulunun, Özşengül’ün rahatsızlığının tutukluluğuna engel oluşturmayacağına dair raporunu okudu.

Özşengül ise tahliye olmak gibi bir ısrarının olmadığını belirterek şunları söyledi:

“Bir takım sözlerimin cımbızlanarak suçlama yapılmasının adı mütalaa değil, iftira olur. Bu iftirayı yapanların da benim verdiğim vergilerimle maaş alan memurlar olmasına üzülüyorum. Benim yazdığım yazılar, bugün gazetelerde yazılanların yanında leblebi çekirdek. İnsanlar neler yazıyor. Demek ki benim fiilim değil, ben cezalandırılıyorum. Kendimi medeni bir şekilde savunuyorum. Yolsuzluk, hırsızlık yapmadım. Tam tersine on binlerce insan yetiştirdim. Kimse beni ‘vatan haini’, ‘terörist’ olmakla suçlayamaz. Samanyolu TV’de program yaptım. Kimsenin cemaatinden değilim. Gocunacak bir tarafım yok. Sitemlerimin arkasında “teröristlik” değil vatanperverlik var”

Hakkındaki iddiaların “iftira” olduğunu tekrarlayan Özşengül beraatini talep ederek savunmasını tamamladı. Duruşma verilen aranın ardından 13.15’te yeniden başladı.

Ahmet Altan: Hukuki bir metin değil, acıklı bir kıvranma

SEGBİS aracılığıyla savunma yapan tutuklu sanıklardan Ahmet Altan, hazırladığı sekiz sayfalık savunmasını okudu. Savcının, kendisi hakkında, “15 Temmuz’daki darbenin gerçekleşeceğini beyan ettiği” yönünde iddiada bulunduğunu belirten Altan, “Böyle bir beyanım yok ve bu dosyada böyle bir beyanda bulunduğumun bir belgesi de bulunmuyor. Savcıya göre, birisi darbenin olacağını biliyorsa mutlaka darbecilerle eylem birliği içindedir. Demek ki savcı bu darbe ihtimalini görüyor ve biliyormuş” dedi.

Altan savunmasına şöyle devam etti:

“Bu bir hukuki metin değil, bu hapse atılması için adı daha önceden listeye yazılan birini hapiste tutabilmek için yazılmış acıklı bir kıvranma. Bu mütalaaya dayanarak hiç kimseyi hukuki bir biçimde hapiste tutamazsınız. Ben, bugüne kadar söylediğim her sözün ve yazdığım her yazının arkasındayım. Beni hapiste tutmak istiyorsanız istediğiniz kadar tutabilirsiniz. Hapishane beni korkutmaz.”

Tutuksuz sanık Mehmet Altan da hakkındaki Anayasa Mahkemesi Genel Kurul kararının, Anayasa’nın 153. maddesi gereği herkesi bağladığını ifade savunarak, “Bu celsede karar verilmemesi, bir şekilde duruşmanın ertelenmesi gibi bir durum olursa benim beraatıma her koşulda bu duruşmada karar verilmesi de taleplerim arasındadır” ifadelerini kullandı.

Ilıcak: 75 yaş düzenlemesi getirilecek

Savunmaların alınmasının ardından davaya ilişkin nihai karar verileceği belirtilerek sanıklara son sözleri soruldu.

Ahmet Altan, “Hukuka uyulmasını istiyorum” derken, Mehmet Altan, “Yargıtay gereğince beraatimi istiyorum” şeklinde konuştu.

Nazlı Ilıcak da, “Örgüte yardım suçlamasıyla yargılanan tüm gazetecilerin ya tutuksuz yargılandıklarını ya da tahliye edildiklerini hatırlatıyorum. İktidarın 75 yaş için bir düzenleme getireceğini de belirtmek istiyorum. Hiç değilse tahliyeme karar vermenizi istiyorum” dedi.

Diğer tutuklu sanıklar da beraat ve tahliyelerini istediler.

Mahkeme heyeti, nihai kararını açıklamak üzere duruşmaya ara verdi. Ara sonrasında Mehmet Altan hakkında beraat kararı açıkklandı. Mahkeme, Nazlı Ilıcak’ın ‘FETÖ terör örgütüne yardım etmek’ suçundan 8 yıl 9 ay hapisle cezalandırılmasına ve adli kontrolle tahliyesine, Ahmet Altan’ın da ‘örgüte yardım’ suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasına ve tahliyesine karar verdiğini açıkladı.

Ne olmuştu?

Altan kardeşler ve Nazlı Ilıcak FETÖ'nün medya yapılanmasına yönelik operasyonlarda gözaltına alınmış, bununla birlikte Altan kardeşlerin darbe girişimini önceden bildikleri ve bu konuda 'subliminal mesajlar' verdikleri iddia edilmişti.

Altan kardeşler ile Nazlı Ilıcak hakkında “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya çalışmak”, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya çalışmak” ve “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ortadan kaldırmaya çalışmaktan dava açılmıştı.

Dava kapsamında Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak ve Mehmet Altan hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş fakat karar Yargıtay tarafından bozulmuştu.

Yargıtay'ın bozma kararının ardından Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak tutuklu Mehmet Altan ise ise tutuksuz yargılanıyordu.

Cumhuriyet savcısı, sanıklar Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak'ın, "terör örgütüne yardım etmek" suçundan 5 yıldan 10'ar yıla kadar hapsini, tutuksuz sanık Mehmet Altan'ın ise beraatini istemişti.

Türkiye Haberleri