CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, basın toplantısının başında 17 milyon emeklinin yaşadığı ekonomik sıkıntılara değindi. İktidarın emekliye yaptığı artışı eleştiren Emir, şu ifadeleri kullandı
"17 milyon emeklimiz bizzat yaşıyor. Yoksulluğu, sefaleti yaşıyor. Geçen ay 1.000 lira vermek için, harçlık denemeyecek bir parayı vermek için Meclis'e geldiler. Meclis'te çalışmalar yapıldı. Biz nöbetler tuttuk, anımsayacaksınız. Ve utanmadan, sıkılmadan emekliye 1.000 lira zam verdiler, en düşük emekli maaşını 20.000 lira yaptılar. Bununla da övündüler, hep birlikte seyrettik."
Düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdıklarını belirten Emir, "Başta 'Sosyal Devlettir' niteliği 2. maddesi olmak üzere, Anayasamızın birçok hükmüne aykırı olan bu düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi'nin önüne götürdük. Anayasa Mahkemesi bugün bir karar verdi ve bizim dilekçemizi kabul etti. Dilekçemizde biz; 'Yürütmeyi durdurun, bu kanamayı durdurun, acilen müdahale edin, emeklilerin durumu zor, bunun uygulanmasında telafisi güç sonuçlar oluşacaktır. Emeklinin gözü Meclis'te, Meclis'ten beklediğini alamadı Anayasa Mahkemesi'nde' dedik. Ama Anayasa Mahkemesi maalesef oralı olmadı. Bizim yürütmeyi durdurma talebimizi ve esastan görüşmeyi ileride görüşecek. Peki ne zaman? Bilmiyoruz. Anayasa Mahkemesi'ne sesleniyoruz: 17 milyon emekli, bunların bakmakla yükümlü oldukları çocukları, eşleri; milyonlarca insan 20.000 liralık bir aylık gelire mahkum edilmiş. Biz önünüzde bir dilekçe var, Anayasa bilen, Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal bir hukuk devleti olduğuna inanmış bir Anayasa Mahkemesi'nin bu başvuruyu ivedilikle görüşmesi ve ivedilikle yürütmeyi durdurma kararı vermesi beklenirdi. Bu karar gerçekleşmemiştir. Ama tüm milletimize söz veriyoruz, başta emeklilerimize söz veriyoruz ki biz bu davanın takipçisi olacağız. Emekliler hakkını alana kadar onların yanındayız, mücadelelerinin de arkasındayız" dedi.
"SİYASETİN EMİR KULU OLMUŞ"
CHP Gençlik Kolları Başkanı Cem Aydın’a verilen hapis cezasına değinen Emir, Akın Gürlek’in yargı geçmişine dair sert açıklamalarda bulundu:
"Cem Aydın; bizim Gençlik Kolları Başkanımız, bugün 1 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. Suçu ne Cem Aydın'ın? Bizim Gençlik Kollarımız 'Akın Gürlek Kimdir?' diye bir video hazırlamış. Ne var bunda? Akın Gürlek dediğiniz kişi Türkiye'nin gündeminde, İstanbul'un gündeminde. İstanbul'da hukuku katletmiş, İstanbul'da bizim seçilmiş belediye başkanlarımızı delilsiz, isnatsız, iddiasız cezaevine koymuş, bir yıldır cezaevinde tutuyor. Siyasetle gelmiş, siyaset yapmış, siyasetin emir kulu olmuş, şimdi gelmiş Adalet Bakanı olarak tekrar siyaset yapacak ve bu kişinin kim olduğunu açıklayacak 1 dakikalık bir video kaydına tahammül edemiyorlar."
Emir, yargı bağımsızlığı tartışmalarına ilişkin ise şunları söyledi:
"Biz 'Akın Gürlek siyasetçidir, ondan Başsavcı olmaz; onun başsavcılık yaptığı bir ülkede, bir şehirde adalet olmaz' dedikçe, 'İstanbul'da ne yaptıysa Türkiye'de de aynısını yapsın' diye şimdi Adalet Bakanı yaptılar. Aynı siyasete devam edecekler, aynı düşman hukukuna devam edecekler, aynı siyasi operasyonlara devam edecekler ve utanmadan, sıkılmadan içinde 'hukuk var' diyecekler, 'adalet var' diyecekler, 'bağımsız yargı' diyecekler. Bağımsız yargı değil mi? Tam bir palavra. Bağımsız yargının teminatı nedir? Anayasamızda HSK'dır. HSK'nın başkanı kim şimdi? Akın Gürlek. Biz defalarca dava etmişiz, HSK'ya şikayet etmişiz, 'Bunlar siyasi davalar, Bursa Başsavcısı görevi kötüye kullanıyor' demişiz; şimdi bizim başvurularımızı denetleyecek, inceleyecek kurumun başında, bütün hakim ve savcıların başında Akın Gürlek var. Sonra da döneceksiniz, bağımsız yargı diyeceksiniz. Siyasetçi siyaset yapar, Başsavcı başsavcılık yapar. Bakan Yardımcısı siyasetçi, Başsavcı siyasetçi, Bakan siyasetçi... Cumhurbaşkanının bütün atamaları siyasi ve buradan aslında tespiti doğru yapmak zorundayız. Türkiye'de rejimin temel kolonlarına ağır bir saldırı gerçekleştirilmektedir. Bu saldırının baş mimarı Recep Tayyip Erdoğan'dır. Rejim değiştirilmek istenmiştir. 2017 Anayasa değişikliği ile 'tek adam rejimi' Türkiye'ye dayatılmıştır ama şimdi giderek daha fazla ete kemiğe büründürülmekte ve demokrasimizden kalan son kırıntılar da yok edilmektedir."
"MECLİS KÜRSÜSÜNÜ AKP GRUBU İŞGAL ETMİŞTİR"
Genel Kurul’da yaşanan gerginliği ve yemin sürecini anlatan Murat Emir, Meclis Başkanı’nın tutumunu eleştirdi:
"Dünkü görüntüleri hepiniz gördünüz. Herkesin gözü önünde oldu. Herkes seyretti. Kameralar çekti. Ama yine büyük bir algı operasyonu, yine bir yalan balonu... Şaşırmamak mümkün değil. Pişkinliğin bu kadarı. Anayasaya aykırı diyoruz, bu kişi hala Başsavcı diyoruz. Başsavcılık sıfatı olan bir kişi, Başsavcılık görevinden çekilmeden Adalet Bakanı olamaz. Genel Kurul'da bu yemini edemez. Genel Kurul'da Anayasa bu kadar açıkça çiğnenemez diyoruz ve biz Genel Kurul'da muhalefet yapma hakkımızı kullanıyoruz. İç tüzükten kaynaklanan hakkımızı kullanıyoruz. Ben Grup Başkanvekili olarak söz kullanıyorum; Anayasaya aykırı olduğunu, böyle bir kişinin bu makama getirilemeyeceğini, Başsavcılıktaki yaptığı işlemlerin hepsinin siyasi olduğunu, hala Başsavcılık görevinin devam ettiğini, şu anda Adalet Bakanlığı görevine o görevi dolayısıyla, oradaki işlem tamamlanmadan atanamayacağını söylüyorum. Meclis Başkanı bir tasarrufta bulunuyor; 'Usul tartışması açın' diyorum, 'Anayasaya aykırı işlem yapıyorsunuz' diyorum, 'Açmam' diyor. Ben de elimde Anayasa kitapçığıyla Sayın Meclis Başkanı'na doğru yürüyorum anlatmak üzere."
Emir, kürsü işgali iddialarına karşılık şunları kaydetti:
"Parlamentoyu bilenler bunun her gün Genel Kurul salonunda defalarca gerçekleşeceğini bilirler. Aynısı gerçekleşti. Bugün de olacak aynısı. Kavga çıkaracağız demiyorum; yine bir konuda herhangi bir grup başkanvekili anlaşamazsa, bir iddiası varsa, sözünü söyleyemiyorsa, söz hakkı kesilmişse Meclis Başkanı'na gider, saygıyla durumu arz eder. Biz bunu hep yapıyoruz ve yapacağız. Ama ben elimde Anayasa kitapçığı, Meclis Başkanvekili'ne gidip de konuyu arz etmeye çalışırken önümü kestiler ve kürsü işgali yaptılar. Kürsü işgalini yapan AKP grubu. Kürsü işgalini yapan AKP grubu! Duymayan, görmeyen varsa bir daha görüsün. Meclis Başkanı'nı dinledim şimdi, şaşırdım. Şaşırdım, şaşkınım. Meclis Başkanı, Meclis kürsüsünü işgal edenin AKP grubu olduğunu görmemiş mi? Duymamış mı? Bakmamış mı tutanaklara? Nasıl olur böyle bir şey? 'Bu efendim demokrasi açısından kabul edilemezmiş.' Demokrasi açısından, 14 ay İstanbul'da görev yapıp, 16 seçilmiş belediye başkanını, başta bizim cumhurbaşkanı adayımızı hiçbir somut delil olmaksızın tutuklamakla siyasi operasyon yapmak demokrasiye sığıyor mu Sayın Meclis Başkanı? Bununla ilgili söyleyecek tek kelimen var mı senin? Türkiye'de 'demokrasi' diyorsun, 'barış' diyorsun, 'komisyon' diyorsun... Biz de oradayız, evet. Ama ağzınızdan bir kere de 'İstanbul'da yapılanlar yanlıştır' deyin ya, bir kere deyin!"
Zeydan Karalar ve Adana örneğini de hatırlatan Emir,
"Zeydan Karalar, 8 ay hapiste tuttunuz. Defalarca söyledim, her yerde söyledim, sizin yüzünüze de söyledim. Zeydan Karalar hakkında hiçbir delil yok dedim. Ben dedim Zeydan Karalar'ı ziyarete gittiğimde ak saçlarından utanıyorum, ben utanıyorum Zeydan Karalar'a yapılandan, siz utanmıyor musunuz dedim. Bu demokrasiye uygun muydunuz? Adana'nın seçtiği belediye başkanını 8 ay içeride tutup sonra tahliye ettiğiniz zaman demokrasiye yakıştı mı? Sizin buna söyleyecek hiçbir şeyiniz yok mu? Bunların hepsi Akın Gürlek'in marifeti değil mi? Bütün bunlar Akın Gürlek'in siyasi operasyon yaptığının kanıtı değil mi? O Akın Gürlek Meclis'e gelip her şey olağanmış gibi, her şey normalmiş gibi nasıl yemin edebilir? Bunlar demokrasiye uyar mı? Bunlar bağımsız yargıya uyar mı? Bunlar Meclis'in mehabetine uyar mı? Bunlar Anayasaya uyar mı Sayın Meclis Başkanı? Elbette uymaz, elbette uymaz. Bu kadar taraflı, bu kadar antidemokratik ve bu kadar Meclis'i hiçe sayan bir tutumu asla kabul etmediğimizi ifade etmek isterim" dedi.
"UYUŞTURUCU SORUŞTURMASINDA ADI GEÇEN KİŞİ BASIN DANIŞMANI OLDU"
Akın Gürlek’in basın danışmanı olarak atanan Furkan Torlak hakkında da konuşan Emir, "Bakın, Furkan Torlak niye geliyor? Niye Akın Gürlek daha gelirken Furkan Torlak'ı basın danışmanı yapıyor? Açıkça söyleyelim; Furkan Torlak sabıkalı birisi. Uyuşturucu sabıkasını söylemiyorum. Uyuşturucu operasyonundaki soruşturmada, yani Akın Gürlek'in yürüttüğü soruşturmada adının geçmesini söylemiyorum. Ama Furkan Torlak daha önce Ankara Büyükşehir Belediyesi'ndeki bu konser harcamalarını dezenformasyon merkezinde görevliyken aldı, hazırladı, nokta virgülle geçti. 'Ben bunu yargıdaki önemli kaynaklardan aldım' dedi, bütün basına geçti, algı operasyonu yaptı, hepiniz gördünüz. Şimdi diyor ki: 'Aracıları kaldıralım, aracı olmasın. Nasılsa biz dezenformasyon yapacağız, nasılsa algı operasyonu yapacağız, nasılsa birilerini peşinen karalayacağız, nasılsa algılar yaratacağız. Nasılsa bunları yapacağımız için hiç olmazsa bunu yapacak kişi yanımızda basın danışmanımız olsun' diyor. Bir algı operasyoncusunu, kendi yürüttüğü uyuşturucu soruşturmasında adı karıştığı için istifa ettirdikleri kişiyi şimdi basın danışmanı yapmışlar. Böyle bakana böyle basın danışmanı yakışır zaten" ifadelerini kullandı.
"TUTANAKTA YEMİN YOK"
Yemin töreninin tutanaklardaki yerini belgelerle açıklayan Emir, törenin usulsüz olduğunu savundu:
"Değerli arkadaşlar, dünkü yemin gerçekleşmemiştir. Keşke Meclis Başkanı buna da birkaç bir şey söyleseydi. Böyle bir yemin olmaz. Yeminin Anayasada ve İçtüzükte yeri açıktır. Böyle bir yemin olmaz. Bakın, yemin duyulmamıştır. Yemin zorlamayla yapılmıştır. Genel Kurul'un mehabetine uyulmamıştır. Kürsü işgal edilerek yapılmıştır. Ve yemin tutanaklara geçmemiştir. Efendim şunu diyebilirsiniz; 'Ya tutanağa geçse ne olacak, geçmese ne olacak? Kim duydu?' Kim duydu? Meclis Başkanı mı? Yandaş medya mı? Kürsüyü AKP'nin işgal ettiğini görmeyen, duymayanlar o yemini nasıl duydular? Ben tutanağa bakarım, tutanağa bakarım. Tutanakta yok!"
Emir, 2023 yılındaki tutanaklarla karşılaştırma yaparak şunları ekledi:
"Bakın, 2023'teki 7 Haziran tutanaklarda; hepsinde tutanağa geçmiş yeminler. Hatta Vedat Bilgin başta selamlama yapıyor, sonrasında o zamanki grup başkanımız, şimdiki Genel Başkanımız Özgür Özel kalkıyor 'Bu yemin geçersizdir' diyor, bu nedenle Vedat Bilgin bir yemin daha etmek zorunda kalıyor; sadece başta Genel Kurulu selamlamış olduğu için. Ya Meclis ciddidir, bu işler ciddi yapılır. Yani siz önemsemeyebilirsiniz ama bizim bir iç tüzüğümüz var. Siz her gün çiğneyebilirsiniz ama bizim bir Anayasayanız var. Ve bu Anayasaya uyacaksınız, isteseniz de istemeseniz de. İşte dünkü tutanak; yemin falan yok. Tutanakta diyor ki: 'Akın Gürlek and içmeye başladı.' E ne dedi? Ne dedi? E sonra: 'Akın Gürlek and içmeye devam etti.' Ne dedi? Belli değil. Sonra Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ: 'Hayırlı olsun' dedi. İşte, işte tutanak arkadaşlar. Bu tutanakla kimse yemin etmiş sayılamaz. Türkiye Cumhuriyeti Muz Cumhuriyeti değildir. Herkesi bu konuda duyarlı davranmaya ve demokrasiyi daha fazla hırpalamamaya davet ediyorum."
Murat Emir, gazetecilerin sorularına yönelik olarak Cumhuriyet Halk Partisi adına şu yanıtları verdi:
Ayrışma iddiası:
Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu birdir, bütündür ve tüm milletvekillerimiz bizim en ufak bir tereddüt göstermeden kararlılığımızı ve cesaretimizi gösterirler, dün de gösterdiler. Dün Meclis kürsüsünü işgal etmek üzere kimin hazırlıklı olduğunu, kimlerin oraya bindirilmiş kıtaları oturttuğunu, kimlerin hangi bölgelere kendi milletvekillerini saldığını ve Genel Kurul salonunu nasıl terörize ettiğini görüntülere bakan ve şu kadar vicdanı olan herkes gördü. O yüzden kimse Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde bir ayrışma görüntüsü yaratmaya kalkmasın.
Diğer bakanların yeminleri:
Geçiyor tabii. Gösterdim ben size. Bakın, bunu paylaşalım arkadaşlar. Vedat Bilgin'in bakın şöyle daha ayrıntılı söyleyeyim; diyor ki: 'Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, yemin törenine başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum' dediği için tekrar tekrarlatılıyor yemin. Sadece bunun için. Var tabii, yani şöyle; 'Devletin varlığı, bağımsızlığı, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü...' diye başlayan. Burada, biz bunu paylaşalım arkadaşlar basınla."
Görüşmeler:
Ali Mahir Bey benim hem çok yakın arkadaşım hem de mevkidaşım. Biz böyle kritik günlerde, nöbetçi grup başkanvekili bendim ama diğer grup başkanvekilleri de Genel Kurul çalışmalarına katılırlar zor günlerde. Ali Mahir Bey'in de orada, orada olması son derece değerliydi. Ali Mahir Bey ile ilgili olarak oradaki diyalog sırasında ben orada yokum. Ama ben genel değerlendirme yapmak istiyorum. Bakınız, orada biz özellikle Akın Gürlek'in Adalet Bakanı atanmasının demokratik hukuk devletine bir meydan okuma olarak olduğunu, Anayasaya aykırı olduğunu, iç tüzüğün ihlal edildiğini ve bu dayatmayı Meclis'in kabul etmeyeceğini vurguluyoruz. Biz bunu Genel Kurul'da vurguluyoruz, basının önünde vurguluyoruz, Türkiye'nin her yerinde vatandaşlarımız rahatsız; arkadaki görüşmelerde de söylüyoruz. Bir kısım görüşmeyi biz yaptık Ali Mahir Bey ile ve hiçbir şekilde biz bu dayatmayı kabul etmeyeceğimizi ısrarla söyledik. Burada bir çarpıtmaya, bir böyle dezenformasyon yapmaya, bir bulanıklık yapmaya gerek yok. Biz sürecin hiçbir yerinde bu dayatmayı kabul etmeyeceğimizi, bu atamanın Anayasaya aykırı olduğunu ve bu şekilde yemin edilmesinin Anayasayı çiğnemek olacağını söyledik. Daha fazlası yok. Dolayısıyla da yani kendilerince Akın Gürlek'i savunamıyorlar, Akın Gürlek'in Adalet Bakanı atanmasını savunamıyorlar. Akın Gürlek'in Adalet Bakanı atanmış olmasının, yani siyasi bir kimliğe tekrar büründürülmüş olmasının aslında İstanbul'daki 14 aylık o operasyonun tamamen siyasi olduğunun itirafı olduğunu kabul etmek ve söylemek istemiyorlar, olayı magazinleştiriyorlar. İşin magazinine bakmasınlar. Burada Cumhuriyet Halk Partisi grup başkanvekilleriyle, grubuyla, Genel Başkanıyla nettir, açıktır ve tavrını herkes görmüştür; tüm muhataplarımız görmeleri gereken yerde de aynı tavrı görmüşlerdir ve görecekler."
Yeni bakanların tepkisi:
Ben onlara bakmadım bile. Ha 'arka tarafta mı' diyorsunuz? Oturup bakanlarla bir konuşmuşluğumuz yok bizim. Yani daha fazla bir ayrıntıya gerek yok arkadaşlar. Arkaya gideriz muhataplarımızla görüşürüz; muhataplarımız bize bir şey söyler, biz onlara bir şey söyleriz. Ve bunu ilk defa yapmıyoruz, her bir Genel Kurul çalışmasında öncesinde ve defalarca yaparız. Bakın şimdi birazdan ben Danışma Kurulu'na gideceğim bütün grup başkanvekilleri, Meclis Başkanvekili'nin başkanlığında bugün nasıl planlayacağımızı konuşacağız; bunu her gün yapıyoruz.
Milletvekillerinin sağlık durumu:
"Hiçbir sorun yok arkadaşlar, hiçbir sorun yok; siz AKP'li milletvekillerinin sağlık durumuna bakın."
Kürsü işgali ve AKP'nin iddiası:
"Zaten kameralara bakarsanız açıkça görürsünüz. AK Partililer geliyorlar, beni engellemeye çalışıyorlar Meclis Başkanı'na gitmemi ve onların gelmesiyle tabii ki bizim arkadaşlar da beni korumak üzere arkamdan geliyorlar. Biz AK Partililerin o kadar güvenilmeyecek insanlar olduklarını gayet iyi biliriz. Dolayısıyla biz ne yapacağımızı onlara önceden söylemediğimiz gibi onların sonrasında söylenmemiş sözleri söylenmiş gibi söyleyeceğini de çok iyi biliriz."