İstanbul’da son haftalarda etkili olan yağmur ve yüksek kesimlerdeki kar erimeleri, barajlara su girişini artırdı. Ancak aylardır süren yağış eksikliği nedeniyle baraj rezervlerinde büyük bir sıçrama yaşanmadı. Seviyelerde kademeli bir artış gözlense de genel tablonun hala temkinli seyrettiği görüldü.
27 Şubat 2026 tarihli İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, baraj doluluk oranları kritik seviyelere yakın. Kısa vadeli yükselişler olumlu karşılanırken, uzmanlar birçok barajın hala ideal doluluk seviyesinin altında bulunduğunu açıkladı.
Uzmanlar, İstanbul’un su güvenliği açısından kalıcı rahatlamanın ancak düzenli ve sürekli yağışlarla mümkün olacağını vurguladı. Aksi takdirde mevcut artış sınırlı kalabilir ve yaz aylarına girerken planlı su yönetimi kritik önem taşıyor.
İSTANBUL BARAJLARINDA SU SEVİYESİ KADEMELİ ARTIŞ GÖSTERİYOR
İstanbul’da son günlerde etkili olan yağmur ve yüksek kesimlerdeki kar erimeleri, baraj doluluk oranlarını kademeli olarak yükseltti. 25 Şubat’ta yüzde 43,7 olan doluluk oranı, 26 Şubat’ta 44,01’e, 27 Şubat’ta ise 44,04 seviyesine ulaştı.
İSKİ verileri, barajlardaki bu artışın temkinli ve kademeli bir seyir izlediğini ortaya koydu. Uzmanlar, kısa süreli yükselişlerin olumlu olsa da İstanbul’un su güvenliği açısından düzenli ve sürekli yağışların kritik önem taşıdığını belirtti.
Bu tablo, şehrin su rezervlerinin genel durumu ve planlı su yönetiminin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
İSTANBUL BARAJLARINDA DOLULUK 14 GÜNDE HIZLA YÜKSELDİ, UZMANLAR UYARDI
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verileri, şehirdeki baraj doluluk oranlarının son 14 gün içinde belirgin biçimde yükseldiğini ortaya koydu. 14 Şubat’ta yüzde 38,17 olan doluluk oranı, 27 Şubat itibarıyla yüzde 44,4’e ulaştı.
Uzmanlar, bu kısa süreli artışın son yağışların baraj rezervlerine yansımasıyla gerçekleştiğini belirtti. Ancak kalıcı su güvenliği ve İstanbul’un içme suyu planlaması açısından, düzenli ve mevsim normallerine uygun yağışların devam etmesinin kritik önem taşıdığı vurgulandı.
UZMANLARDAN KRİTİK UYARI: İLKBAHAR BOYUNCA DÜZENLİ YAĞIŞ ŞART
İstanbul’da kış aylarında beklenen yoğun kar ve düzenli yağmur yeterince gerçekleşmedi. Bu eksiklik, barajların doluluk seviyelerinin hedeflenen seviyelere ulaşmasını engelledi ve ocak-şubat döneminde rezervler mevsim ortalamasının altında kaldı.
Uzmanlar, barajlardaki kalıcı toparlanmanın yalnızca ilkbahar boyunca etkili ve düzenli yağışlarla mümkün olacağını belirtti.
27 ŞUBAT 2026 İTİBARIYLA İSTANBUL BARAJLARINDAKİ SON DURUM
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, 27 Şubat 2026 itibarıyla baraj doluluk oranları şu şekilde:
• Ömerli Barajı: %60,73
• Darlık Barajı: %60,77
• Elmalı Barajı: %91,71
• Terkos Barajı: %28,29
• Alibey Barajı: %36,09
• Büyükçekmece Barajı: %33,53
• Sazlıdere Barajı: %27,62
• Istrancalar Barajı: %54,53
• Kazandere Barajı: %58,01
• Pabuçdere Barajı: %31,12
ISTRANCALAR BARAJI’NDA DOLULUK ORANI DÜŞÜŞTE
İstanbul’un önemli su rezervlerinden Istrancalar Barajı’nda son günlerde dalgalı bir seyir gözlendi. 25 Şubat’ta doluluk oranı yüzde 66,67 seviyesindeyken, 26 Şubat’ta yüzde 61,13’e geriledi. Bugün açıklanan verilere göre ise barajdaki doluluk oranı daha da düşerek yüzde 54,53’e ulaştı.
ALİBEY BARAJI’NDA DOLULUK ORANI SABİT KALDI
İstanbul’un Alibey Barajı’nda doluluk oranı önceki gün ile aynı seviyede kalarak yüzde 36,09 olarak ölçüldü. Barajdaki bu sabit seviye, kısa vadeli yağışların sınırlı etkisi ve mevcut su kullanım dengesiyle ilişkilendirildi. Uzmanlar, doluluk oranının artması için düzenli ve yeterli yağışların önemine dikkat çekti.
ELMALI BARAJI’NDA DOLULUK DALGALI SEYREDİYOR
İstanbul’un Elmalı Barajı’nda doluluk oranı son günlerde dalgalı bir seyir izliyor. 25 Şubat’ta yüzde 89,71 olan doluluk, 26 Şubat’ta yüzde 92,46’ya yükseldi. Ancak bugün açıklanan verilere göre oran hafif gerileyerek yüzde 91,71 olarak ölçüldü.
Uzmanlar, bu dalgalanmanın kısa vadeli yağış değişimleri ve su kullanım dengesiyle bağlantılı olduğunu belirtiyor ve düzenli yağışların devam etmesinin önemine dikkat çekti.
'2025'TE SON 64 YILIN EN DÜŞÜK YAĞIŞ ORTALAMASI OLUŞTU'
Marmara Bölgesi'nin 2025'te son 64 yılın en düşük yağış ortalamasında kaldığını söyleyen Prof. Dr. Tecer, "Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün yayınladığı raporlarda 2025 yılı genel yağış ortalamasının yüzde 27,6 daha düşük olduğunu gösteriyor. Türkiye'de düşmesi gereken yağışlar, uzun dönemli ortalamalardan yüzde 27,6 daha düşük. Marmara Bölgesi'ne geldiğimiz zaman da burada uzun yıllar yağış ortalamaları 670 milimetre. Ama buraya düşen yağmur 454 milimetre civarında. Bu da şu demek; Marmara Bölgesi, 2025 yılında yüzde 31,7 daha az yağış almış demektir ki bu rakamlar son 64 yılın en düşük rakamları mertebesinde olmuş. Dolayısıyla ocak ve şubatta yağan yağmurlar zaten bir önceki yılda daha az yağış alan bu bölge için yeterli seviyelere ulaşmadığı anlamına geliyor" dedi.
“ÇOK CİDDİ BİR SUSUZLUK SORUNU İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”
Prof. Dr. Tecer, barajlardaki doluluk oranlarına dikkat çekerek, Türkiye’nin yaz aylarında ciddi bir susuzluk riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.
“Ocak ayında baraj doluluk oranlarımız yaklaşık yüzde 28 civarındaydı, Aralık ayında biraz daha düşüktü. Şubat itibarıyla ise yüzde 44 seviyesine ulaştı. Yaz aylarını sorunsuz geçirebilmemiz için, nisan sonunda doluluk oranlarımızın en az yüzde 70 olması gerekiyor. Aksi takdirde yazı ciddi bir kuraklık ve susuzluk ile geçireceğiz” dedi.
Tecer, yaz aylarında su tüketimi ve buharlaşmanın arttığını belirterek şunları ekledi:
Geçen yıl yüksek sıcaklıklar nedeniyle buharlaşma kaybı yüzde 25’lere kadar yükselmişti. Mevsim normallerinin üzerinde yağış gelmezse, özellikle Marmara Bölgesi ve İstanbul, yaz aylarını ciddi su sıkıntısıyla geçirmek zorunda kalacak.
"ASIL BARAJLARI BESLEYECEK YAĞIŞ ŞEKLİ KAR"
Prof. Dr. Tecer,"Yağışın şiddeti ve yağma miktarı önemli. Eskiden normal yağış seviyeleri vardı ama şimdi bardaktan boşanırcasına dediğimiz şekilde yağmur yağıyor. Bir aylık, belki 6 aylık yağış bir anda boşalıyor. Bu büyük oranda yüzeysel akışta derelere, derelerden de denizlere akıyor. Dolayısıyla barajlarda bir beslenmeye dönüşmüyor. Aynı zamanda yer altı sularına ulaşacak kadar bir sızıntı zamanını kaçırmış oluyoruz. Evet, bir miktar yer altı suları beslemiş olabilir ama kaçak suları dediğimiz, yüzeysel akışa geçen sular ne yazık ki toprakta yeteri kadar emilerek ya da barajları doldurarak istifade edeceğimiz şekilden uzak hale geliyor. Bu dönemde kar yağışının olması gerekiyordu. Asıl barajları ve yer altı sularını dolduracak, besleyecek yağış şekli kar yağışıdır. Ne yazık ki bu bölgede, İstanbul ve Trakya Bölgesi'nde yeteri kadar kar yağışı olmadı. Bu da yer altı sularının ve barajların yeteri kadar dolmamasının sebeplerinden bir tanesi" dedi.
“SUSUZLUKLA PERİŞAN OLACAĞIMIZ DÖNEMLER ÇOK YAKIN”
Prof. Dr. Tecer, özellikle büyük şehirlerde su kullanımında acil önlem alınması gerektiğini vurguladı. İstanbul ve diğer büyük kentlerde sitelerde kullanılan sular, sulama suları veya gri su gibi farklı kullanım alanlarına göre değişen suların, mutlaka yağmur hasadı yoluyla elde edilmesi gerektiğini belirtti.
“Son dönemde mevzuatta değişiklikler oldu, ancak uygulamaya geçilmesi şart. Yağan yağmurlar sele dönüşüp akıp gitmemeli; bunun önüne geçmeliyiz. Ayrıca kişisel olarak da suyu tasarruflu kullanmak artık bir yaşam biçimi haline gelmeli” dedi.
Prof. Dr. Tecer, devamında şunları kaydetti:
Ciddi anlamda susuzlukla boğuşacağımız, susuzlukla perişan olacağımız dönemlere çok adayız. Ocak ve Şubat’taki yağışlar, algıladığımız gibi ‘yağış bol’ diyebileceğimiz türden olmadı. Mevsim normallerinin altında ve ani, hızlı yağışlar şeklinde geldi; bu nedenle çoğu su hızla akıp gitti ve kayboldu.
BARAJLARDA TAM DOLULUK ORANI NEYİ İFADE EDİYOR?
Tam doluluk, bir barajın teknik olarak depolayabileceği maksimum su hacmine ulaşmasıdır ve yüzde 100 olarak ifade edilir. Bu seviye, barajın güvenli işletme sınırları içindeki maksimum rezervi gösterir. Şehirler için bu oran, mevcut su kaynaklarının kapasiteye ulaştığını gösteren kritik göstergelerden biridir.
BARAJ DOLULUK ORANLARI NEDEN KRİTİK?
İstanbul’da milyonlarca kişinin içme ve kullanım suyu barajlardan sağlanıyor. Doluluk oranlarındaki düşüş, su kesintisi riski ve kuraklık endişesini doğrudan gündeme taşıyor. Özellikle yaz aylarında artan su tüketimi ve azalan yağışlar, rezervlerin hızla azalmasına neden olabiliyor. Bu nedenle baraj doluluk verileri, su planlaması ve kriz senaryoları için temel referans olarak kabul ediliyor.
BARAJLARDA DOLULUKTA YAĞIŞIN ROLÜ NEDİR?
Baraj seviyeleri yalnızca düşen yağmur miktarına bağlı değildir. Yağışın süresi, yoğunluğu ve havzaların su toplama kapasitesi belirleyici rol oynar. Kısa süreli ve ani sağanaklar geçici yükselişler sağlayabilirken, düzenli kış yağışları ve kar birikimi su rezervlerinin kalıcı biçimde güçlenmesini sağlıyor. Dengeli ve süreklilik gösteren yağış rejimi, İstanbul’un su güvenliği açısından kritik öneme sahiptir.
BARAJ DOLULUK ORANLARI NASIL HESAPLANIYOR?
İstanbul’daki barajlar, seviye sensörleri ve otomatik ölçüm sistemleriyle düzenli olarak takip edilir. Ölçülen mevcut su hacmi, barajın toplam kapasitesiyle karşılaştırılır ve doluluk yüzdesi hesaplanır. Bu veriler İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından teknik olarak hazırlanır ve kamuoyuna günlük olarak duyurulur.
KURAKLIK RİSKİ VE SU GÜVENLİĞİ
Kuraklık değerlendirmesi yalnızca doluluk oranlarına bakılarak yapılmaz. İzmir’de olduğu gibi İstanbul’da da uzmanlar üç başlığı birlikte inceler:
- Meteorolojik kuraklık: Yağış miktarının uzun dönem ortalamasının altında kalması
- Hidrolojik kuraklık: Baraj, gölet ve yer altı su seviyelerindeki düşüş
- Tarımsal kuraklık: Toprak nemi ve sulama ihtiyacındaki azalma
Kısa süreli yağış artışları olumlu olsa da, uzun vadeli yağış eğilimleri ve mevsim normalleri su yönetimi açısından belirleyici olur.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN BARAJLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
İklim değişikliği, yağış düzeninde dalgalanmalara yol açarak kurak ve aşırı yağışlı dönemlerin daha sık yaşanmasına neden oluyor. Uzayan kuraklık süreçleri baraj seviyelerini baskılarken, uzun vadeli planlama ve alternatif su kaynaklarının önemi giderek artıyor. Bu durum, sürdürülebilir su yönetimi ve güvenli içme suyu sağlamak için kritik bir göstergedir. (DHA)