TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nda dikkat çeken çocuk hikayeleri ele alındı. Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Daire Başkanı Meral Gökkaya, mevzuatta “suça sürüklenen çocuk” ifadesinin tercih edildiğini belirterek, bunun çocuğun toplum ya da aile tarafından korunamaması nedeniyle suça yöneldiği kabulüne dayandığını söyledi.
Ancak kamuoyunda infial yaratan bazı suçlar sonrası çocuk kavramının tartışmaya açıldığını ifade etti. Ceza ehliyeti bakımından 17 yaş 364 günlük bir kişi ile 12 yaş bir günlük bir kişinin de “çocuk” sayıldığını hatırlattı.
17 YAŞINDA 180 KERE HIRSIZLIK YAPTI!
Hürriyet'ten Bülent Sarıoğlu'nun haberine göre, bazı çocukların aileleri tarafından suça yönlendirildiğini dile getiren Gökkaya, Bursa’da 17 yaşında ve 180 kez hırsızlık suçu işlediği belirtilen bir çocuğun, “Beni ailemden alın” talebiyle koruma altına alındığını aktardı.
Çocuk Adalet Merkezlerinin kurulduğunu ve özel yargılamaların ayrı çocuk adliyelerinde yapıldığını belirten Gökkaya, sosyal inceleme raporlarının çoğu zaman çocuk birçok dosyaya karıştıktan sonra hazırlandığını söyledi. Erken müdahalenin önemine işaret eden Gökkaya, koruyucu tedbirlerin yalnızca güvenlik tedbiri aşamasında değil, yargılama sürecinde de uygulanabileceğini kaydetti.
Hâkim ve savcılar için farkındalık çalışmalarının artırılması gerektiğini vurgulayan Gökkaya, çocuk defalarca suç işledikten ve cezalar içtima edildikten sonra sürecin telafisinin zorlaştığını ifade etti.
ÇOCUĞUN 'BENİ KURTARIN' SÖZLERİ KOMİSYONU SARSTI
Komisyon Başkanı Müşerref Pervin Tuba Durgut ise çocuk suçluluğu konusuna siyah-beyaz bir bakışla yaklaşılmaması gerektiğini söyledi. 180 kez suç işleyen çocuğun yardım çağrısının üzerine tekerrür eden suçtan ceza alınca suça sürüklendiğini ifade eden bir şahsın mektubunu aktaran Durgut, uzun süreli bir cezaya çarptırıldığını aktaran şahsın, 15 yaşlarında hırsızlık suçlarına karıştığını ancak o dönemde ceza almadığını ifade ettiğini dile getirdi.
Cezasızlık algısı işledikten sonra suça sürüklendiğini söyleyen hükümlünün mektubundaki çağrının ilginçliğini anlatan Durgut "Kendini ‘suça sürüklenen çocuk’ olarak tanımlayıp imzasını atmış, ismini vermiş. Enteresan bir şey! Sene olarak çok uzun bir zaman, büyük kısmını da kapalı cezaevinde geçireceği bir cezaya çarptırılmış. Fakat hikâyesinde diyor ki: ‘Ya, ben küçükken, işte, 15 yaşlarındayken hırsızlık suçuna karıştım, karıştım, karıştım, hiç ceza almadım.’ Sonra tekerrüren bakıyorsun 48 sene ceza almış." dedi.
Öte yandan bazı ağır suçlarda verilen cezalar ile fiili infaz süreleri arasındaki farkın kamuoyunda soru işaretlerine yol açtığını ifade eden Durgut, “Ahmet Minguzzi’nin katili 24 sene aldı ama kaç sene yatacak? Kapalı cezaevinde kalacağı süre az. Ya da Atlas’ın katili 14 yaşında, onun alacağı ceza daha da az. Bazı şeyler pratikte uygulanırken adli sistemde tam yerine oturmuyor gibi” değerlendirmesinde bulundu.
Komisyonda, çocukların suça sürüklenmesinde aile ve sosyal çevrenin rolü, erken müdahale mekanizmalarının güçlendirilmesi ve ceza adalet sisteminde caydırıcılık ile rehabilitasyon dengesinin nasıl kurulacağı konuları ele alınmaya devam ediyor.