Kuraklık riskinin uzun süredir tartışıldığı İzmir’de, son günlerde etkili olan yağışların barajlara nasıl yansıdığı yeniden gündeme geldi.
Kent genelinde görülen kuvvetli sağanaklar su rezervlerine olumlu katkı sağlarken, bazı bölgelerde su baskınları da yaşandı.
Meteoroloji 2. Bölge Müdürlüğü’nün paylaştığı verilere göre, 2026 yılının ilk 44 gününde kaydedilen toplam yağış miktarı, geçen yılın aynı dönemini değil, yıl genelindeki toplam yağışı dahi geride bıraktı. Bu durum, barajlardaki su seviyelerinde toparlanma sinyali verirken, uzmanlar ani ve yoğun yağışların altyapı üzerindeki etkilerine de dikkat çekiyor.
İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından 15 Şubat 2026 tarihinde paylaşılan güncel verilere göre, kentte etkili olan yağışlar ve yüksek kesimlerdeki kar erimeleri baraj havzalarına su girişini artırdı. Ancak yetkililer, yaşanan yükselişin beklenen ölçüde olmadığını ve artışın sınırlı kaldığını ifade ederken kuralık riskinin devam ettiğini vurguladı.
Uzmanlar, bazı barajlarda doluluk oranlarının hâlâ kritik eşiklerin altında seyrettiğine dikkat çekerken, mevcut artışın uzun vadeli su güvenliği açısından yeterli olmayabileceğini belirtiyor. Vatandaşlar ise son yağışların içme suyu rezervlerinde kalıcı bir iyileşme sağlayıp sağlamayacağını yakından takip ediyor.
YAĞIŞLAR SONRASI TAHTALI BARAJI’NDA SON DURUM
İzmir’de barajlara su girişi sürerken, Tahtalı Barajı’nda doluluk oranı 14 Şubat’ta yüzde 28,06 seviyesindeyken bugün yüzde 29,29’a çıktı. Bu, barajda artış anlamına gelirken, yükseliş olumlu görülse de uzmanlara göre su seviyeleri hala kuraklık riskini tamamen ortadan kaldıracak düzeye ulaşmış değil.
TAHTALI BARAJI NEFES ALDI: 1 HAFTALIK ARTIŞ DİKKAT ÇEKTİ
İzmir’in önemli içme suyu kaynaklarından biri olan Tahtalı Barajı’nda doluluk oranı, 8 Şubat Pazar günü yüzde 17,17 seviyesindeyken bugün yüzde 29,29’a yükseldi.
Kent genelinde son bir haftadır aralıklarla etkisini sürdüren yağışlar ile yüksek rakımlı bölgelerdeki kar erimeleri, baraj havzalarına su akışını artırdı. Bu gelişme rezervlerde kısmi bir yükseliş sağlasa da uzmanlar temkinli olunması gerektiği görüşünde.
Yetkililer, yaşanan artışa rağmen doluluk oranlarının hâlâ istenen seviyelere ulaşmadığını ve kuraklık riskinin tamamen ortadan kalkmadığını vurguluyor. Bu nedenle hem su tasarrufunun sürdürülmesi hem de uzun vadeli su yönetimi planlarının kararlılıkla uygulanması gerektiğine dikkat çekiliyor.
İZMİR’DE KRİTİK EŞİKTEKİ GÖRDES’TE ARTIŞ
Gördes Barajı, 30 Ocak’ta yüzde 0 doluluk oranıyla kuruma noktasına kadar gerilemişti. Son haftalarda İzmir genelinde etkili olan sağanak yağışların ardından barajda su seviyesi yükseldi ve bugün itibarıyla doluluk oranı yüzde 15,92’a ulaştı. Artış dikkat çekse de uzmanlar, seviyenin hâlâ düşük olduğunu ve su tasarrufunun önemini koruduğunu vurguladı.
İZMİR’DE BARAJLARDA SON DURUM NE?
İzmir’de açıklanan verilere göre barajlar arasında en yüksek doluluk oranı yüzde 76 ile Balçova Barajı’nda ölçüldü. En düşük doluluk oranı ise yüzde 15,92 ile Gördes Barajında kaydedildi.
Genel tabloya bakıldığında bazı barajlarda doluluk oranlarının orta ve iyi seviyede olduğu görülse de, Gördes barajındaki düşük seviye kentte su yönetimi ve tasarrufun hala önemini koruduğunu gösterdi.
Barajların doluluk oranları:
Tahtalı Barajı: %29,29
Balçova Barajı: %76,00
Ürkmez Barajı: %83,00
Gördes Barajı: %15,92
Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı: %54,44
BARAJLARDA TAM DOLULUK ORANI NE DEMEK?
Barajlarda tam doluluk oranı, barajın kapasitesinin yüzde 100 dolu olduğu seviyeyi, en üst sınırı ifade eder. Yani barajın içinde olması gereken en yüksek su miktarıdır.
BARAJ DOLULUK ORANLARI NEDEN ÖNEMLİDİR?
Baraj doluluk oranları, bir kentin içme suyu güvenliği açısından hayati göstergelerdir. Özellikle İzmir gibi büyük şehirlerde içme ve kullanma suyunun önemli bir kısmı barajlardan sağlanmaktadır.
Doluluk oranlarının kritik seviyelere düşmesi; su kesintileri, basınç düşüşleri ve kısıtlamalar gibi uygulamaları gündeme getirebilir. Ayrıca tarımsal sulama, sanayi kullanımı ve ekosistem dengesi de barajlardaki su miktarına bağlıdır. Bu nedenle baraj doluluk oranları yalnızca mevcut su miktarını değil, aynı zamanda kuraklık riski ve gelecekteki su planlaması açısından da belirleyici bir göstergedir.