Emekli Tuğgeneral Babüroğlu: Bundan zararlı çıkan Yunanistan olur

Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de elini güçlendirmek için Mısır ve İsrail ile işbirliğine gitmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de Yunanistan, Mısır ve Avrupa Birliği ile yaşadığı gerilim devam ediyor. Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu, Şule Aydın'ın sunduğu Haber Masası'na katıldı. Babüroğlu, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de bir savaş ihtimaliyle karşı karşıya olup olmadığını değerlendirdi. Yaşanan gerginliğin "kontrollü gerginlik" olarak adlandırılması gerektiğini ifade eden Babüroğlu, bir sıcak çatışma ihtimalinin çok düşük olduğunu ifade ederek, "En fazla 1996 yılındaki Kardak Krizi'ne benzer bir gerginlik olur. Doğu Akdeniz'de Yunanistan'ın iddia edeceği bir deniz yetki alanı yok. Yunanistan arkasına Avrupa Birliği'ni, ABD'yi, Mısır'ı, İsrail'i alarak bir durum üstünlüğü yaratmaya çalışıyor. Türkiye haklı ama diplomatik açıdan etkin olmalı. Mesela Doğu Akdeniz'de Mısır, İsrail ve Lübnan ile işbirliğine gitmek zorunda. Çünkü Türkiye'nin karşısındaki cephe çok geniş ve kemikleşmiş durumda. Türkiye'nin yanında ne yazık ki bir tek Katar'ı görüyoruz. Şu an Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'de bir tatbikatı söz konusu. Yanında Fransa, İtalya ve Güney Kıbrıs var. Dikkatinizi çekerim Avrupa Birliği'nin iki etkin ülkesi Fransa ve italya var yanında. Peki Fransa ve İtalya neden karşı cephede?" diye konuştu.

"Yunanistan'ın arkasına aldığı cephe çözülmüş olurdu"

Libya meselesinde de Mısır'ın karşı tarafta olduğunu hatırlatan Babüroğlu, geçmişte Türkiye'nin Mısır ile sıcak ilişkileri olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:


"Türkiye'nin tarihinde diplomatik başarılar çok"

Türkiye'nin bölgedeki askeri varlığını sürdürmesinin çok önemli olduğunun altını çizen Babüroğlu, diplomatik alanda da elini güçlendirmesi gerektiğini ifade etti. Babüroğlu,"Türkiye'nin tarihinde diplomatik başarılar çok. Mesela 1938'de Atatürk tek kurşun atmadan Hatay'ı Türkiye topraklarına katmayı başarabilmiştir. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı döneminde Türkiye daha güçsüz bir durumdayken harekatı ABD, Avrupa ve Yunanistan'a karşı başarıyla yapmıştır. 1998'de Türkiye, Suriye'deki Abdullah Öcalan'ın sınırdışı edilmesini sağlamıştır.Türkiye, Suriye olayından beri önce sert gücü sahada kullanıyor, sonra sert güçle elde ettiği alanı masaya taşıyor. Ancak şu an Türkiye'nin karşı karşıya geldiği cephe geniştir. Suriye, Libya, Doğu Akdeniz ve PKK ile mücadele var. Türkiye askeri varlıkla beraber diplomatik gücü de yani yumuşak gücü kullanmalıdır. Sert ve yumuşak gücün birlikte kullanılması akıllı güç olur." ifadelerinde bulundu.

"Savaş nedeni"

Son olarak Yunanistan'ın İyon Denizi'nde karasularını 12 mile çıkarmasının Ege Denizi'ne olası etkilerini değerlendiren Babüroğlu, "Yunanistan ile Türkiye arasında bir sıcak çatışma ihtimali çok düşük. Ama Yunanistan İyon Denizi'nde karasularını 6 milden 12 mile çıkarttığı gibi Ege'de de aynı şeyi yaparsa bu "casus belli" yani savaş nedenidir. Çünkü 1995 yılında TBMM tarafından hükümete verilen bir yetki vardır. TBMM eğer Yunanistan Ege'de karasularını 12 mile çıkarırsa savaş yetkisi vermiştir. Yunanistan'ın buna cesaret edebileceğini  sanmıyorum. Olası bir savaş ise birkaç cephede birkaç gün sürer daha sonra NATO ve AB müdahale eder. Bundan zararlı çıkan Yunanistan olur." diye konuştu.

Özel Haber Haberleri