Küresel ve iç piyasalarda yaşanan dalgalanmalar yatırım araçlarında büyük dalgalanmalar yarattı. Yaşanan dalgalanmaları fırsat olarak gören milyonlar harekete geçerken, kimileri mal varlıklarını piyasaya yatırdı.
30 Mart 2026 itibarıyla küresel jeopolitik risklerin (İran savaşı) altını ve petrolü zirveye taşıması, yurt içinde tehlikeli bir yatırım davranışını tetikledi.
AA'ya konuşan uzmanlar, rasyonel olmayan bu "hepsini tek karta yatırma" stratejisinin ailelerin dağılmasına ve kalıcı yoksulluğa yol açabileceği konusunda feryat ediyor.
"ÜÇ AYRI RİSKİ AYNI ANDA ALIYORSUNUZ"
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hepşen, konutu spekülatif bir araçla aynı düzleme koymanın teknik bir hata olduğunu vurguluyor. Hepşen’e göre evi satıp tek bir varlığa geçmek şu üç dev riski doğuruyor:
Beklentinin Gerçekleşmemesi: Fiyatların umulanın aksine düşmesi veya yerinde sayması.
Yanlış Zamanlama: Zirveden alıp dipte yakalanma riski.
Geri Dönüş Riski: Sattığınız evi, kazansanız dahi artan fiyatlar ve kiralar nedeniyle bir daha asla yerine koyamama ihtimali.
"BU YATIRIM DEĞİL, KUMARDIR"
Gayrimenkul ekonomisinin deneyimli ismi Ahmet Büyükduman, yatırımın felsefesini hatırlatarak sert bir uyarıda bulundu:
"Yatırım, temel ihtiyaç olan ev, araba ve dükkan alındıktan sonra tasarruf fazlasıyla yapılır. Oturduğu evi satıp spekülatif araçlara yönelmek yatırım değil, kumardır. Ev satılarak altın alınmaz, altın satılarak ev alınır."
BARINMA GÜVENCESİ VS. DİJİTAL RİSK
GAPAS Başkanı Mustafa Kemal Şahin ve TÜDER Başkanı Levent Küçük de vatandaşın "kulaktan dolma" bilgilerle hareket ettiğine dikkat çekiyor. Uzmanların ortak analizine göre:
Konut Yaşam Güvencesidir: Altın ve kripto sıfırlanabilir veya %50 değer kaybedebilir; ancak barınma ihtiyacı her zaman sabittir ve konut uzun vadede enflasyona karşı en dirençli kaledir.
Likidite Tuzağı: Altın ve kripto saniyeler içinde satılabilir ancak konutun likiditesi düşüktür. Yanlış bir karardan dönmek konut piyasasında çok maliyetlidir.