2019 yılından bu yana yerel para birimi yüzde 90'dan fazla değer kaybeden, halkın bankadaki dövizlerine erişemediği ve devletin iflas ettiği Lübnan'da, tartışmalı bir kurtarma planı masaya geldi.
Altın fiyatlarının küresel piyasalarda ons başına 5 bin dolara dayanmasını "fırsat" bilen ekonomi yönetimi, Lübnan Merkez Bankası'nın (BDL) elindeki 280 tondan fazla altını nakde çevirmeyi tartışıyor.
BANKALARIN "PONZİ" OYUNU HALKI YAKTI
Dünya Bankası'nın "Ponzi düzeni" olarak tanımladığı Lübnan finans sistemi, yıllarca yüksek faizle topladığı dolarları Merkez Bankası'na aktararak kurun sabit kalmasını sağladı.
Ancak sistem çökünce, yaklaşık 70 milyar dolarlık mevduat buhar oldu. Şimdi ise bankalar bu devasa borcu ödemek yerine, Merkez Bankası’nın elindeki –halkın ortak malı olan– altınların satılarak kendilerine sermaye yapılmasını bekliyor.
45 MİLYAR DOLARLIK "GİZLİ SERVET" İŞTAH KABARTIYOR
Lübnan, 1940’lı yıllardan bu yana biriktirdiği 280 tonluk rezervle Orta Doğu’da Suudi Arabistan’ın ardından ikinci sırada yer alıyor. Altının ons fiyatındaki astronomik artışla birlikte bu rezervin değeri 2026 başı itibarıyla 45 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, ülkedeki toplam mali kayıpların yarısından fazlasını karşılayabilecek düzeyde. Ancak bu devasa kaynağın "halkı mı yoksa banka sahiplerini mi" kurtaracağı büyük bir soru işareti.
"BEŞ ÇOCUKLU AİLENİN TÜM SERVETİNİ TEK ÇOCUĞA VERMESİ GİBİ"
Planın en büyük karşıtlarından biri olan Maliye Bakanlığı uzmanı Lamia Moubayad, durumu şu çarpıcı örnekle özetledi:
"Bunlar halkın varlıkları. Altını mevduat sahiplerine ödeme yapmak için satarsanız, bu beş çocuğu olan bir ailenin tüm servetini sadece bir çocuğu kurtarmak için satmasına benzer. Bir çocuk her şeyi alır, diğerleri ise kaybeder. Üstelik bankalar yaptığı hataları tekrar eder."
YASAL ENGEL VE IMF BASKISI
Lübnan’da 1986 yılından beri yürürlükte olan bir yasa, parlamentonun özel onayı olmadan altın satışını yasaklıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılacak bir anlaşma için altın satışı "kaçınılmaz bir çözüm" olarak fısıldansa da, hiçbir milletvekili halkın karşısına çıkıp "Varlıklarınızı bankaları kurtarmak için sattık" demeye cesaret edemiyor.
Bankacıların kapalı kapılar ardında yürüttüğü bu "altın operasyonu", Lübnan halkı için ülkenin son umudunun da elitlere peşkeş çekilmesi anlamına geliyor.