AKP iktidarının ekonomi politikaları nedeniyle asgari ücretli 17 bin lira ile aylardan beri Açlık Sınırı'nın altında yaşıyor.
Asgari ücret tepsit komisyonu da ikinci kez toplandı. Toplantı sonrasında Türk İş Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar açıklama yaptı. Ağar, rakam konuşulmadığını açıkladı. Ağar, insanca bir ücret için talepte bulundu. Ağar, üçüncü toplantıda sonuç çıkmasını beklendiklerini ifade etti.
Ağar şunları dile getirdi:
"10 DAKİKA KALA RAKAM SÖYLENİYOR"
"Görüşmelerinde komisyon olarak biz iş ve işçi temsilcisi olarak bugünkü görüşmelerimizde yine asgari ücretle de geçinilmediğini, insanlarımızın ev kirasını, mutfağını, çocukların ihtiyaçlarını karşılayamadığını ve bununla ilgili geçmiş yıllarda yapmış olduğumuz toplantılarda birinci toplantı, ikinci toplantı, üçüncü toplantı, dördüncü toplantıya kadar herhangi bir ücretin belirlenmediğini, dolayısıyla son açıklama saatine 10 dakika kala rakam söylendiğini ve açıklama yapıldığını ve dolayısıyla hiçbir yaptırım gücümüzün olmadığını söyledik.
Dolayısıyla bunun karşılığında gerek işveren temsilcilerimiz gerek hükümet temsilcileri bir rakam açıklayın dedik. Bu rakam üzerinde kamuoyuyla paylaşalım.
Kamuoyunda bu rakamları gündeme getirelim. Ona göre bir yol çizelim dedik. Ancak rakam açıklanmadı. Şimdi tabii bize şu söylendi. Dediler toplu iş sözleşmesinde rakam getiriyorsunuz.
Elbette ki getiriyoruz toplu iş sözleşme döneminde. Toplu iş sözleşmesi pazarlık masası. Toplu iş sözleşme müzakere masası.
Asgari ücret pazarlık masası değil. Asgari ücretle çalışan insanların başlangıç ücretinin belirlendiği bir ücrettir. Dolayısıyla toplu iş sözleşmeler aylarca sürer.
Aylarca masada müzakere yapılır ve sonuçta bir yere gelinir. Anlaşamadığın zaman grev aşamasına kadar yolumuz var.
Bugün 8 milyon iş gücüne katkısı bulunan asgari ücret ücretinin konusunu yani Türkiye'de örgütlüden kat kat fazla asgari ücretle çalışan arkadaşlarımızın sıkıntılarını bugün görüşüyoruz.
"KÖTÜ GÜNLER GERİDE KALDI DENİYORSA..."
O nedenle ülkede yaşam şartları belli, yaşam koşulları belli. Bunu dikkate alınarak ücretin belirlenmesi lazım. Sayın Hazine ve Maliye Bakanımız kötü günler geride kaldı diyor....
Geride kalması elbette ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını mutlu eder, sevindirir. Madem kötü günler geride kaldıysa bu güzel günlerden, iyi günlerden biz de faydalanmak istiyoruz. Dolayısıyla bu gelecek güzel günlerden, madem kötü günler geride kaldı, bu asgari ücretli vatandaşımız vatandaşlarımızın yüzünü güldürelim.
Evlerinin kirasını verebilsinler, çocukların ihtiyaçlarını karşılayabilsinler, mutfaktaki tenceresini kaynatabilsinler. Bunları görüştük. Bunları tartıştık ve dolayısıyla 50 dakikalık bir görüşmemiz oldu.
Önümüzdeki hafta, Çalışma Bakanlığımız bize 3. toplantı gününü bize bildirecekler. Bugün belli olmadı. Dolayısıyla toplantımızı bu vesileyle de bitirmiş olduk.
1. toplantıda asgari ücretle çalışan arkadaşlarımız,1. toplantıda da nasıl geçinemediklerini anlattılar. Yine bu toplantıda da görüşlerini, söz aldılar, konuştular. Onunla ilgili arkadaşlarımız kendi dertlerini de anlatabilirler. Burada kendileri burada. Bunların hep görüşlerini aldılar. Dolayısıyla benim bu söylediklerim de arkadaşlarımın görüşleri. Bunlar da bugünden sonra bize getirecekler. Türk-İş'e bir belge verecekler. Biz şu asgari ücreti talep ediyoruz.
Bundan gerisini biz kabul etmiyoruz, diyecekler. Öyle bir belgeyi daha bize vermediler. Onu da bekliyoruz. Evet.
"3. TOPLANTIDA BİTECEĞİNİ TAHMİN EDİYORUM"
Sürecin uzayacağını zannetmiyorum. 3. toplantıda biteceğini tahmin ediyorum. Burada, 3. toplantıdan önce bir rakamın belirlenmesini bir daha sizin huzurunuzda talep ediyorum.
Ayrıca bu basının ne hükümete ne işveren temsilcilerine hiçbir rakam sormamakta onlara. Sürekli gündemde Türk-İş niye rakam açıklamıyor, niye söylemiyor?
Biz rakam söylediğimiz zaman işin altında kalırız. Biz, bir daha söylüyorum, biz para veren taraf değiliz. Para isteyen tarafız.
Ancak toplu sözleşme değil bu. Bu, müzakere masasında, pazarlık masası da değil. Günün şartlarına göre milyonlarca çalışan asgari ücretlerin geçinebilecek bir ücret.
Dolayısıyla bunu talep ediyoruz. Onun için biz rakam söylememiz doğru olmadığına inanıyoruz. Peki niye işverenler söylemiyor, niye hükümet söylemiyor?
Onu bir de takip ederseniz memnun oluruz diye düşünüyorum."