Orta Doğu'daki savaş gerilimiyle baskı altında kalan altın piyasası, ABD Başkanı Trump’ın İran ile ateşkes ve nükleer müzakerelerde ilerleme sağlandığına yönelik açıklamalarıyla yönünü yukarı çevirdi. İran tarafının yalanlamasına rağmen Trump’ın diplomatik çözüm mesajları, altın fiyatlarında sabah saatleri itibarıyla hızlı bir yükselişi tetikledi.
Altın, savaşın başından bu yana sert hareketleriyle dikkat çekerken Dr. Şeref Oğuz, ezber bozan düşüşü nedeni; Emre Alkin ise yatırımcıyı yarın neyin beklediğini anlattı.
ALTINDA SERT HAREKETLİĞİN NEDENİNİ MADDE MADDE AÇIKLADI
Şeref Oğuz, Ekonomim'deki yazısında, "Mahşerin 4 atlısı sayılan; afet, salgın, kıtlık, savaş varsa, altın tırmanır" ezberinin ABD-İsrail'in saldırılarıyla başlayan İran Savaşı'nda nasıl bozulduğunu açıkladı. Altının "güvensizlik endeksi" olduğunu vurgulayan Oğuz, piyasaların gösterdiği refleksi madde madde anlattı.
Binlerce yıldır değişmeyen "Altını olan, kuralı koyar" ilkesinin geçerli olduğunu ifade eden Şeref Oğuz, savaş dönemlerinde yaşanan likidite sıkışıklığının fiyatları aşağı çektiğini söyledi.
Borsalardaki sert düşüşler nedeniyle yatırımcıların, nakit toplamak için ellerindeki altınları sattığını ifade ederek düşüşün nedenini şöyle açıkladı:
1- Savaş beklentisinin önceden fiyatlanması: "Söylentiyi al, haberi sat" (Buy the rumor, sell the news) prensibi uyarınca, savaş ihtimali artarken yatırımcılar önceden altına yönelir; ancak savaş fiilen başladığında beklenti gerçekleşmiş sayıldığı için yeni alım gelmez ve kâr realizasyonu amaçlı satışlar başlar.
2- Petrol fiyatlarındaki yükseliş ve enflasyon endişesi: Özellikle Orta Doğu kaynaklı savaşların petrol arzını tehdit ederek enerji maliyetlerini ve küresel enflasyonu körüklemesi, Fed gibi merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelemesine veya faiz artırım sinyali vermesine neden olur. Faiz getirisi olmayan altın, bu ortamda baskı altında kalır.
3- Doların güçlenmesi: Jeopolitik krizlerde yatırımcıların "en likit" güvenli liman olarak gördüğü ABD Doları ve hazine tahvillerine yönelmesi, dolar endeksini yükseltirken dolar cinsinden fiyatlanan altının talebini düşürür.
Bu süreçte altının "güvenli liman" vasfından ziyade bir nakit sağlama aracına dönüştüğünü kaydeden Oğuz; 1991, 2003 ve 2022 yıllarındaki tarihsel örneklerin de kısa vadeli düşüşlerin ardından uzun vadeli belirsizliklerde yükselişin kaçınılmaz olduğunu gösterdiğini belirtti.
BUNDAN SONRA NELER OLACAĞINI ANLATTI
Şeref Oğuz, savaşın yaratacağı uzun vadeli belirsizliklerle altının kaçınılmaz olarak yükseleceğine dikkat çekerken, Emre Alkin de dünya devlerinin düşüşe rağmen altının yeni rekorları kıracağı yönündeki görüşlerine işaret etti.
Emre Alkin, Ekonomim'deki yazısında, "savaş varsa altın yükselir" refleksinin yatırımcı davranışlarının değişmesiyle bu kez çalışmadığını vurguladı. Alkin, günümüzün derin finansal sisteminde yatırımcıların jeopolitik risklerden önce "faiz kaç?" sorusunu sorduğunu, yüksek faiz ortamının altını ikinci plana ittiğini ve son zirvenin bir "güvenli limana kaçış"tan ziyade "satış fırsatı" olarak değerlendirildiğini belirtti.
Altının bundan sonra yükseliş ihtimalini koruduğunu dünya devlerinin piyasa beklentilerine dayandıran Alkin, fiyatlardaki mevcut geri çekilmeyi bir "trend kırılması" değil, "sağlıklı bir düzeltme" olarak nitelendirdi.
Büyük oyuncuların hâlâ yukarı yönlü tahminlerini koruduğunu ifade eden Alkin; JPMorgan’ın 6 bin 300 dolar, Goldman Sachs ve Citi’nin ise 5 bin dolar üzerinde kalıcılık öngörülerini hatırlattı. Alkin’e göre altının orta vadede yeniden rekor seviyelere ulaşmasını destekleyen üç temel argüman bulunuyor: Gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarından gelen güçlü alım talebi, küresel borç sorunuyla birlikte genişleyen para politikaları ve bitmek bilmeyen jeopolitik riskler.
Emre Alkin, mevcut 4 bin 100 - 4 bin 500 dolar bandının bir zayıflık işareti olmadığını, aksine bu denge noktasının ileride yeni rekorlar için bir basamak haline gelebileceğini söyledi.