AKP’li Şamil Tayyar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada enflasyona ilişkin farklı dönemlerde dile getirilen gerekçeleri eleştirdi.
AKP'Lİ ŞAMİL TAYYAR DA "BAHANELERE" DAYANAMADI
Kış aylarında don olaylarının, yaz aylarında ise kuraklığın yüksek enflasyona neden olarak gösterilmesine tepki gösteren Tayyar, bu yaklaşımın kamuoyunda soru işaretleri yarattığını ifade etti.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in uzun süredir görevde olduğunu hatırlatan Tayyar, enflasyon hedeflerindeki revizyonlara dikkat çekti. 2026 yılı sonunda ortalama yüzde 16 olarak açıklanan enflasyon hedefinin yüzde 15-21 aralığına yükseltilmesini değerlendiren Tayyar, son üç yılda her şubat ayında yapılan revizelerin düşündürücü olduğunu belirtti.
"KABAK TADI VERİYOR" DİYEREK MEHMET ŞİMŞEK'E YÜKLENDİ
Ekonomi yönetiminin her yıl farklı gerekçeler sunduğunu savunan Tayyar, bu kez “yastık altındaki altın” ve Ramazan ayına yapılan atıfları eleştirdi.
Ramazan’ın ve toplumdaki altın tasarrufunun öngörülebilir durumlar olduğunu kaydeden Tayyar, “Bahane üretme evresini geride bıraktığımızı düşünüyorum. Bu saatten sonra her bahane kabak tadı veriyor” ifadelerini kullandı.
TCMB Başkanı Fatih Karahan, Avrupa Merkez Bankası yetkilisi Klaas Knot’un Amsterdam’daki veda etkinliğinde konuşmuş, yastık altındaki altın stoklarının yaklaşık 500 milyar dolar değerinde olduğunu ifade ederek bu durumun enflasyonla mücadeleyi zorlaştırdığını söylemişti.
Şamil Tayyar'ın paylaşımı şu şekilde:
Siyasi tartışmalar ve meclisteki düellonun harareti içerisinde yeterli ilgiyi görmedi. 2026 yılı sonunda ortalama yüzde 16 olarak hedeflenen enflasyon oranı, revize edilerek yüzde 15-21 aralığına yükseltildi.
Son 3 yılda her şubat ayında revize edilen enflasyon hedeflerindeki sapma, düşündürücüdür. Her yıl farklı gerekçeyle enflasyon artışını izah eden ekonomi yönetiminin bu kez yastık altındaki altın ve Ramazan ayına gönderme yapması, çok tuhaf. Bu ülkede her yıl mübarek Ramazan yaşanır, sonsuza kadar da idrak edilecektir İnşallah.
Toplumun altın tasarrufu da yıllara sarih bildik bir usuldür. Deprem gibi, don/kuraklık gibi olağanüstü değil öngörülebilir bir durumdur. Mevcut ekonomi yönetiminin üçüncü yılındayız. Bahane üretme evresini geride bıraktığımızı düşünüyorum. Bu saatten sonra her bahane kabak tadı veriyor artık.