Dünyadaki petrol tüketiminin yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda 1 Mart itibarıyla sevkiyatlar yüzde 86 oranında çakıldı. Boğazın her iki yakasında İranlı olmayan 700’den fazla tanker, yüksek güvenlik riski nedeniyle kontak kapattı. Fransa Ekonomi Bakanı Roland Lescure, durumun ciddiyetini şu sözlerle özetledi:
"Çok net bir mesaj göndermemiz gerekiyor. Eğer Hürmüz Boğazı'nı trafiğe yeniden açamazsak, oradan gelecek petrolü dünyanın başka yerlerinden dolaşıma giren rezervlerle ikame edeceğiz."
ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmaların küresel ekonomiyi bir enerji dar boğazına sürüklemesi üzerine, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarihinin en sert müdahalesine hazırlanıyor. Ajans, fiyatlardaki yükseliş trendini kırmak için üye ülkelerin elindeki stratejik stokları rekor düzeyde kullanıma açmayı önerdi.
2022 REKORU TARİH OLUYOR
Wall Street Journal (WSJ) tarafından sızdırılan bilgilere göre, planlanan müdahalenin boyutları piyasalardaki dengeleri sarsacak nitelikte. Operasyonun detayları şu şekilde:
REKOR MİKTAR: Piyasaya sürülmesi planlanan miktar, 2022'de Rusya-Ukrayna savaşı patlak verdiğinde kullanılan 182 milyon varillik tarihi rekorun bile üzerine çıkacak.
ANA HEDEF: Savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan tıkanıklığı telafi etmek ve küresel enflasyonun belini kırmak.
GEÇİCİ PANSUMAN MI?
Suudi Arabistan ve Irak gibi dev üreticilerin zorunlu olarak günlük 6 milyon varil üretim kestiği bir ortamda, IEA’nın bu teklifi bir "can simidi" olarak görülüyor.
Analistler, bu ölçekteki bir müdahalenin fiyatları kısa vadede aşağı çekeceğini ancak bölgedeki askeri gerilim düşmedikçe kalıcı bir çözüm olmayacağını belirtiyor.
Bu devasa hamle, G-7 Maliye Bakanları toplantısında alınan "ortak hareket" kararının hemen ardından geldi. Batılı ülkelerin enerji krizine karşı birlikte saf tuttuğunu gösteriyor. Ancak operasyonun başarısı, üye ülkelerin bu stokları ne kadar hızlı piyasaya süreceğine bağlı.
BÜYÜK TEHLİKE: STOKLAR BİTERSE NE OLACAK?
IEA’nın bu hamlesi, piyasaya "yalnız değilsiniz" mesajı verse de stratejik rezervlerin sınırlı olması en büyük endişe kaynağı. Savaşın uzaması durumunda, boşalan depoların yerine yeni petrolün nasıl konulacağı ve bu sürecin yaratacağı ikinci bir fiyat dalgasının tüketiciye nasıl yansıyacağı belirsizliğini koruyor.
DEV EKONOMİLERDEN PEŞ PEŞE "REZERV" KARARI
IEA'nın kolektif kararını beklemeden harekete geçen ülkeler piyasaya güven vermeye çalışıyor:
JAPONYA: Başbakan Sanae Takaichi, 16 Mart itibarıyla stratejik rezervlerin kullanıma açılacağını duyurdu. Japonya, petrol ihtiyacının yüzde 95'ini Orta Doğu'dan karşılıyor.
ALMANYA: Berlin yönetimi, piyasa dengesini korumak adına ulusal petrol rezervlerinin bir bölümünü serbest bıraktığını açıkladı.
İNGİTERE: Maliye Bakanı Rachel Reeves, petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturmak için her türlü rezervi kullanmaya hazır olduklarını "çok net bir şekilde" ifade etti.
PETROLDE SERT DALGALANMA: 120 DOLAR SINIRINDAN DÖNÜŞ
Piyasalarda savaşın 12. gününde Brent petrolün varil fiyatı 120 dolara kadar tırmanarak son yılların rekorunu kırdı.
Ancak IEA ve G7 ülkelerinden gelen "rezerv tahliyesi" haberleriyle birlikte fiyatlar 90-100 dolar bandına geriledi. Uzmanlar, bu müdahalenin kısa vadede fiyatları baskılasa da Hürmüz Boğazı kapalı kaldığı sürece küresel ekonominin "stagflasyon" (ekonomik durgunluk ve yüksek enflasyon) tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurguluyor.