ABD’de yargı ile siyaset arasında yeni bir gerilim başlığı doğdu. Washington DC Bölge Mahkemesi, Başkan Donald Trump’ın Beyaz Saray yerleşkesinde hayata geçirmek istediği tartışmalı balo salonu projesine “dur” dedi.
Yaklaşık 400 milyon dolarlık maliyetiyle dikkat çeken proje, Beyaz Saray’ın tarihi Doğu Kanadı’nın tamamen yıkılarak yerine modern ve geniş kapasiteli bir etkinlik salonu inşa edilmesini öngörüyordu. Ancak mahkeme, bu planın yalnızca mimari değil, aynı zamanda anayasal bir mesele olduğuna hükmetti.
“BAŞKAN SAHİP DEĞİL, KORUYUCUDUR”
Karar metninde yer alan ifadeler, ABD’de yürütme yetkisinin sınırlarını yeniden gündeme taşıdı. Mahkeme, başkanın Beyaz Saray üzerindeki yetkisinin sınırsız olmadığını açıkça vurguladı:
“Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, Beyaz Saray’ın sahibi değil; gelecek nesiller adına onun koruyucusudur.”
Yargıç ayrıca, tarihi yapıların korunmasına ilişkin federal yasaların ihlal edilmiş olabileceğine dikkat çekerek, projenin mevcut haliyle devam etmesinin hukuka aykırı olabileceğini belirtti.
KONGRE ONAYI ŞARTI
Mahkemenin en kritik tespiti ise projeye ilişkin nihai karar merciinin yürütme değil yasama organı olduğuydu. Kararda, böylesine büyük çaplı bir değişiklik için Amerika Birleşik Devletleri Kongresi’nin açık onayı olmadan ilerlenemeyeceği net şekilde ifade edildi.
Bu durum, ABD’de güçler ayrılığı ilkesinin pratikte nasıl işlediğine dair çarpıcı bir örnek olarak yorumlandı.
TARİHİ DEĞERLERİ TEHDİT EDİYOR
Dava, tarihi yapıların korunması için faaliyet gösteren Ulusal Tarihi Koruma Vakfı tarafından açıldı. Vakıf, projenin yalnızca mimari dokuyu değil, aynı zamanda Amerikan tarihinin sembolik değerlerini de tehdit ettiğini savundu.
Mahkeme, davacı kurumun davayı kazanma ihtimalinin yüksek olduğunu belirterek ihtiyati tedbir kararı aldı ve inşaat faaliyetlerinin süresiz olarak askıya alınmasına hükmetti.
KÜRESEL YANKI BULDU
Karar, uluslararası medyada da geniş yankı buldu. Pek çok yorumcu, bu gelişmeyi “ABD’de kurumların gücünün ve denge-denetim mekanizmasının canlı bir göstergesi” olarak değerlendirdi. Avrupa basını ise özellikle tarihi mirasın korunması vurgusuna dikkat çekti.