Suriye'nin kuzeydoğusunda Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Şam yönetiminin yeni anayasa deklarasyonunu tamamen reddetti. SDG, 44 maddelik anayasa belgesinin, Suriye'deki farklı toplulukların haklarını korumadığını ve otoriterliği yeniden pekiştirdiğini öne sürdü. Şam'daki yeni yönetim tarafından hazırlanan anayasa deklarasyonu, bir süre önce Şaraa'nın atadığı hukuk uzmanları tarafından oluşturulmuştu ve dün özet olarak kamuoyuna duyuruldu.
SDG, yazılı açıklamasında, deklarasyonun yürütme erkine sınırsız yetkiler tanıdığını belirterek, bunun adaletli bir yönetim için yetersiz olduğunu ifade etti. "Otoriterliği yeni bir biçimde yeniden üretiyor" şeklinde sert bir açıklama yapan SDG, belgenin ademimerkeziyetçi bir yapıya dönüştürülmesi ve farklı toplulukların haklarının daha güçlü şekilde korunması gerektiğini vurguladı.
Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, Suriye’de kapsayıcı bir geçiş hükümeti kurulması gerektiğini belirterek, mezhepsel şiddet olaylarının soruşturulması gerektiğinin altını çizdi.
SDG, geçtiğimiz hafta Şam yönetimiyle yapılan anlaşma çerçevesinde sınır kapıları, petrol sahaları ve bir havaalanının hükümete devredileceğini duyurmuştu. Ancak, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) savaşçılarının Suriye’nin yeni ordusuna nasıl entegre edileceği konusunda hâlâ belirsizlik devam ediyor.
ENKS'DE YENİ ANAYASA TEKLİFİNE SERT TEPKİ GÖSTERMİŞTİ
Suriye hükümeti tarafından açıkalanan yen ianayasa teklifine bir tepki de Suriye Kürt Ulusal Konseyi'nden (ENKS) geldi.
13 Mart 2025 tarihinde Şam yönetimi tarafından yayımlanan anayasa bildirisini sert bir şekilde eleştirdi. ENKS’nin açıklamasında, taslağın Suriye toplumunun gerçek çeşitliliğini yansıtmadığı ve demokratik bir devlet inşa etme amacından uzak olduğu ifade edildi. "Hayal kırıklığı yaratan bir belgedir" denilen açıklamada, taslağın, Suriye'nin çeşitli siyasi, etnik ve dini bileşenlerini temsil etmeyen bir komisyon tarafından hazırlandığı vurgulandı.
ENKS, metnin, Suriye'nin çok uluslu ve çok dinli yapısını göz ardı ettiğini ve ülkedeki etnik ve dini grupların haklarını güvence altına almadığını belirtti. Ayrıca, devletin isimlendirilmesinde tek bir etnik kimliği sabitleyerek diğer bileşenleri dışladığına dikkat çekti. Cumhurbaşkanının dini kimliğiyle ilgili şartların da, devletin dinler karşısında tarafsızlık ilkesine aykırı olduğu vurgulandı.
Açıklamada, bildirinin merkeziyetçi bir yönetim sistemini güçlendirdiği ve cumhurbaşkanına geniş yetkiler tanıdığı ifade edilerek, bu durumun otokratik yönetimi yeniden pekiştirdiği kaydedildi. Ayrıca, metnin sivil ve bireysel özgürlükleri kısıtladığı, kadının sosyal ve toplumsal rolünü sınırlandırdığı ifade edildi.
ENKS, geçiş dönemine dair belirlenen beş yıllık sürenin, adil katılım garantileri olmaksızın, mevcut durumu pekiştiren bir araç haline geleceği uyarısında bulunarak, bu yaklaşımın Suriye'nin krize çözüm değil, daha da derinleşmesine neden olacağına dikkat çekti.