"Made in Europe" çıkışı Avrupa'yı ikiye böldü!

Avrupa Birliği’nde kamu alımlarında yerli üretime öncelik verilmesini öngören “Made in Europe” yaklaşımı etrafındaki tartışmalar derinleşiyor. AB Komisyonu’nun Avrupa sanayisini güçlendirmeyi amaçlayan Sanayi Hızlandırıcı Yasası taslağı, kurum içinde beklenenden daha sert eleştirilerle karşılaştı.

AB Komisyonu'nun sanayi stratejisinin merkezinde yer alan "Made in Europe" teklifi; enerji yoğun sektörler, net-sıfır teknolojiler ve otomotiv gibi alanlarda yürütülen kamu ihalelerinde Avrupa’da üretilen ürünlere avantaj sağlanması öngörülerek hazırlandı. Taslakta ayrıca “yerel içerik” kriterleri ve “yeşil çelik” gibi kavramların mevzuata dahil edilmesi talep edildi. Ancak gerçekleştirilen toplantıda düzenlemenin kapsamı ve sınırları konusunda ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıktı.

KOMİSYON İÇİNDE TARTIŞMALAR SÜRÜYOR

Tasarıdan sorumlu AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Stéphane Séjourné’nin hazırladığı metne, Komisyon içindeki dokuz farklı birimin olumsuz görüş bildirdiği belirtildi. Bu durum, daha önce ertelenen teklifin yeniden gecikme riskiyle karşı karşıya olduğu yorumlarına yol açtı.

Tartışmaların odağında, “Made in Europe” tanımının hangi ülkeleri kapsayacağı sorusu yer alıyor. Mevcut taslağa göre ifade, AB’nin 27 üyesine ek olarak Avrupa Ekonomik Alanı kapsamında bulunan Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn’ı içeriyor. Bu ülkelerin yanı sıra geçtiğimiz günlerde Hindistan ile bir sözleşme imzalandığı da açıklanmıştı.

Ancak Komisyon, üretimi AB menşeiyle eşdeğer kabul edilebilecek “güvenilir ortakların” da sisteme dahil edilmesini talep etti. Komisyonun ticaret politikalarından sorumlu birimleri, AB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı ülkelerin kapsama alınmasına daha sıcak bakarken; sanayi politikalarından sorumlu kanat daha dar ve korumacı bir çerçeve savunuyor.

PARİS-BERLİN HATTINDA YAKLAŞIM FARKLI

Tartışma, AB’nin iki büyük ekonomisi arasındaki bakış açısı farkını da ortaya koydu. Fransa, kamu alımlarında Avrupa üretimine öncelik verilmesi fikrinin en güçlü savunucularından biri olarak öne çıkarken Almanya, daha temkinli bir yaklaşım benimsediğini ifade etti.

Berlin yönetimi ve bazı üye ülkeler, katı yerel üretim şartlarının kamu ihalelerinde maliyetleri artırabileceği, yatırımları caydırabileceği ve AB’nin küresel rekabet gücünü zayıflatabileceği görüşünde. Almanya, “Made in Europe” yerine ticaret ortaklarını da kapsayan daha esnek bir “Made with Europe” yaklaşımını savunuyor.

TÜRKİYE'DEN DAHİL EDİLME TALEBİ

Süreçte dikkat çeken başlıklardan biri de Türkiye’nin pozisyonu oldu. Ankara, AB ile mevcut Gümrük Birliği, ekonomik entegrasyon düzeyi ve mevzuat uyumu dikkate alınarak Türk üreticilerin de “Made in Europe” kapsamına dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. (AA)

Dünya Haberleri