ABD yönetiminde Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü olarak görev yapan Joe Kent, İran politikası nedeniyle yaşanan görüş ayrılığı sonrası görevinden istifa etti. Kent, istifasının ardından yaptığı açıklamalarda, ABD-İsrail eksenli operasyonlara ve özellikle İran lideri Ali Hamaney’e yönelik suikast planına sert eleştiriler yöneltti.
"YAPILMASI GEREKEN EN SON ŞEY"
Eski Fox News sunucusu Tucker Carlson’ın sorularını yanıtlayan Kent, Hamaney’in hedef alınmasını “yapılması gereken en son şey” olarak nitelendirdi. Kent’e göre, İran liderinin öldürülmesi, ülke içinde rejime yönelik desteği zayıflatmak yerine güçlendirebilir.
Kent, Hamaney’in İran’ın nükleer programını kontrol altında tutan bir rol oynadığını savunarak, “Eğer onu agresif şekilde ortadan kaldırırsanız, toplum rejimin etrafında kenetlenir. Elimizdeki veriler bunun açıkça böyle olacağını gösteriyor” dedi.
VİCDANEN DESTEKLEYEMEM
Görevinden ayrılma gerekçesini de açıklayan Kent, İran’a yönelik askeri politikalara vicdani olarak destek veremediğini belirtti. ABD Başkanı Donald Trump tarafından atanan Kent, Trump’ın ikinci döneminde istifa eden "ilk üst düzey yetkili" oldu.
Kent, istifa mektubunda İran’ın ABD için “yakın bir tehdit” oluşturmadığını savunarak, savaşın İsrail ve ABD içindeki güçlü lobilerin etkisiyle başlatıldığını öne sürdü. Ayrıca geçmişte yaşanan hatalara dikkat çekerek, benzer bir sürecin yeniden yaşanmaması gerektiğini ifade etti.
TRUMP'TAN CEVAP GECİKMEDİ
Öte yandan Trump, Oval Ofis’te yaptığı açıklamada Kent’i hedef alarak, “Güvenlik konusunda her zaman zayıftı” dedi. Trump, Kent’in İran’ın tehdit olmadığı yönündeki değerlendirmesinin ardından görevde kalmasının doğru olmayacağını da dile getirdi.
GÖRÜŞ AYRILIKLARI DİKKAT ÇEKİYOR
ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard ise Kent’in istifasının ardından yaptığı açıklamada Trump’a destek verdi. Gabbard, başkomutan olarak tehdit değerlendirmesi yapma yetkisinin doğrudan başkana ait olduğunu vurguladı.
Daha önce İran konusunda daha temkinli bir dil kullanan Gabbard’ın bu açıklaması, Washington’da güvenlik politikaları etrafındaki görüş ayrılıklarının derinleştiğine işaret etti.