İngiltere medyası Çin Devlet Başkanı'nı Napolyon'a benzetti! “Düşmanınız hata yaparken asla araya girmeyin”

İngiltere merkezli The Economist, Çin’in ABD-İran savaşına doğrudan müdahil olmadan sahada oluşan güç boşluğunu stratejik avantaja çevirdiğini yazdı. Pekin yönetimi, enerji ticaretinden finans sistemine, savunma sanayisinden teknolojiye kadar birçok alanda attığı adımlarla küresel dengeleri sessizce yeniden şekillendiriyor.

İngiltere merkezli The Economist dergisinin 1 Nisan 2026 tarihli analizine göre, Çin yönetimi Batı Asya’da tırmanan ABD-İran çatışmasına doğrudan müdahale etmek yerine süreci dikkatle izleyerek kendi lehine çevirmeye odaklanıyor. Analizde, Napolyon Bonapart’ın “Düşmanınız hata yaparken asla araya girmeyin” sözüne atıf yapılarak Pekin’in stratejik sabrına dikkat çekildi.

Pekin’deki diplomatik kaynaklara göre ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaş, Çin tarafından “tarihi ölçekte bir stratejik hata” olarak değerlendiriliyor. Bu süreçte Çin, küresel sistemde oluşan kırılmaları kendi ekonomik ve jeopolitik çıkarları doğrultusunda değerlendirmeye başladı.

DOLARIN GÖLGESİNDE YUAN YÜKSELİŞİ

Savaşın başladığı 28 Şubat’tan bu yana İran petrolünün önemli bir bölümü, Batı’nın kontrolündeki SWIFT sistemi yerine Çin’in geliştirdiği Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi üzerinden işlem görüyor. Mart 2026 verilerine göre Çinli rafineriler, milyonlarca varil İran petrolünü doğrudan yuan cinsinden ve indirimli fiyatlarla satın aldı.

Bu gelişme yalnızca enerji ticaretinde değil, küresel finans sisteminde de önemli bir kırılmaya işaret ediyor. Blockchain tabanlı ödeme sistemleri ve dijital para birimlerinin bölgesel ticarette daha fazla kullanılması, doların hakimiyetine alternatif arayışların hızlandığını gösteriyor.

SAVUNMA SANAYİİNDE ÇİN ETKİSİ

Çin’in en dikkat çeken adımlarından biri ise nadir toprak elementlerine yönelik ihracat kısıtlaması oldu. Yeni düzenlemeye göre, çok düşük oranlarda dahi Çin menşeli ağır nadir element içeren ürünlerin ihracatı lisans şartına bağlandı.

Bu karar, özellikle F-35 Lightning II gibi ileri teknoloji savunma sistemlerinin üretimini doğrudan etkileyebilecek nitelikte. ABD’li savunma sanayi temsilcileri, tedarik zincirindeki bu kırılmanın üretim süreçlerini sekteye uğratabileceği uyarısında bulunuyor.

ABD BORÇLANIRKEN ÇİN TAHVİL SATIYOR

ABD’nin artan savaş harcamaları kamu borcunu 39 trilyon doların üzerine taşırken, Çin ise elindeki ABD Hazine tahvillerini kademeli olarak azaltıyor. 2026 başından bu yana yüz milyarlarca dolarlık düşüş, Pekin’in dolar varlıklarına bağımlılığı azaltma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.

Artan faiz oranları ve yükselen borçlanma maliyetleri, Washington’un ekonomik manevra alanını daraltırken Çin bu süreçte daha temkinli ve kontrollü bir finans politikası izliyor.

İRAN'A DOLAYLI DESTEK

Çin’in rolü yalnızca ekonomiyle sınırlı değil. BeiDou Navigasyon Uydu Sistemi üzerinden sağlanan verilerin İran tarafından kullanıldığı iddiaları gündeme gelirken, Çin merkezli şirketlerin çatışma bölgelerine ilişkin uydu görüntüleri paylaştığı öne sürülüyor.

Ayrıca Çin limanlarından çıkan bazı sevkiyatların roket yakıtı üretiminde kullanılabilecek kimyasallar içerdiğine dair Batılı istihbarat raporları da dikkat çekiyor.

ENERJİ VE TEKNOLOJİDE İÇE DÖNÜŞ

Küresel petrol fiyatlarının yükseldiği bu dönemde Çin, önceden oluşturduğu dev stratejik petrol rezervlerini devreye sokarak iç piyasadaki maliyetleri dengelemeye çalışıyor.

Aynı zamanda 15. Beş Yıllık Plan kapsamında yapay zeka ve yeşil enerji yatırımlarına hız veren Pekin, dış pazarlardaki daralmayı iç talep ve teknolojik bağımsızlıkla telafi etmeyi hedefliyor.

Dünya Haberleri