Küresel enerji piyasası, ABD-İsrail-İran savaşının etkisiyle her geçen gün daha da kırılgan hale geliyor. Hürmüz Boğazı’ndan geçen tanker sayısının dramatik şekilde düşmesi ve Avrupa’daki doğalgaz fiyatlarının son haftalarda yüzde 70 artması, enerji arzında ciddi endişelere yol açtı.
ÖNERİ SURİYE'DEN GELDİ
Bu kriz ortamında, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Avrupa’ya Körfez’den Akdeniz’e uzanacak kara temelli yeni bir enerji koridoru önerdi. Planın merkezinde, 1947-1950 yılları arasında Aramco tarafından inşa edilen ve Suudi Arabistan’daki Abkayk sahalarından Lübnan’ın Sayda Limanı’na uzanan 1.214 kilometrelik Trans-Arabistan Boru Hattı bulunuyor. Günlük 500 bin varil kapasiteye ulaşabilen hat, 1983’te Lübnan iç savaşı nedeniyle devre dışı kalmıştı.
Şara yönetimi, hattı yeniden canlandırarak Hürmüz Boğazı’na alternatif bir enerji güzergahı oluşturmayı hedefliyor. Uzmanlar, bu girişimi, Ortadoğu’daki savaşın enerji ve lojistik koridorlarında yarattığı kırılganlığın doğal bir sonucu olarak değerlendiriyor.
TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Enerji analistleri, Suudi Arabistan, Irak ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin halihazırda Hürmüz’e alternatif rotaları aktif şekilde kullandığını ancak hiçbirinin tek başına Boğaz’ın yerini dolduramayacağını belirtiyor. Bu süreçte stratejik petrol rezervlerinin kullanımı, devlet destekli sigortalar ve askeri refakat gibi önlemler de gündemde.
STRATEJİK ZORUNLULUK
Öte yandan Suriye’nin önerisi, yalnızca enerji taşımacılığını değil, ticaret koridorlarını da yeniden şekillendirebilir. IMEC projesi gibi bölgesel lojistik planlar, Körfez, Ürdün ve İsrail üzerinden Avrupa’ya uzanan yeni güzergahlarla tartışmaya açılıyor. Analistler, Hürmüz Boğazı’na alternatif kara ve deniz rotalarının geliştirilmesinin artık ekonomik bir tercih değil, küresel enerji güvenliği için stratejik bir zorunluluk haline geldiğini vurguluyor.