ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirdi.
BELGELERİN YAYIMLANMASINDA ZAMANLAMA DİKKAT ÇEKTİ
Bakanlığın yeni belgelerinin; ABD ve İran arasında devam eden gerilimin tırmandığı ve özellikle "pazar sabahı saldırı olacağı" iddiasının gündemde olduğu bir dönemde yayımlanması, çeşitli spekülasyonlara neden oldu.
ARKASINDA İRAN MI VAR?
Bu durumun arkasında İsrail'in olduğu ileri sürüldü. İddialara göre İsrail'in bu tutumunun temel nedeni, Trump'ın İran'a yönelik saldırısını başlatmasını sağlamak. İçinde Trump'ın da adının geçtiği belgeler yayımlanınca; Trump'ın gündemi değiştirmek amacıyla İran'a yönelik bu saldırıyı gerçekleştireceği iddia edildi.
Konuyu Halk TV Washington Temsilcisi Serra Karaçam, katıldığı Halk TV canlı yayınında anlattı.
Karaçam; bu belgelerin tam da gözlerin İran’a çevrildiği, Washington’un başkandan çıkacak bir saldırı emrini beklediği bir dönemde açıklanmasına ilişkin şunları söyledi:
"Bu durum bir tesadüf de olabilir. Adalet Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre, mağdurların isimlerinin gizlenmesi, özellikle çocuklara ait materyallerin yer aldığı bölümlerin kapatılması gerekiyordu. Belgelerin bu şekilde dosyalanarak kamuoyuna açılabilmesi için zamana ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.
Öte yandan asıl soru şuydu: Bu pazar günü başkandan bir saldırı emri gelecek miydi? İsrail ve Amerika hangi konularda pazarlık yapıyordu? Gerçekten İsrail, İran’a saldırıyı istiyor muydu? Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz haftalarda son anda öğrenmiştik ki İsrail, Washington’a “dur” demişti. Çünkü İran’ın vereceği olası karşılığa karşı ABD’nin hazırlıkları tam değildi. Demek ki İsrail’in de hazırlıkları tamamlanmamıştı.
Dolayısıyla beklenmedik şekilde Arap ve Körfez ülkelerinin yanı sıra İsrail’in de Amerika’ya “biraz bekleyelim” dediğine dair haberler çıkmıştı. Bu hafta sonu asıl amaç protestocuların ölmesini engellemek miydi, yoksa bu protestolar rejim değişikliğine yol açacak bir enstrümana mı dönüştürülmek isteniyordu?
ABD’de önemli bir düşünce kuruluşu olan Ortadoğu Forumu’nda son günlerde yayımlanan belgelere bakıldığında, protestolarla birlikte iktidara gelebilecek yönetici profillerinin de paylaşıldığı görülüyor. Bu profiller arasında geniş Şii ve Pers kökenli lider adaylarının yanı sıra, İran’da nüfusun yaklaşık yüzde 40’ını oluşturan alternatif lider profilleri de yer alıyor.
Dolayısıyla amaç sadece protestoları durdurmak ya da ölümleri engellemek değil. Amaç nükleer faaliyetleri engellemek mi, bundan da emin değiliz. Yoksa İran’ın asıl caydırıcılığı olan füze kapasitesini; hem menzil hem sayı açısından düşürmek mi? Aynı zamanda Hamas, Husiler gibi vekil güçlere verilen desteğin önünü kesmek mi? Tüm bu başlıklarda bir anlaşmaya varılırsa, İran “sadece nükleeri konuşurum, geri kalanları konuşmam” diyor. Bu da Trump’ın istediği net bir zafer görüntüsünü vermiyor.
İsrail açısından ortak çıkarlara bakıldığında ise şu soru öne çıkıyor: Trump bunu İsrail için yaparsa karşılığında ne alacak? Toplam çıkarlar açısından İsrail’den ne alırsa bu riskli sürece girer? Önceki saldırıyı hatırlarsak, İsrail tatmin olmadığını açıklamış, nükleer meselenin bitmediğini, daha küçük ve farklı yerlerde sürdüğünü söylemişti.
Bütün bu kaosa bakıldığında, başkanın hâlâ kafasının karışık olduğu görülüyor. “İran’ın işini bir günde bitiririz, geçiş hükümeti kurarız” gibi hızlı sonuç verecek bir savaş formülünün olmadığını gördüğü için beklemeyi tercih ediyor.
Bu nedenle İran’ın, Venezuela saldırısı gibi gündem değiştirme hamleleri yaptığı yönünde yorumlar da yapılmıştı. Tam da Epstein belgelerinin açıklandığı bu hafta sonunda, İran için benzer bir gündem mi oluşturuluyor sorusu gündeme geldi.
BELGELER NEDEN GEÇ YAYIMLANDI?
Karaçam; Adalet Bakan Yardımcısı'nın yaptığı açıklama ile belgeleri geç yayımlayarak kimseyi korumadıklarını, Epstein’in elektronik cihazlarından çıkan video görüntülerinde yeni mağduriyetler yaratmamak adına "temizlik" yaptıklarını söylediğini aktardı.
Karaçam'ın aktardığına göre Bakanlık; açıklanan 3 milyon yeni belgede daha önce ceza almamış yeni isimlerin bulunamayacağını, herkesin yeterince incelendiğini ve yeni bir durumun ortaya çıkmayacağını bildirdi.
TRUMP HAKKINDA YENİ İDDİALAR DOSYADA
Karaçam, buna rağmen kendisi de dahil olmak üzere basın mensuplarının Bakanlığın verilerini incelemeye başladığını belirtti.
Karaçam, incelediği verilere ilişkin şunları söyledi:
"Bu sırada Trump’la ilgili neler olduğu da merak konusu oldu. Trump hakkında FBI ihbar hattına ulaşmış bazı iddialar bulunduğu görüldü. Bunlar arasında, yarışma ortamlarında tacizde bulunduğu, kızları açık artırmaya çıkardığı, “kalite kontrol” yaptığı gibi kanıtlanmamış iddialar yer alıyor.
Ancak bu ihbarlar, soruşturmaya dönüşecek deliller bulunamadığı için sonuçsuz kalmış. Yine de ilk belgelerde Trump’la ilgili bu kadar net iddiaların yer aldığını daha önce görmemiştik.
Buna rağmen New York Times dahil birçok gazete, kanıtlanmadığı için bu iddiaları haberleştirmedi. Bu nedenle benim 2–3 cümlelik değerlendirmelerime de yer vermemeyi tercih ettiler.
İkinci olarak, Trump yönetiminde şu anda görev yapan Ticaret Bakanı’nın 2012’li yıllarda Epstein’le olan ilişkileri ortaya çıktı. Epstein’in adasına gittiği bilgisi yeni bir gelişme. Ayrıca şu anda hukuk danışmanlığı yapan bir ismin de Epstein’le görüşmeleri olduğu, onun organize ettiği gezilere katıldığı öğrenildi."
TRUMP BU İDDİALARI ÖNEMLİ GÖRÜR MÜ?
Karaçam; Trump'ın, gazetelerin 'kanıtlanmadığı' iddiasıyla yer vermediği bu gelişmeye önem vermeyeceğine dikkat çekti. Bu iddiaların, İran'ı bombalayarak gündemi kapatacak kadar Trump için önemli olmadığını vurguladı.
Karaçam şunları söyledi:
"Peki Trump, bunlardan gerçekten bu kadar rahatsız olur mu? New York Times’ın bile kanıtlanmadığı için yayımlamadığı bu iddiaları, İran’ı bombalayarak kapatmaya çalışacak kadar önemli görür mü? Zaten bu iddialar ortaya çıkmadan önce de Demokratlar ve aşırı sol kesimler her fırsatta bunları dile getiriyordu."