Dünya'dan 430 ila 437 ışıkyılı uzaklıkta, genç bir yıldızın etrafında gezegenler şekilleniyor, ve astronomlar bu oluşumu neredeyse anlık olarak takip ediyor. Wispit 2 adlı yıldız sistemi, yalnızca ikinci kez doğrudan gözlemlenebilen çok gezegenli bir protoplanet sistemi olma özelliğiyle bilim dünyasında çığır açan bir keşfe dönüştü.
İKİNCİ KEZ YAŞANAN BİR "İLK"
Gezegenler nasıl oluşuyor sorusu, onlarca yıldır yalnızca teorik modeller ve dolaylı verilerle yanıtlanmaya çalışıldı. Wispit 2, bu soruya doğrudan bir yanıt sunma potansiyeli taşıyan ender sistemlerden biri.
2025 yılında keşfedilen Wispit 2b gezegeninin ardından, aynı araştırma ekibi şimdi ikinci bir gezegenin varlığını doğruladı. Wispit 2c adı verilen bu dev gezegen, kardeş gezegeninden iki kat daha kütleli ve yıldıza daha yakın bir yörüngede dönüyor. Her iki gezegen de Jüpiter benzeri gaz devleri sınıfına giriyor.
Daha önce yalnızca PDS 70 sisteminde çok gezegenli bir oluşum süreci anlık olarak gözlemlenebilmişti. Wispit 2 bu kulübe dahil olan ikinci sistem.
GÜNEŞ SİSTEMİMİZİN AYNASI
Araştırmayı yürüten ekibin baş yazarı, İrlanda Galway Üniversitesi'nden doktora öğrencisi Chloe Lawlor, bu sistemin önemini şöyle özetliyor:
"Wispit 2, şimdiye kadar kendi Güneş Sistemimizin geçmişine açılan en iyi pencereyi sunuyor."
Yıldızın çevresindeki toz ve gaz diskinin yapısı, milyarlarca yıl önceki genç Güneş Sistemimizin oluşumuna ait benzerlikler taşıdığına işaret ediyor. Gezegenler arasındaki boşluklar, halkalar ve farklılaşmış katmanlar, maddenin toplandığı ve "bebek gezegenlerin" şekillendiği alanlara karşılık geliyor.
ÜÇÜNCÜ BİR GEZEGEN DE MÜMKÜN
Disk yapısı yalnızca iki gezegenin varlığına işaret etmiyor. Daha dış bölgelerde, daha dar ve sığ bir boşluk da dikkat çekiyor.
"Bu boşluğu bir üçüncü gezegenin açıyor olabileceğinden şüpheleniyoruz. Dar ve derin olmaması, kütlesinin Satürn'ünkiyle kıyaslanabilir olduğunu düşündürüyor" diyor Lawlor.
Bu olası gezegenin doğrudan görüntülenmesi için ekip iki yola başvurmayı planlıyor, Wispit 2 sistemini izlemeyi sürdürmek ve Şili'de inşaatı devam eden ESO Devasa Teleskobu'nun tamamlanmasını beklemek. Ortak yazar Christian Ginski, bu teleskobun devreye girmesiyle söz konusu gezegenin doğrudan gözlemlenebileceğini vurguluyor.
GÖZLEMDE KULLANILAN ARAÇLAR
Keşiflerin arkasında Şili'deki Avrupa Güney Gözlemevi'nin (ESO) Çok Büyük Teleskobu (VLT) var. Teleskoba bağlı Sphere adlı cihaz, atmosferik bozulmayı telafi ederek yıldızın parlaklığını bastırıyor ve arkasındaki gezegenlerin görüntülenmesine olanak tanıyor. Gravity+ adlı ikinci bir cihaz ise gözlemlenen yapıların gerçekten gezegen niteliği taşıdığını doğrulamak amacıyla kullanıldı.
Wispit 2b'nin kütlesi Jüpiter'in beş katı ve yıldızından Dünya-Güneş mesafesinin 60 katı uzaklıkta dönüyor. Wispit 2c ise bu devden iki kat daha ağır ve daha içeride konumlanıyor.
Şu ana kadar Güneş Sistemimizinkine benzer mimariye sahip, çok gezegenli bir yıldız sistemi bulunabilmiş değil. Wispit 2, bu arayışı sonlandırmasa da nasıl bir geçmişten geldiğimize dair en somut ipuçlarından birini sunuyor.