Yoksulluk sorunu

YÖN/FİKRET BİLÂ

Yoksulluk Türkiye’nin en büyük sorunu haline geldi.

Türkiye’de her zaman yoksulluk sorunu vardı ancak eskiden orta sınıf olarak tanımlanan beyaz yakalı memurlar, iş güvencesine sahip meslek sahibi kamu işçileri de çok ciddi geçim sıkıntısı yaşıyorlar.

Orta sınıf da hızla yoksul sınıfa dönüşüyor.

Ücretliler ve emekliler karın tokluğuna yaşamaya çalışıyorlar.

Sosyal, kültürel ihtiyaçlarını karşılamaya ayıracakları kaynak yok.

Kendilerinin ve çocuklarının karınlarını doyurmaya çalışıyorlar.

Haber televizyonlarının pazar yerlerinde, sokakta, parklarda yaptıkları söyleşiler de bu durumu açıkça ortaya koyuyor.

Mikrofon uzatılan emekliler parklardaki belediye banklarında arkadaşlarıyla oturarak zaman geçirdiklerini, çay, kahve içmemek için kahvehanelere bile gitmediklerini söylüyorlar.

Yine bu söyleşilerde emekliler, emekli maaşıyla geçinemediklerini, bu nedenle düşük ücretle de olsa çalıştıklarını belirtiyorlar.

Emekli maaşlarıyla insanca bir yaşam sürdürmek mümkün değil.

Aynı zorun asgari ücretliler için de geçerli.

İşi olmak geçinmek anlamına gelmiyor.

Haklarını alamayan maden işçilerinin eylemleri, açlık grevleri henüz hafızalarda çok taze.

Düşünün ki öğretmenler bile açlık grevi yaparak ücretlerini protesto ettiler.

Öğretmenlik gibi çok saygın bir mesleğin sahipleri bile, özel sektörde asgari ücretle hatta asgari ücretin altında maaşlarla çalışmak zorunda kaldıklarını belirterek 11 gün açlık grevi yaptılar.

Açlık grevi yapmadan kamu yetkilileri de işverenler de ücretlilerle ilgilenmiyor.

İktidar eskiden yılda iki kez belirlenen asgari ücreti artık yılbaşlarında bir kez belirlemeye karar verdi. Ocak ayında belirlenen asgari ücret aralık ayına kadar geçerli. Bu süre zarfında asgari ücrette artış yapılmıyor.

Bu karar asgari ücretliyi açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm etmek anlamına geliyor.

TÜRK-İŞ’in yaptığı araştırmaya göre açlık sınırı 36 bin liraya, yoksulluk sınırı ise 116 bin liraya yükseldi.

Asgari ücret ise 28 bin lira.

Asgari ücretle açlık sınırı arasında fark giderek açılıyor.

TÜİK’e göre mayıs ayı sonu itibariyle yıllık enflasyon yüzde 32 düzeyinde.

Ancak bağımsız akademisyenlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre ise mayıs ayı sonu itibariyle yıllık enflasyon yüzde 53 oranında.

TÜİK rakamlarına göre yapılan hesaplamalara göre enflasyon haziran ayı sonu itibariyle yıllık yüzde 32 düzeyinde olacak.

Kamu çalışanları ve emeklilere, yılın ikinci yarısı için yapılacak ücret artışlarında bu oran esas alınacak.

Bu durum ücretlilerin ve emeklilerin geçim sorununun giderek büyüyeceğine işaret ediyor.

Özellikle ev sahibi olmayan, kirada oturan çalışanların ve emeklilerin hali çok daha vahim.

İktidarın, Türkiye’nin en büyük sorunu haline gelen yoksulluğun giderilmesi konusunda bir çabası yok.

Emekten değil sermayeden yoksuldan değil zenginden yana olan tercihini değiştirmeye niyetli görünmüyor.

Ancak seçim varsa öncesinde ücretleri biraz artırmak dışında bir politikası yok.

Bu durum ancak halkın da sandıkta tercihini değiştirmesiyle değişebilir.

İktidar değişikliği olmadıkça düşük maaş sorununun, dolayısıyla yoksulluk sorununun çözülmesi mümkün görünmüyor.