Halk TV Canlı Yayın
Fatih Ertürk

Fatih Ertürk

Geçenlerde bir bilimsel makale okumuştum. Makalede konu insan hafızası ve unutmakla ilgiliydi. Tanım tam olarak şöyleydi;

Pek çok insana göre iyi bir hafızaya sahip olmak, uzun süre boyunca pek çok bilgiyi akılda tutabilmek anlamına gelir. Aynı şekilde bugüne kadar nörobilimcilere göre de unutma eğiliminde olmak beynin bilgiyi depolama ve yeniden işleme sürecinde gerçekleşen bir başarısızlık olarak görülüyordu.Ancak yapılan yeni araştırmalara göre, beynimiz hatırlamaktan çok unutmaya çalışıyor. Üstelik bu bir hata değil, tam ters beynin temel bir savunma mekanizması”.

Bizim halkımızın öğrenmek, sorgulamak, araştırmak, merak etmekten daha çok beynin bu temel savunma mekanizması yani unutmakla donatıldığını söylesek pek de yanlış konuşmamış oluruz. Ancak “beynin temel savunma mekanizması” olarak görülen bu “unutma” hastalığıyla şu sıralar biz de bilim adamlarından çok siyasetçiler ilgileniyor.

Neden derseniz şöyle; Cumhurbaşkanı, AKP Genel Başkanı, Siyasi Parti Lideri, Yerel Seçimleri AKP Adına Kazanma Sorumlusu (ne kadar çok sıfat var bir tek kişide değil mi) memleketim Hatay’da bir konuşma yaptı. Konuşmasında HDP ve CHP’li yöneticilerin videolarını izleten Sayın Cumhurbaşkanı HDP’ye ve CHP’ye vurdukça vuruyordu. Hatta onların kendi ülkelerindeki bir bölgeye isim taktığını bile söyledi. Şöyle diyordu;

"Bunların kim olduğu ortada, ne diyor? 'Kürdistan' diyor,  bir defa kendine gel, Türkiye'de 'Kürdistan' diye bir bölge var mı? Buradan  ekranları başından bizi izleyen milletime de seslenmek istiyorum. Ülkemi bölmeye çalışan terör örgütü destekli bu adamlara, bu siyasi partiye, onun destekçisi CHP'ye, İyi Partiye 31 Mart'ta Osmanlı tokadını atmaya var mıyız? Kapı kapı  dolaşmaya var mıyız? Allah'ın izniyle ben meydanlarda bunları anlatacağım,  inanıyorum ki siz de gittiğiniz her yerde bunları anlatacaksınız. Bunlara da  gereken dersi vereceğiz".

Cumhurbaşkanından “birleştirici, bütünleştirici, kaynaştırmaktan yana, bölünmeye karşı” bir söylem duymayalı çok uzun zaman olmuştu. Zaten kimse artık böyle bir şey beklemiyor. Bir kasaba politikacısı gibi sayın Erdoğan ağzına geleni söyledi. Hatta videolarda kimlerin Türkiye’nin öz vatanının bir parçasına nasıl “Kürdistan” dediklerini anlattı. “Kürdistan” diye bir bölgeden nasıl söz edilirdi ki böyle bir yer yoktu.

El Hak doğru…Türkiye’nin bir bölgesine, bir parçasına Türkiye Cumhuriyeti Devletinin adı dışında böyle benzetmeler yapmak vatana ihanettir, hıyanettir, bölücülüktür.

Peki; bunları bu ülkede ilk kez kim söyledi. Yani PKK terör örgütü ve uzantıları dışında bu ülkede Kürdistan sözcüğünü ilk kez kim dile getirdi.

Bir bakalım…

Tarih 16 Kasım 2013. Bir Cumartesi. Diyarbakır’da bir miting var. Hani Şivanperver, İbrahim Tatlıses bir de o dönem AKP’nin gözdesi Mesut Barzani’nin katıldığı bir tören. Bugün HDP’ye, CHP’ye ağzına geleni söyleyen Recep Tayyip Erdoğan başbakan olarak konuşuyor;

"Değerli dostum Mesut Barzani'yi Diyarbakır'da ağırlıyoruz. Tıpkı babanız gibi, amcalarınız gibi sizde hoşgeldiniz. Sizin şahsınızda Kürdistan'daki kardeşlerimi de selamlıyorum. Erbil'de kendimizi evimizde hissediyorsak sizde burada kendinizi evinizde hissedin. Bugün büyük kucaklaşmaya, büyük buluşmaya şahit oluyoruz. Bu hasrete, özleme son veriyoruz. Hoşgeldin Şivan Perwer diyoruz".

Ve yandaş gazeteler ertesi gün büyük bir yalakalıkla, ağzından salyalar sıçratarak tarihi manşetlerini attı; “İlk kez bir Türk Başbakanı ‘Kürdistan’ dedi”.

Yetti mi, yetmedi…

Bir de ne dedi; “Bu hasrete ve özleme son veriyoruz. Hoş geldin Şivan Perver diyoruz” dedi.

Kimdir Şivan Perver; yer İsveç’in başkenti Stockholm. Bir konser alanı. Tarih 1999. Yani Türkiye’ye gelmeden daha 4 yıl önce. Şivan Perver konser veriyor. Ve konsere başlamadan önce konuşuyor. Aynen şunları söylüyor;

“Abdullah Öcalan barış ve özgürlük savaşçısıdır. Terörist değildir. Terörist olan Türkiye Devletidir. İnanın bana terörist olan onlardır. Türkiye'nin silahları bizi öldürüyor.”

Peki Diyarbakır buluşmasında Erdoğan’ın elini kaldırdığı sarılarak hoş geldin dediği Şivan Perver Diyarbakır gezisi öncesi kendisine sorulan; “Kim çağırıyor, neden gidiyorsunuz” sözlerine bakın nasıl yanıt vermiş;

“Diyarbakır’a Barzani’nin daveti üzerine gidiyorum. Muhatabım odur”.

Peki Erdoğan ne demişti Diyarbakır’a gelen sözde sanatçı Şivan Perver için;

“Bu hasrete ve özleme son veriyoruz. Hoş geldin Şivan Perver diyoruz”.

Bilim adamlarına acil bir çağrıda bulunuyorum. Hatırı sayılır sayıda Hataylı hemşerimin alkışlar ve tezahüratlarla izlediği bu videolu konuşma göz önüne alınıp yeni bir “unutma değil unutturulma, hatırlatma değil aptal yerine koyma” araştırması yapılmasını istiyorum.

Yeter artık Türk halkının beyni; “beynin temel bir savunma mekanizması” olan unutma belasından korumaya almalı.

Yoksa bu bir ülkenin insanlarına bir vatana mal olacak…

Benden söylemesi…

Bu yazı toplam 846 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »