Atilla Köprülüoğlu

Atilla Köprülüoğlu

"Tanıdığım Nazım Hikmet"

Uzun boyu, ak ve sarı karışımı dalgalı gür saçlarıyla

kadınlı erkekli hayranlarının ortasında

karlı bir zirve gibi yükselendir "yakışıklı adam"...

Kendisine ismiyle seslenilince olduğu yerde

hızla döner ve çevresindeki kalabalığı adeta

yararak sese yönelir.

Sesin sahibi kendini tanıtır;

‘’Merhaba ben Orhan Karaveli, Türkiye’den. Gazeteci!’’

Kocaman mutluluk dalgası ‘’yakışıklı adam’’ın yüzünde yayılmıştır.

Akdeniz mavisi gözleri ışıl ışıldır.

Uzun parmaklı elleriyle gazeteciyi omuzlarından yakalar.

Dostça uzatılan eli avuçları içinde tutarak nefes nefese:

‘’Merhaba!..

Binlerle merhaba!’’ der ve ekler;

‘’Hoş geldiniz. Zaten duymuştuk bugün burada

olacağınızı. Sabırsızlıkla bekliyorduk…’’

Biraz önce çevresini saranlar eski dostlarınkine

benzer ‘’kavuşma’’ sahnesini ilgiyle izliyordu.

Kruvaze kahverengi şık takım elbiseli

‘’yakışıklı adam’’,

‘’Sen esirliğimsin ve hürriyetimsin/

Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin/

Sen memleketimsin/

Sen elâ gözlerinde yeşil hareler/

Sen büyük, güzel ve muzaffer/

Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretim ‘’i

yazmış

‘’Vatan Haini Vatan Şairi’’ Nâzım Hikmet Ran’dı!

Nâzım’ın ‘’Merhaba’’sından sonra da ilk sözü

‘’Bu çocuksu heyecanımı hoş görün.

9 yıldır ilk kez bir yurttaşımla görüşüp konuşuyorum buralarda…’’

Orhan Karaveli, Nâzım’ı sürgünde yaşadığı Moskova 'da

tam 58 yıl önce ziyaret eden

Türk gazetecilerden yaşayan son kişidir!

‘’Tanıdığım Nazım Hikmet’’te ozan

hakkında anı/tespitlerine yer verir.

Ona göre Nâzım yurt ve yurttaş

özleminin somutlaşmış bir anıtı gibidir!

Asıl işinin ‘’ozanlık, yazarlık ve barış havariliği’’

olduğunu dillendiriyordu görüşmelerinde hep.

‘’Kurtuluş Savaşı Destanı’’nı hayatının eseri

olarak anlatırken derdini de aktarmadan

edemiyordu Karaveli’ye:

‘’İstiklal Savaşı’mızı anlattığım bu destan,

tam 66.000 bin dizeden oluşacaktı.

46.000 bini halen kayıptır.Yazık çok yazık!’’

Gazeteci Karaveli, Nâzım‘ın Moskova’da özenle kendisine

yazdırdığı, Türkiye’de de ‘’resmen’’ yayınlanan

ilk şiirinin ‘’Yine Memleketim Üzerine Söylenmiştir’’

olduğunu aktarır;

‘’Memleketim, memleketim, memleketim/

Ne kasketim kaldı senin ora işi’’ ile başlayan,

‘’Alnımın çizgilerindesin memleketim/

Memleketim memleketim…’’ile biten!

Yine;

‘’Çok yorgunum beni bekleme kaptan/

Seyir defterini başkası yazsın/

Kubbeli çınarlı mavi bir liman/Beni o

limana çıkaramazsın…’’dizelerinin öyküsünü

anlatır.

Varna’da sahilde bir lokantada otururken yazmıştır ‘’Liman’’ı.

‘’Cancağızım’’ diye hitap ettiği Karaveli’ye;

‘’Oğlum Memet’’, ‘’Vapur’’u hasretinden yazdığını da!

Kitapta;

Nazım’ın Mustafa Kemâl’le tanışması

da yer alır.

Nâzım, Paşa’ya ‘’ben de sizin gibi Selanikli’yim’’ demiştir,

gülümsemiştir Mustafa Kemâl..

Orhan Karaveli, Nâzım’lı anıların içinde en çok onun

şu sözünden etkilendiğini yazmış;

‘’Öldüğüme yanmam da buralarda gömerler ona yanarım…’’

Yazıyı; Fransız dev sanatçılar Yves Montand ve

Simone Signoret’in, Ressam

Abidin Dino’nun isteği üzerine şairin 75.doğum

yıldönümüyle ilgili yazdığı mesajla bitirelim;

‘’Sevgili Nâzım! Ölmediğine göre daha nice yıllar...

Mademki yaşıyorsun ‘doğum’ yıldönümün kutlu

olsun.

Ozanlar ölmez!

Seni tanıyanlar için de

ölmedin.

Yaşıyorsun, çünkü güzel yiğit ve hoş insandın!’’

Seni dünya paylaşamıyor Nâzım dünya !..

Önceki ve Sonraki Yazılar