Halk TV Canlı Yayın
Muzaffer Ayhan Kara

Muzaffer Ayhan Kara

Haftanın ilk günü öğleden sonra Uğur Dündar’la buluştuk ki, henüz oturmadan havada bir olağanüstülük olduğunu hissettim. Tevekkeli değil, meğer İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda Sözcü yazarları Necati Doğru, Emin Çölaşan ile genel yayın yönetmeni Metin Yılmaz, gazetenin internet yayın yönetmeni Mustafa Çetin ve internet haber koordinatörü Yücel Arı hakkında “FETÖ’ye üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek” suçlamasıyla 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenlenmiş ve tam da bu haberin ajanslara düştüğü anda Üstat Dündar’ı ziyarete gelmişim! Dosyada şüpheli olarak bulunan ve aylar önce savcılıkça ifadeleri alınan yazarlar Uğur Dündar ve Saygı Öztürk için ise “takipsizlik” kararı verilmiş. Dündar, hakkındaki takpsizliğe mi sevinsin, yazar arkadaşlarının, yazdığı gazetenin yöneticilerinin hakkında iddianamenin kabulüne mi üzülsün, şaşkınlık içindeydi.

NE BEKLİYORDUM, NE OLDU?

Söz konsu iddianame öncesinde şahsen beklentim, Sözcü’ye yönelik suçlamadan dolayı Burak Akbay’ın hakkındaki yakalama kararının kaldırılması; tutukluyken serbest bırakılan Gökmen Ulu ve diğer isimlerin beraatiydi. Şimdi adeta ‘vites yükselten’ başsavcılık yeni bir iddianame ile Sözcü’ye yönelik isnatının kapsama alanını genişletmiş oldu! O yüzden çok şaşırdım!

Ağır ceza mahkemesine gönderilen ve “hukuksal temelden yoksun” iddianame kabul edilirken dikkat çeken çarpıcı fotoğraf ise iddianamenin tamamının İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘çürütülen’ davadan ‘kopyala-yapıştır’ olması…

İDDİANAMEYİ NEREYE OTURTMALI?

Peki, bu noktada İlhan Selçuk gibi soralım; “Bu iddianameyi nereye oturtmalı?”

Büyük fotoğrafa bakalım iddianameyi nereye oturtacağımızı belirlemek için…

24 Haziran’da adına her ne kadar da “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” denilse de fiilen ‘başkanlık rejimine’ geçildi. Şimdi sırada 2019 Mart ayı sonundaki yerel seçimler var. “Cumhurun bir kısmının ittifakı”, başkanlık rejiminin yerleşmesini sağlamak için yerel seçimlerde yara almak istemiyor. Herkes biliyor ki devlet ve hükümet olanaklarını seferber edecek iktidar, özellikle İstanbul ve Ankara’yı elinde tutmak istiyor.

Fakat İstanbul ve Ankara’yı elde tutmak için ekonomik verilerin de kötü olduğu bu momentumda devlet ve hükümet olanakları, dağıtılacak ‘ulufe’ yeterli olmayabilir. Kontrol dışı kalan medyayı da kıskaç altına almak şart! Neredeyse dibine kadar medyayı kontrol eden hükümet şimdi “dibini” de tehlike görüyor! Ne var dipte? Sözcü, Cumhuriyet, Odatv, Halk TV, Tele 1 gibi muhalif medya kuruluşları var.

Ancak bu arada Sözcü, şu anda Türkiye’nin en çok bayi satışı olan gazetesi. Dahası, kahvelerde bir Sözcü’yü en az 20-30 kişi okuyor. Okunurluğu, etki gücü tirajından çok fazla. Sözcü yazarı Soner Yalçın’ın sahibi olduğu Odatv’nin okur tabanı tam 1 milyon. Halk TV’deki efsane program, Uğur Dündar’ın hazırlayıp sunduğu Halk Arenası, en çok izlenen televizyon programı…

İşte Sözcü’ye yönelik yeni iddianame, muhalif medya üzerinde yerel seçimler öncesinde sallanacak “demoklesin kılıcı”dır! Hukuksal temelden yoksun bu iddianameyi başka türlü izah etmek mümkün değil! Maksat, yerel seçim öncesinde muhalefetin sesini kısmak, sindirmek ve “malı götürmek”!

AK PARTİ İKTİDARINDAN HER SEÇİM ÖNCESİ MEDYAYA ‘OPERASYON’!

Ak Parti iktidarının başka seçimlerin öncesinde de benzer ve daha beter adımlar attığı da aşikar.

-2007 genel seçimleri öncesinde en çok izlenen TV kanalı atv ve en çok ikinci tiraja sahip Sabah gazetesi hem de devlet bankalarından verilen kredilerle iktidarın borazanı yapılmadı mı?

-2011 genel seçimleri öncesinde Doğan Grubu’nun elinden Milliyet ve Vatan, Rekabet Kurulu tarafından güya “rekabeti ortadan kaldırıyor” gerekçesiyle alınmadı mı? Yandaş Demirören’e geçmedi mi?

-24 Haziran 2018 seçimlerine çeyrek kala iktidarın baskısıyla Doğan Grubu bir anda komple Demirören Grubu yapılmadı mı? CNN, Kanal D, Posta, Hürriyet, DHA ve diğer organlarla dağıtım şirketi iktidarın yanına alınmadı mı? Dağıtım tekeli oluşturulmadı mı? Hükümetin kontrolundaki Rekabet Kurulu bu kez kulağının üstüne yatırılmadı mı?

İKİTİDARA NOTUM ŞU:

1) ‘FETÖ taktikleriyle’ FETÖ’yle mücadele edilmez! Bağımsız medya gün gelir size de lazım olur. 2) ‘Yerli ve milli’ medya organlarına darbe vurdukça yabancı medya kuruluşlarının önünü açıyorsunuz Türkiye’de! Bunun ayırdında mısınız? ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, Rusya, Çin ajansları, televizyonları, radyoları, ineternet gazeteleri ile 16 yıllık Ak Parti iktidarında en büyük mesafeyi aldılar. Neden? Çünkü ulusal medya organları kıskaç altında! Çok mu hoşunuza gidiyor vatandaşınızın gelişmeleri emperyal devletlerin medyasından izlemeleri?!

Muzaffer Ayhan Kara'nın yazısı

Bu yazı toplam 220 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »